davranıyor ile cümle

davranıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Tom gerçekten garip davranıyor.Tom si sta comportando in modo veramente strano.
Bir çocuk gibi davranıyorsun.Ti stai comportando come un bambino.
Herkes temkinli davranıyor, risk seviyesi oldukça yükseldi."Ogni cosa deve avere tensione, andare avanti al ritmo giusto».
Fransızlar daha fazla toprak talep ediyor, Avusturyalılar gönülsüz davranıyordu.Le forze francesi ebbero la meglio e gli austriaci vennero costretti a capitolare.
O esrarengiz bir şekilde davranıyor.Она вела себя загадочным образом.
Emily bana oldukça cana yakın davranıyor.Эмили очень приветлива со мной.
Ancak ailesine çok sert davranıyordu.Тем не менее ведёт себя с людьми очень скромно.
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.С ней жестоко поступили.
Tom biraz garip davranıyor.كان توم يتصرف غريبا قليلا.
O, gecenin ortasında ormana gider ve şimdi karanlıktan korkuyormuş gibi davranıyor.هو، يذهب للغابة في منتصف الليل والآن يتصرف وكأنه يخاف من الظلمة.
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.Apesar disso, eles o maltrataram.
Ancak ailesine çok sert davranıyordu.Você tinha que ser muito enérgica com ele.
Garip davranıyor.Ele está agindo de maneira estranha.
Eminim ne olduğunun farkındaydı ama görmemiş gibi davranıyordu.Hij wist zeker dat het zo is, maar hij ziet niks.
İnsanlar bana bugün farklı davranıyorlar gibi görünüyor.Mensen lijken me anders te behandelen vandaag.
Beni tanımıyor gibi davranıyor.Hij doet alsof hij mij niet kent.
Kurallara aykırı davranıyorsun.Je gedraagt je in strijd met de regels.
Bu kayıp uygarlığı bulmak için çok aceleci davranıyordu.Bardzo szybko tracił on siły w walce z żywiołem.
Eminim ne olduğunun farkındaydı ama görmemiş gibi davranıyordu.Grał jak szedł, ale wiedział, gdzie idzie.
Hiç değilse kendisi öyleymiş gibi davranıyordu.Han beslutar sig därför att låtsas att han är det.
Biz elimizdekinin değerini unutacak kadar rahat davranıyorduk ki bu gerçekten çok aptalcaydı.Якщо про чиюсь роботу відгукувався позитивно, ми це дуже цінували.
Fransızlar daha fazla toprak talep ediyor, Avusturyalılar gönülsüz davranıyordu.Просування французів було стрімким і застало австрійців зненацька.
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.По обличчю Майлза всі розуміють, що це правда.
Ancak ailesine çok sert davranıyordu.Бував жорстокий зі своєю дружиною.
Tom her zaman böyle davranıyor mu?Том завжди себе так поводить?
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.Și apoi, toată mass-media se poartă de parcă ar fi adevărat.
Lenin gibi Stalin de halk içinde tevazu ve gösterişsiz şekilde davranıyordu.La fel ca și Lenin, Stalin se comporta modest în public.
Bana sanki bir yabancıymışım gibi davranıyor.El mă tratează ca și cum aș fi un străin.
Tom çok hasmane davranıyor,değil mi?Tom se poartă foarte neprietenos, nu-i așa?
Hiç değilse kendisi öyleymiş gibi davranıyordu.Valójában ugyanúgy viselkedik, mint korábban.
Onlara göre Helen kadın olduğu için duygusal davranıyordu.Kiderül, hogy Helen volt a tettes.
Daha çocuk yaşta oluşum ve boyumun da kısa olması sebebiyle böyle davranıyorlardı.Talán ezért is ragaszkodtam már legkisebb koromban nagyapámhoz.
Niçin beni tanımıyormuş gibi davranıyorsun?Miért tettél úgy, mintha nem ismernél engem?
Fransızlar daha fazla toprak talep ediyor, Avusturyalılar gönülsüz davranıyordu.Ranskalaiset vetäytyivät tasangolta, jolle vyöryi lisää ja lisää itävaltalaisia.
