davasını ile cümle
davasını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Çünkü RABbin bir öç günü, Siyonun davasını güdeceği bir karşılık yılı olacak.因 耶 和 華 有 報 仇 之 日 、 為 錫 安 的 爭 辯 、 有 報 應 之 年
Çünkü RABbin bir öç günü, Siyonun davasını güdeceği bir karşılık yılı olacak.因 耶和華 有 報仇 之 日 、 為錫安 的 爭辯 、 有 報應 之 年
Düşük yaptı. Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veŞi când au adus cazul ei în faţa judecătorului, pentru prima oară s-a ridicat şi a spus:
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Aku tak bersalah dan dapat membela diri di hadapan-Nya, maka aku akan dinyatakan bebas untuk selama-lamanya
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Ali o reto pleitearia com ele, e eu seria absolvido para sempre por meu Juiz.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Allí el justo podría argüir con él, y yo me libraría para siempre de mi Juez
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Allora un giusto discuterebbe con lui e io per sempre sarei assolto dal mio giudice
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Ce serait un homme droit qui plaiderait avec lui, Et je serais pour toujours absous par mon juge.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.da gik en oprigtig i Rette med ham, og jeg bjærged for evigt min Ret.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Da skulde en rettskaffen mann gå i rette med ham, og jeg skulde slippe fra min dommer for all tid.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Då skulle hans motpart stå här såsom en redlig man, ja, då skulle jag för alltid komma undan min domare.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Doar un om fără prihană ar vorbi cu El, şi aş fi iertat pentru totdeauna de Judecătorul meu.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.거기서는 정직자가 그와 변론할 수 있은즉 내가 심판자에게서 영영히 벗어나리라
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Ott egy igaz perelne õ vele; azért megszabadulhatnék birámtól örökre!
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Silloin käräjöisi hänen kanssaan rehellinen mies, ja minä pelastuisin tuomaristani ainiaaksi.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.sondern lege mir's gleich vor, so will ich mein Recht wohl gewinnen.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Tại đó người ngay thẳng sẽ luận biện với Ngài, Và tôi được thoát khỏi kẻ đoán xét tôi đến mãi mãi.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Tại đó người ngay_thẳng sẽ luận biện với Ngài , Và tôi được thoát khỏi kẻ đoán xét tôi đến mãi_mãi .
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Tam by sa pravotil s ním priamy človek spravedlivý, a navždy by som uniknul svojmu sudcovi.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Tamby się człowiek szczery rozprawił z nim, i byłbym wolnym wiecznie od sędziego mego.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Tedaj bi se jaz poštenjak pravdal ž njim, in za večno bi se rešil sodnika svojega.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Tuť by upřímý hádati se mohl s ním, a byl bych osvobozen všelijak od soudce svého.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Τοτε ηδυνατο ο δικαιος να διαλεχθη μετ' αυτου και ηθελον ελευθερωθη διαπαντος απο του κριτου μου.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Тогава би станало явно, че един праведник разисква с Него; И така аз бих се освободил за винаги от Съдията си.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.Тогда праведник мог бы состязаться с Ним, – и я навсегда получил бы свободу от Судии моего.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.שם ישר נוכח עמו ואפלטה לנצח משפטי׃
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.هنالك كان يحاجه المستقيم وكنت انجو الى الابد من قاضيّ.
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.在 他 那 裡 正 直 人 可 以 與 他 辯 論 . 這 樣 、 我 必 永 遠 脫 離 那 審 判 我 的
Haklı kişi davasını oraya, Onun önüne getirebilirdi, Ben de yargılanmaktan sonsuza dek kurtulurdum.在 他 那 裡 正直 人 可以 與 他 辯論.這樣 、 我 必 永遠脫離 那 審判 我的
İşte bu tanrı Thoth, Hunefer'nin davasını rapor ediyor.Je to Thovt. Ten sdělí výsledek Huneferovi.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.A aprovação daquela lei e a sua revogação deram força ao processo dos acusados do Aeroporto Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Detta laggodkännande och upphävandet av lagen stärkte fallet med Piarco-flygplatsens anklagade.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Het doorvoeren en de herroeping van de wet versterkten de zaak tegen de Piarco-vliegveld-beklaagden.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Il passaggio di quella legge e l'abrogazione hanno rafforzato il caso degli accusati dell'Aeroporto Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Przechodzenie i unieważnianie tego prawa umocniło sytuację oskarżonych z lotniska Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Schválení tohoto zákona a jeho zrušení posílilo kauzu obviněných v případu Letiště Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Sprejetje in razveljavitev tega zakona sta okrepila primer obtožencev letališča Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Việc thông qua luật và việc bãi bỏ luật củng cố vụ án của hãng hàng không Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Тази част от закона и нейното вето подкрепи случая на обвинените на летище "Пиарко".
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Цей уривок із закону і скасування дії закону загальмували справу звинувачених по аеропорту Піарко.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Это принятие закона и его отмена поддержало дело Подозреваемых Аэропорта Пиарко.
Kolay bir anlaşma gibi yolsuzluk davasını işlemek için aldı그리고 그는 의료과실 건이 주어집니다.
Kolay bir anlaşma gibi yolsuzluk davasını işlemek için aldıומישהו שוכר אותו נותנים לו תיק של רשלנות פושעת
Kolay bir anlaşma gibi yolsuzluk davasını işlemek için aldıوتولى في الواقع أعطي قضية اهمال ليترافع فيها
Kolay bir anlaşma gibi yolsuzluk davasını işlemek için aldı不正医療行為の訴訟を 紹介されるのですが
Miller'ın davasının doruk noktası Trinidad ve Tobago Akıl Sağlığı Yasası'nın 15.A pesar de esto, dijo que la sentencia fue "una victoria del Imperio de la Ley".
Musa onların davasını RABbe götürdü.A Mojžiš predložil ich vec Hospodinovi.
Musa onların davasını RABbe götürdü.I vznesl tu věc Mojžíš na Hospodina.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Ja Mooses saattoi heidän asiansa Herran eteen.
Musa onların davasını RABbe götürdü.모세가 그 사연을 여호와께 품하니라
Musa onların davasını RABbe götürdü.Lalu Musa menyampaikan perkara mereka itu kepada TUHAN
Musa onların davasını RABbe götürdü.Moise a adus pricina lor înaintea Domnului.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Môi-se bèn đem cớ sự của các con gái ấy đến trước mặt Ðức Giê-hô-va.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Môi-se bèn đem cớ sự của các con_gái ấy đến trước mặt Ðức_Giê - hô-va .
Musa onların davasını RABbe götürdü.Moïse porta la cause devant l`Éternel.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Moisés llevó la causa de ellas a la presencia de Jehovah
Musa onların davasını RABbe götürdü.Moisés, pois, levou a causa delas perante o Senhor.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Mose brachte ihre Sache vor den HERRN.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Mosè portò la loro causa davanti al Signore
Musa onların davasını RABbe götürdü.Mozes ging met deze vraag naar de HERE.