Ana içeriğe geç
Sözlük

davalarda ile cümle

davalarda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ayrıca Akropolis Müzesi ve AEK (futbol takımı) (spor kulübü) ile ilgili davalarda karar verdi.He has also ruled in cases involving the Acropolis Museum and the AEK (sports club).
Ölümü sırasındaki inancına dair birden fazla mahkemede çeşitli davalarda itiraz edildi.His religion at the time of his death was disputed in multiple court cases.
İmparatorluk yasaları altında, decemviri takımı büyük davalarda yargılama hakkına sahipti.Under imperial law, the decemvirate had jurisdiction in capital cases.
Bu davalarda bu çeşitli konularda suçlu bulundu.You Quan feels guilty over this incident.
Sanıklar, dört suçla yargılandı: Davalarda bütün davalılar, suçu reddetmiştir.In the ensuing trial, the four defendants were convicted on all counts.
Siyasi davalarda yargılanan ilerici-demokratların davalarını üstlendi.She took on the cases of progressive-democrats who were being prosecuted on political cases.
Törendeki konuşmacıların birçoğu da bu davalardan özellikle bahsetti.Leading personalities from various subjects deliver special talks on this event.
Fakat bu konudaki ilk davalardan biri Omagh saldırısıdır.But one of the first early cases on this was the Omagh Bombing.
Raporda, "Eski bakanlarla ilgili önemli davalarda gerçek bir ilerleme kaydedilemedi."No real progress has been made in ten key cases involving former ministers. ...
Gjakova, bazı davalarda, aynı mülk üzerinde üç ayrı kişinin hak iddia edebildiğini belirtiyor.In some cases, Gjakova added, three owners claim the same property.
Davalarda verilen cezalar 7 bin 500 euroyu buldu," deniliyor.The punishments from the courts have been up to 7,500 euros," the report says.
Diğer davalarda da çok sayıda korsanın hüküm giydiği bildirildi.Several hackers have reportedly been convicted in other cases.
Burada yargıçlar ve avukatlar davalardan kaçınmak için her türlü bahaneyi öne sürüyor.Judges and lawyers here cite all sorts of reasons for avoiding the cases.
Başbakan, mahkemenin Sırbistan'ın bu gibi davalardaki garantilerini kabul etmediğini söyledi.The tribunal has not accepted Serbia's guarantees in such cases, he says.
Açılan davalarda toplam on kişi, devleti toplam 13,25 milyon avro zarara uğratmakla suçlandı.A total of ten people have been charged for causing damages totalling 13.25m euros.
Ayrıca, Waitangi Antlaşması ile ilgili çeşitli davalardaki çalışmaları ile de tanınıyor.She is also known for her work in relation to various Treaty-related cases.
Fakat daha karışık ve ihtilafa yol açabilecek davalarda Mahkeme ayrıma düşer.However, in more complicated or controversial cases, the Court is often divided.
İlk görünümü Nasyonal Sosyalist dönemindeki suçlarla ilgili davalarda oldu.Its first court appearances were in cases concerned with National Socialist crimes.
Bu davalarda tartışılan konular, kötülük problemi ve Tanrı’nın zararlı eylemleridir.Issues debated in the actions include the problem of evil and harmful "acts of God".
Bunun dışında hukuki davalarda da bu esas aranmaktadır.Richter halten sich außer aus wichtigen Gründen an diese Rechtsprechung.
Bu emsal kararlar yüzyıllarca yargıçlar tarafından gerçek davalarda verilen hükümlerden elde edilmiştir.Es wurden jeweils reale Fälle anhand von Gerichtsakten in gespielten Gerichtsverhandlungen nachgestellt.
Bunun sebebi, tüm davalarda tarafın belirlenmesi açısından genelgeçer bir kriter öngörmesidir.En effet, d'une part, l'article interdit toute type de discrimination fondée sur n'importe quel critère.
Yargılandığı tüm davalardan Yargıtay aşamasında beraat etti.Il assista personnellement à chaque procès dont il s'occupait.
Ayrıca Akropolis Müzesi ve AEK (futbol takımı) (spor kulübü) ile ilgili davalarda karar verdi.También ha dictaminado en los casos del Museo de la Acrópolis y del AEK Atenas (club deportivo).
Nick'e Monroe ile birlikte davalarda yardım etmektedir.Nick comienza a recurrir con Monroe para resolver sus casos.
Bunun sebebi, tüm davalarda tarafın belirlenmesi açısından genelgeçer bir kriter öngörmesidir.Lo qué es diferente es que es necesario definir por adelantado una medida del error conjunto.
Kendisi ile ilgili davalardan çok korkar.Per certi versi ne è quasi lui stesso spaventato.
Bu kuram, şahıs varlığına ilişkin davalarda tarafın belirlenmesi konusunda bir çözüm üretememiştir.Quest'ultimo cerca di spiegargli che non c'entra nulla con il decesso della persona.
Bu davalarda bu çeşitli konularda suçlu bulundu.Помимо этого, он неоднократно обвинялся в других подобных преступлениях.
Yargılandığı tüm davalardan Yargıtay aşamasında beraat etti.Этой версии он придерживался в ходе всего судебного процесса.