O okulda iyi davranıyor ama evde sorunlara neden oluyor.Hän käyttäytyy hyvin koulussa, mutta aihettaa ongelmia kotona.
Tom mutlu gibi davranıyordu fakat derinlerde üzgündü.Tom käyttäytyi, niin kuin hän olisi ollut onnellinen, mutta sisimmässään hän oli surullinen.
Biz elimizdekinin değerini unutacak kadar rahat davranıyorduk ki bu gerçekten çok aptalcaydı.Ὁ ἀδελφός του μοῦ ἔκαμε νόημα νὰ εἶμαι προσεκτικός.
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.I enkelte sagn virker det som om folk faktisk har tenkt seg at det var slik.
Onlara konuşamayan bebekler gibi davranıyoruz.Kami memperlakukan mereka seperti bayi yang tidak bisa berbicara.
Ancak ailesine çok sert davranıyordu.Namun, ia sangat serius menjaga keluarganya.
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.Karenanya, ia memperlakukan mereka secara kejam.
Onlara konuşamayan bebekler gibi davranıyoruz.言わずと知れたブッチャー似の選手だ。
Dolayısıyla, eğer içten davranıyorsak ürettiklerimiz hissettiklerimizdir.と言う具合に、表示された通りに行動すると最終的に望む結果が得られる。
Ancak ailesine çok sert davranıyordu.末妹に対して厳しい態度をとっている。
Dolayısıyla, eğer içten davranıyorsak ürettiklerimiz hissettiklerimizdir.在休謨來看,真正重要的是在於我們如何感覺這些行為。
Ancak ailesine çok sert davranıyordu.她对待子女的态度极为严厉。
Hiç değilse kendisi öyleymiş gibi davranıyordu.或者至少假装。
Biz elimizdekinin değerini unutacak kadar rahat davranıyorduk ki bu gerçekten çok aptalcaydı.那只是證明了我們擁有心這件事根本就是多餘的。
Onlara konuşamayan bebekler gibi davranıyoruz.우리는 그것들을 마치 말 못하는 아기와 같이 대해 주었다.
Hiç değilse kendisi öyleymiş gibi davranıyordu.라는 식으로 태연히 행동하였다고 한다.
Biz elimizdekinin değerini unutacak kadar rahat davranıyorduk ki bu gerçekten çok aptalcaydı.기계적으로 공감을 보태는 데 익숙해지면서 우리가 잊고 있었던 "고 평했다.
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.그 방면에 속하는 사람들이라면 누구나 잘 알고 있는 사실이라는 말.
Biz elimizdekinin değerini unutacak kadar rahat davranıyorduk ki bu gerçekten çok aptalcaydı.היה זה לנו מבחן חמור, העלמת יהדותנו, שלמענה היינו מוכנים להקריב הכל, הייתה לנו חוויה קשה.
Onlara konuşamayan bebekler gibi davranıyoruz.ילדים מתנהגים עם חברים באופן שונה מאשר אלה שאינם חבריהם.
Daha çocuk yaşta oluşum ve boyumun da kısa olması sebebiyle böyle davranıyorlardı.אני מכיר אותו מאז ששיחקנו יחד, אז הוא היה מאוד צעיר.
Ve daha sonra medyadaki herkes sanki bu doğruymuş gibi davranıyor.I svi mediji to prenose kao da je to istina.
Fotonlar sanki birer parçacıklarmış gibi davranıyordu.Orchester znie ako keby bol rozbitý na kusy.
Fransızlar daha fazla toprak talep ediyor, Avusturyalılar gönülsüz davranıyordu.Francúzske sily boli početne slabšie ako rakúske.
Biz elimizdekinin değerini unutacak kadar rahat davranıyorduk ki bu gerçekten çok aptalcaydı.Myslel som si, že budeme musieť piť tie blbosti, aby sme s nimi držali krok, lebo boli naozaj dobrí, viete?
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.Grdo je ravnala z njim.
İlgili Sayfalar