Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Βιωτικας λοιπον κρισεις εαν εχητε, τους εξουθενημενους εν τη εκκλησια τουτους καθιζετε κριτας.
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?А вы, когда имеете житейские тяжбы, поставляете своими судьями ничего не значащих в церкви.
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Коли ж маєте судитись про житейські речі, то хоч би упослїджених у церкві беріть за суддів.
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?ואתם כאשר יש לכם דיני ממונות מושיבים אתם את הנחשבים לאין בקהל לשפטיכם׃
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?فان كان لكم محاكم في امور هذه الحياة فأجلسوا المحتقرين في الكنيسة قضاة.
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?既 是 這 樣 、 你 們 若 有 今 生 的 事 當 審 判 、 是 派 教 會 所 輕 看 的 人 審 判 麼
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?既 是 這樣 、 你 們 若 有 今生 的 事當 審判 、 是 派 教會 所 輕 看 的 人 審判麼
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.98% các vụ việc đều dễ như ăn kẹo.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.98% din cazuri sunt floare la ureche.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.98 % kauz je procházka růžovou zahradou.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.98 porciento de los casos son muy simples.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.98 procent spraw sądowych to małe piwo.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.98 Prozent der Fälle sind Kleinigkeiten.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.98% van de zaken is een eitje.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.Az esetek 98%-a egyszerű ügy.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.Dans 98 pour cent des cas, c'est du gâteau.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.Il 98% di questi casi è un gioco da ragazzi.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.V 98% prípadoch je to jednoduché.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.Στο 98% των περιπτώσεων είναι πανεύκολο.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.В 98 процента от случаите е фасулска работа.
Davalarin yuzde 98'i son derece basit.В 98 процентах всех дел это проще простого.
Evet, hakikaten gelemezmiş zaten. -Başka davalarınız var mı? -Özel davalar.Así que no es muy probable que venga. -¿Tienen más juicios?
Finlandiya’da ceza davalarının işleyişiBehandling av brottmål i Finland
Finlandiya’da ceza davalarının işleyişiProcedimientos penales en Finlandia
Finlandiya’da ceza davalarının işleyişiRikosasian käsittely Suomessa
Finlandiya’da ceza davalarının işleyişiTraitement des affaires pénales en Finlande
Finlandiya’da ceza davalarının işleyişiПорядок рассмотрения уголовных дел в Финляндии
Finlandiya’da ceza davalarının işleyişiتداول القضية الجنائية في فنلندا
Finlandiya’da ceza davalarının işleyişi芬兰的刑事诉讼程序
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.a súdili ľud každého času. Ťažkú vec doniesli k Mojžišovi, a každú vec malú rozsúdili sami.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.họ xét đoán dân sự hằng ngày. Các việc khó họ giãi lên cho Môi-se; nhưng chính họ xét lấy các việc nhỏ.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.họ xét_đoán dân_sự hằng ngày . Các việc khó họ giãi lên cho Môi-se ; nhưng chính họ xét lấy các việc nhỏ .
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.그들이 때를 따라 백성을 재판하되 어려운 일은 모세에게 베풀고 쉬운 일은 자단하더라
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.Kteříž soudili lid každého času. Nesnadnější věci vznášeli na Mojžíše, všecky pak menší pře sami soudili.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.Którzy sądzili lud każdego czasu; trudne rzeczy odnosili do Mojżesza, a każdą rzecz mniejszą sami sądzili.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.и судили они народ во всякое время; о делах важных доносили Моисею, а все малые дела судили сами.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.Те съдеха людете на всяко време; мъчните дела донасяха на Моисея, а всяко малко дело съдеха сами.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.ושפטו את העם בכל עת את הדבר הקשה יביאון אל משה וכל הדבר הקטן ישפוטו הם׃
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.فكانوا يقضون للشعب كل حين. الدعاوي العسرة يجيئون بها الى موسى وكل الدعاوي الصغيرة يقضون هم فيها.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.他 們 隨 時 審 判 百 姓 、 有 難 斷 的 案 件 、 就 呈 到 摩 西 那 裡 、 但 各 樣 小 事 他 們 自 己 審 判
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.他 們隨時審 判 百姓 、 有 難斷 的 案件 、 就 呈 到 摩西 那 裡 、 但 各 樣 小事 他 們自己 審判
Hem Roy hem de Rahman'ın davaları yargıda.Los casos de Roy y Rahman están siendo juzgados.
Hem Roy hem de Rahman'ın davaları yargıda.Sowohl Roys, als auch Rahmans Fall sind Gegenstand von Gerichtsverfahren.
Her ikisi de davalarına bir izleyici arayan bir tür tiyatro.상영해 주는 극장과 같다는 공통점을 가지고 있지요.
Her ikisi de davalarına bir izleyici arayan bir tür tiyatro.הן שתיהן צורה של תיאטרון המחפשות קהל למטרתן.
Her ikisi de davalarına bir izleyici arayan bir tür tiyatro.وكلاهما نموذج للمسرح تسعى لحضور جمهور لقضيتهم.
Her ikisi de davalarına bir izleyici arayan bir tür tiyatro.抵抗の原因に注目する観客が必要です 暴力的な役者がいつも
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.en el Parlamento Europeo y en el Consejo, con vistas a su adopción bajo el procedimiento de codecisión.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Legea privind protec†ia martorilor a fost aplicat≤, de asemenea, în multe cazuri legate de droguri în Cipru.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Ook in Cyprus is de wet ter bescherming van getuigen veelvuldig ingezet in drugszaken.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Para o período de 2007 a 2013, este programa dispõe de um orçamento global de 21 milhões de euros.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Ustawa o ochronie świadków była również szeroko stosowana w sprawach dotyczących narkotyków na Cyprze.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Zákon o ochraně svědků také nachází hojné uplatnění v případech drogové kriminality na Kypru.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Ο νόµος για την piροστασία µαρτύρων εφαρµόζεται εpiίσης ευρέως σε υpiοθέσεις ναρκωτικών στην Κύpiρο.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.За периода 2007—2013 г. тази програма има общ бюджет от 21 млн. евро.
- mahkemesidir, patent davalarını dinliyor.Ť Seraient-ils mieux si le systčme des brevets était supprimé ? La réponse est probablement Ť oui ť.
Prickly Pear Çayı'yla ilgili emsal teşkil davaları oldu.프리클리 페어 크리크와 관련한 소송 선례가 존재합니다.
Prickly Pear Çayı'yla ilgili emsal teşkil davaları oldu.ב-1870 וב-1872, שהתייחסו שניהם לערוץ הצבר.
Prickly Pear Çayı'yla ilgili emsal teşkil davaları oldu.في عام 1870 و 1872 وكلتيهما تخصان جدول بريكلي بير كريك
Prickly Pear Çayı'yla ilgili emsal teşkil davaları oldu.双方ともプリクリー・ペア川関連です そして1921年 モンタナの