Bu davalarda hicab, laik hükümete karşı siyasi İslam'ın veya köktendinciliğin bir işareti olarak görülüyor.وبالتالي الحجاب في هذه الحالة يعتبر دليل على فكر سياسي إسلامي أو الأصولية ضد الحكومة العلمانية.
Süren davalarda on iki imzacı idam cezasına çarptırılır.وقد تم اصدرا أحكام الإعدام على خلفية قانون التجديف بحق اثني عشر على الأقل.
Ayrıca Akropolis Müzesi ve AEK (futbol takımı) (spor kulübü) ile ilgili davalarda karar verdi.Também tem opinado nos casos do Museu da Acrópolis e do AEK Atenas (clube desportivo).
Yargılandığı tüm davalardan Yargıtay aşamasında beraat etti.Todavia, foi absolvida em todos os processos a que respondeu na Justiça.
Bunun dışında hukuki davalarda da bu esas aranmaktadır.Dit ondanks wettelijke verplichtingen om dit wel te doen.
Bu davalarda kolaylıkla idam kararı verirdi.Hij ontliep hiermee een doodvonnis.
Yargılandığı tüm davalardan Yargıtay aşamasında beraat etti.W czasie procesu sąd oddalił wszystkie stawiane wobec niego oskarżenia.
1997 ve 1998 yıllarında çete kurmak suçlaması ile yargılandığı davalarda mahkeme görevsizlik kararı verdi.1998, 2002 i 2005 Skarga na przewlekłość postępowania sądowego.
Yerel seçimlere dair davalarda temyiz yetkisine sahiptir.Zarzuty za wybory samorządowe.
Yargılandığı tüm davalardan Yargıtay aşamasında beraat etti.Hon stämde honom då inför rätta för vad han hade gjort.
Yargılandığı tüm davalardan Yargıtay aşamasında beraat etti.Він щодня бував у суді, де розбирав справи.
Bu davalarda kolaylıkla idam kararı verirdi.В особливо тяжких випадках міг бути винесений смертний вирок.
Jürinin bulunmadığı davalarda kararı doğrudan yargıç verir.Справа розглядалася без присутності присяжних.
Kendisi ile ilgili davalardan çok korkar.Je zděšen ze svého činu.
Halk meclisi tarafından görevlendirilen synegoroslar, bazı siyasi davalarda şehrin çıkarlarını korurlardı.Z Toruně vyslala zvláštní deputaci, která měla v hlavním městě hájit zájmy města.
Yerel seçimlere dair davalarda temyiz yetkisine sahiptir.Αυτοί έχουν δικαίωμα ψήφου για τοπικές αρμοδιότητες.
Jürinin bulunmadığı davalarda kararı doğrudan yargıç verir.Σε καμία δίκη δεν αποφασίζουν οι ένορκοι.
2013 yılında Waters bu davalardan pişman duyduğunu açıkladı ve bu konuda hatalı olduğunu kabul etti.I 2013 sa Waters at han angret på søksmålet og at det var feil av ham å gjøre det.
İmparatorluk yasaları altında, decemviri takımı büyük davalarda yargılama hakkına sahipti.Di bawah hukum kekaisaran, desemvirat memiliki yuridiksi dalam kasus-kasus kapital.
Ayrıca eşi Semiha Yıldırım ve oğlu Erkan Yıldırım da davalardan vazgeçtiğini açıklamıştır.Namun, ketekunan dan kekerasan hatinya membuat orangtuanya menyerah juga.
Bu davalarda kendisinin haricinde on kişi daha yargılanmış ve kendisi beş yıllık hapis cezası çarptırılmıştır.Tuy nhiên ân xá này chỉ dành cho những tù nhân, mà bị án dưới 5 năm.
Süren davalarda on iki imzacı idam cezasına çarptırılır.有30项左右的罪名会被强制处以该项刑罚。
Törendeki konuşmacıların birçoğu da bu davalardan özellikle bahsetti.上古卷轴系列的设计师们也特别提到过这一要点。
Bu davalarda kolaylıkla idam kararı verirdi.당시 상황으로는 모의재판이라도 사형을 구형하기는 쉽지 않았다.
1989 yılında hakkındaki bütün davalardan beraat etti.1989년의 톈안먼 사건으로도 알려져 있다.
Sanıklar, dört suçla yargılandı: Davalarda bütün davalılar, suçu reddetmiştir.신병을 이유로 재판이 중단된 피고는 4명이고, 재판 도중 자살한 피고는 4명이다.
Davalarda başarının tek yolu yalan olacak; kadınlar yalnızca şehvani zevkin objeleri olacak.Лъжата ще бъде средство за успех в съда, жените ще станат само обект на въжделение.
Praetores Peregrini vatandaşlarla yabancılar arasındaki davalarda yasama yetkisine sahip bireylerdi.Praetor Peregrinus) са били хора, които са имали юрисдикция върху случаи включващи граждани и чужденци.
Praetores Urbani vatandaşların taraf olduğu davalarda yargı yetkisine sahip bireylerdi.Praetor Urbanus) са били онези, които са имали юрисдикция над случаите, касаещи граждани.
Yargılandığı tüm davalardan Yargıtay aşamasında beraat etti.Zagovarjal se je kot nedolžen skozi celoten proces sojenja.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod