Grup 1997 yılında Orion, Daray, ve Heinrich tarafından kurulmuştur.Групу заснували в 1997 році Orion, Daray, і Heinrich.
Böylece barsak lümeni de daralır.Зменшується також лінійна усадка.
Kış kalınacak yerleri daraltıyor ordunun işini zorlaştırıyordu.Сувора зима ускладнювала бойові дії.
YG Entertainment ertesi gün Dara ile sözleşme imzaladıklarını duyurdu.На наступний день було оголошено, що Джефф підписав контракт з TNA.
Fare "Ah, dünya her gün daha daralıyor" dedi.Теглайн: «Наступного дня весь світ загорівся».
Özellikle uzay daralması ve zaman genişlemesi.Je to hlavně zakřivení časoprostoru.
En önemli daralma noktası, Güney Amerika ile Antarktika arasındaki Drake Geçidi'dir.Svojí polohou vymezuje severní okraj Drakeova průlivu oddělujícího Jižní Ameriku od Antarktidy.
Yönetmeni ve senaristi Frank Darabont'tur.Režisérem filmu je Frank Darabont.
Bu daralma kilise kulesini andırdığından çan kulesi işareti olarak adlandırılır.Důkazem toho je také jméno zvonu Prokop na věži kostela.
Bunun yanında daralan ağızlı, kısa boyunlu çömlekler de ele geçmiştir.Lišil se od nich ale hlavou,která byla nízká a úzká.
Gövdeye bağlandığı yerde daralan yan yüzgeçler hemen hemen üçgen şeklindedir.Tvar staplu vedle sebe uložených vláken bývá téměř trojúhelníkový.
Frank Darabont, seriyi televizyon için geliştirmek istediğini kendisine iletti.Dr. Čorbu to inspirovalo k nápadu na televizní seriál.
Fare "Ah, dünya her gün daha daralıyor" dedi.Laicky řečeno „každý chvilku tahá pilku“.
2NE1 grubunun eski üyesi Minzy ile Please Don't Go, Dara ile Kiss adında iki şarkı yayınlamıştır.S vydáním mini-alba 2NE1 (EP) započaly promoce titulní písně I Don't Care.
Abdominal bruit, renal arteri stenozuna (böbreği besleyen arterlerde daralma) işaret edebilir.Zgomotele abdominale pot indica stenoza arterei renale (îngustarea arterei ce irigă rinichii).
Bu koridor sağ tarafında bir buz makinesi sol tarafında ise bir buhar ocağı ile daraltılmıştır.În partea dreaptă, lângă o streașină înghețată cu țurțuri, se află un car cu fân.
Orman alanı insan tahribi ile daralmıştır.Tipul de distrugere este comparat cu defrișarea completă în cazul pădurilor.
Bir diğer seçim sistemi olan Daraltılmış Bölge Sistemiyle karıştırılmamalıdır.A nu se confunda cu dinamometru folosit în alt domeniu.
Fare "Ah, dünya her gün daha daralıyor" dedi.Statul Islamic promite „zile mai sumbre"”.
Yapmak : Daryti Ką darai? : Ne yapıyorsun?Da' i-am luat, ce sa fac...
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.O reducere în valoarea banilor cheltuiți este efectul dat de înghețarea bugetului.
Ne yazık ki yaşam alanları gün geçtikçe daralmaktadır.Din nefericire golful se colmatează pe zi ce trece.
Son yüzyıllarda yayılımları çok daralmıştır.Următoarele decenii au fost mai puțin furtunoase.
Günümüzde yaşam alanları çokça daralmıştır.Napjainkban élőhelyei nagymértékben megfogyatkoztak.
En önemli daralma noktası, Güney Amerika ile Antarktika arasındaki Drake Geçidi'dir.A Horn-fok jelzi a Drake-átjáró legészakibb pontját, az átjáró Dél-Amerika és az Antarktisz között fekszik.
Daralan namlulu silahlar II. Dünya Savaşı sırasında çok az kullanıldı.A kúpos furatú lövegek a második világháború alatt kevés szerepet kaptak.
Ama versiyon çeşitleri daraltılmıştır.Ez a változat terjedt el.
Anlamlarını kaybetmelerine anlam daralması, yeni anlamlar kazanmasına anlam genişlemesi denir.Az új tárgyak, fogalmak megismerése tette szükségessé az új szavak átvételét.
1949'da ailesiyle birlikte Daralayaz ilçesinden sınır dışı edildi.1949-ben többekkel együtt őt is megfosztották az akadémiai tagságtól.
