Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.A fájlmegosztó oldal tárgyalása iránt Stockholmban hatalmas érdeklődés mutatkozik. Körzeti Bíróság
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Das Interesse an der Filesharing- Verhandlung in Stockholm ist riesig.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Das Interesse an der File-Sharing Verhandlung in Stockholm ist riesig.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.De interesse voor de file-sharing rechtszaak in Stockholm is gigantisch.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.El interés por el juicio en Estocolmo, sobre el intercambio de archivos, es masivo.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.În Stockholm este un interes masiv pentru procesul de mâine.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Interessen for fildelings- retssagen i Stockholm er massiv.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Kiinnostus tiedostonjako -oikeudenkäyntiä kohtaan Tukholmassa on valtava. --Käräjäoikeus--
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.스톡홀름에서 열리는 파일공유 사이트에 대한 재판에 관심이 상당합니다
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.L'interesse verso il processo alla condivisione file a Stoccolma e' enorme. Tribunale distrettuale
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.L'intérêt porté au procès sur le partage de fichier à Stockholm est énorme.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Sự quan tâm dành cho phiên tòa xét xử dịch vụ chia sẻ file ở Stockholm là rất lớn.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Vụ kiện về sự chia sẻ dữ liệu ngày càng được quan tâm ở Stockholm (thủ đô Thụy Điển)
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Zainteresowanie procesem w Sztokholmie jest ogromne.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Zájem ohledně sdílení dat ve Stockholmu je obrovský.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Το ενδιαφέρον για τη δίκη διαμοίρασης αρχείων στη Στοκχόλμη είναι τεράστιο. ΠΕΡΙΦΕΡΕΙΑΚΟ ΔΙΚΑΣΤΗΡΙΟ
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Интереса към делото в Стокхолм е огромен. #Окръжен съд, Стокхолм#
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.Интерес для обмена файлами суд в Стокгольме имеет массовый характер.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.העניין סביב משפט שתוף הקבצים .בסטוקהולם הוא אדיר בית המשפט המחוזי
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.مصلحة محاكمة تبادل الملفات في (ستوكهولم) كبيرة الـمـحـكـمـة الـمـحـلـيّـة
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.我々の現実は 止めれない
Telif hakkı isteğe bağlıdır, fakat ihlal davası için gereklidir.매우 유사한 결과물을 내놓을 수도 있다는 얘기죠 등록은 선택 사항이지만, 저작권 침해 소송의 경우는 등록이 필수요건입니다
Telif hakkı isteğe bağlıdır, fakat ihlal davası için gereklidir.وهذا اختياري لكنه مشروط عند المقاضاة بشأن التعدي على حقوق النشر، وأحياناً ترى حقوق التأليف والنشر
Telif hakkı isteğe bağlıdır, fakat ihlal davası için gereklidir.著作権のマークはcを丸で囲んだもので
Türkiye: Poşu Davası Öğrencisinin Mahkumiyetine Öfke YağdıTurquía: Indignación por sentencia contra estudiante con pañuelo kurdo
Türkiye: Poşu Davası Öğrencisinin Mahkumiyetine Öfke YağdıΤουρκία: Οργή για την καταδίκη φοιτητή στην "Υπόθεση φουλάρι"
Uluslararsı organizasyonlar bu hafta başında Pınar Selek'in davasına dikkat çekmeye çalışıyorlardı.Διεθνείς οργανώσεις προσπάθησαν να γνωστοποιήσουν τη δίκη της Pinar Selek νωρίτερα αυτήν την εβδομάδα.
Uluslararsı organizasyonlar bu hafta başında Pınar Selek'in davasına dikkat çekmeye çalışıyorlardı.بينار ليست فقط في المكان الخطأ في الوقت الخطأ لكنها ولدت في المكان الخطأ
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.A to je presne to, čo sa stalo v prípade DigiNotaru.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.A to je přesně to, k čemu došlo v případu DigiNotaru.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Dan ini adalah apa yang terjadi dengan kasus DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.해외 서비스도 감시가 가능해지는데 DigiNotar 사건이 바로 이런 것이었습니다.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.DigiNotarの事件で起きたことでした
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Dit is precies wat er gebeurd is in het geval van DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Ed è proprio quello che è successo nel caso DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.E isto foi exatamente o que aconteceu com o caso da DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.És pont ez történt a DigiNotar esetében.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Et c'est exactement ce qui s'est passé avec DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Juuri näin kävi DigiNotar-tapauksessa.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Och det är precis vad som hände i fallet med DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Şi exact asta s-a întâmplat în cazul DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Und genau das ist im Falle von DigiNotar passiert.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Và đó chính xác là điều đã xảy ra với DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Właśnie tak zdarzyło się z DigiNotar. Właśnie tak zdarzyło się z DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Y en el caso de DigiNotar sucedió exactamente eso.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Και αυτό ακριβώς συνέβη με την υπόθεση της Ντίτζινοταρ.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.Именно это произошло в случае с DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.И точно така е станало в случая със DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.זה בדיוק מה שאירע במקרה של DigiNotar.
Ve DigiNotar davasında olan şey tam da buydu.وهذا بالضبط الذي حصل في حالة ديجينوتار
Yakın zamandaki ABD seçimlerinde her yerde Lilly Ledbetter davasını duyuyorduk.En las recientes elecciones en EE. UU. oíamos algo sobre la Ley Lilly Ledbetter,
Yakın zamandaki ABD seçimlerinde her yerde Lilly Ledbetter davasını duyuyorduk.In den letzten US-Wahlen hörten wir andauernd vom Lilly-Ledbetter-Gesetz.
Yakın zamandaki ABD seçimlerinde her yerde Lilly Ledbetter davasını duyuyorduk."Ju högre du kommer, desto färre kvinnor finns det."
Yakın zamandaki ABD seçimlerinde her yerde Lilly Ledbetter davasını duyuyorduk.최근 미국 선거기간동안 릴리 레드베터 공정임금법이 계속 거론되었는데
Yakın zamandaki ABD seçimlerinde her yerde Lilly Ledbetter davasını duyuyorduk.Lors des récentes élections américaines, nous avons entendu parler de la loi Lilly Ledbetter.
Yakın zamandaki ABD seçimlerinde her yerde Lilly Ledbetter davasını duyuyorduk.Во время последних выборов в США мы слышали о законе Лили Ледбеттер.
Yakın zamandaki ABD seçimlerinde her yerde Lilly Ledbetter davasını duyuyorduk.في اخر الإنتخابات التي حدثت في الولايات المتحدة، سمعنا عن قانون ليلي ليدبيتر.
Yakın zamandaki ABD seçimlerinde her yerde Lilly Ledbetter davasını duyuyorduk.この頭韻を踏んだ 素敵な名前の法律の
Yoksullara babalık eder, Garibin davasını üstlenirdim.A szûkölködõknek én atyjok valék, az ismeretlennek ügyét is jól meghányám-vetém.
Yoksullara babalık eder, Garibin davasını üstlenirdim.Bagi orang miskin, aku menjadi ayah; bagi orang asing, aku menjadi pembela