19. yüzyılda mihrapları daralmaya başlamış, buna karşın suları genişlemiştir.A 19. században végezték el a vizeinek rendezését, addig gyakoriak voltak az árvizek.
The Walking Dead, Frank Darabont tarafından geliştirilen bir Amerikan televizyon dizisidir.The Walking Dead on yhdysvaltalainen kauhudraamasarja, jonka on kehittänyt Frank Darabont.
En önemli daralma noktası, Güney Amerika ile Antarktika arasındaki Drake Geçidi'dir.Voimakkaimmillaan virtaus on Etelä-Amerikan ja Antarktiksen välisessä Drakensalmessa.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Budjettileikkaukset kuitenkin siirtänevät hanketta.
Sahil şeridi kuzeyde gayet daralmaktadır.Count itse on jo kaukana pohjoisessa.
Çünkü Dara onun düşmanıdır.Järjestö on Isisin vihollinen.
Bu nedenle meclisin yetkileri daraltılmış ve Atina oligarşiye doğru bir adım atmış oluyordu.Aristokratian valtaa alettiin asteittain vähentää, ja Ateena muuntui aristokratiasta oligarkiaksi.
Darağacında Üç Fidan, Mayıs 1976'da yayınlandı.Agents of Fortune julkaistiin toukokuussa 1976.
Askeri yargının görev alanı daraltılıyor.Työtuomioistuimen toimitilat ovat Pasilassa.
Darayak bu durumda işe yarar.Turvelisäys on tälle kalalle hyödyksi.
Son yüzyıllarda yayılımları çok daralmıştır.Näiden määrä on viimeisten vuosikymmenien aikana räjähdysmäisesti lisääntynyt.
Almanlar Zoya'nun vücudunu birkaç hafta darağacında asılı bıraktılar.Οι γερμανοί άφησαν κρεμασμένο το σώμα της Ζόγια για αρκετές εβδομάδες.
Önceden de Dara bu marka için modellik yapıyordu.Από τότε, ο Ματ αποτελούσε παρελθόν για το ROH.
Karapaks genişçe ve önde hafif daralmıştır.Το μέτωπο είναι πλατύ αν και χαμηλό.
Çünkü Dara onun düşmanıdır.Έδρα του δήμου ήταν η Ρειχέα.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Το κόστος κατασκευής υπερέβη τον προϋπολογισμό.
The Walking Dead, Frank Darabont tarafından geliştirilen bir Amerikan televizyon dizisidir.The Walking Dead er en amerikansk post-apokalyptisk horror-tv-serie, der er udviklet af Frank Darabont.
Bu tip evlere mahalli olarak kandil yapı veya daraba adı verilir.Huse af denne type kaldtes våninger eller boder.
Epijin kitinsi duvarları orta yerde yukarı doğru daralıp ön ve arka uçlarda birbirinden uzaklaşır.Alpinstøvlen klikket fast i skien både foran og bagved.
Ayrıca, göz bebeğini daraltmaya ve göz kapağını açmaya yarar.Derudover kan den mindske pupillen og løfte øjenlåget.
Buna karşın iç pazardaki daralma aşılamadı.Ligestillingen gjaldt dog ikke på Skånemarkedet.
Düğümler ve kenarlar etiketlenebilir ve etiketlenmesi arama daraltılması adına kullanışlı olur.Dagbogen og brevene kan hjælpe dem til at finde hammeren.
Yapmak : Daryti Ką darai? : Ne yapıyorsun?"Hvad gør vi, hvad gør vi?")
Harita, bu daralmadan sonraki sınırları göstermektedir.Kortet viser de tidligere grænser.
Karapaks öne doğru biraz daralır.Dens skygge bøjer lidt nedad.
Bu esnada belirli süreler içerisinde oyun alanı daralır.Flere steder har derfor i tidens løb været i spil.
Gebe kadın yiyemez, içemez, nefesi daralır.I løpet av fastemåneden skal man ikke spise eller drikke.
Darabont Montbeliard, Fransa'da bir mülteci kampında doğdu.Darabont ble født i en flyktningsleir i Montbéliard i Frankrike.
Harita, bu daralmadan sonraki sınırları göstermektedir.Kartet viser de tidligere grensene.
Şehir, büyük ihtimalle Darabgird'den örnek alınan yüksek ve çember şeklinde bir duvarla çevrelenmişti.Byen var omgitt av en høy, sirkulær forsvarsmur, antagelig etterlignet fra en tilsvarende i Darabgird.
Zamanın daraldığını gören Rus ordusu baskıyı arttırdı.I den andre perioden økte det russiske presset.