Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.Elle le lui a dit, et il a lancé la première enquête sur ce qu'on appelle aujourd'hui "la Danse de la Dot".
Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.설명을 들은 그는, 오늘날 '지참금 춤'이라 불리는 이 안무 내용에 대한 조사를 처음으로 시작했습니다.
Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.Lei glielo spiegò ed egli avviò la prima inchiesta su quella che oggi chiamiamo la 'danza della dote'.
Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.Opowiedziała mu, a on przeprowadził pierwsze dochodzenie w sprawie tego co dzisiaj nazywamy Tańcem Posagowym.
Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.Ze legde het uit en hij begon het eerste onderzoek naar wat we tegenwoordig de Bruidsschatsdans noemen.
Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.Тя му разказала, а той започнал първото разследване на онова, което днес наричаме Танца на зестрата.
Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.היא ספרה לו והוא החליט על החקירה הראשונה של מה שנקרא היום מיתות נדוניה.
Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.فأخبرته .. من تلك اللحظة بدأ التحرك في خصوص تلك القضية وفُتح التحقيق والذي يدعى اليوم " رقصة دوري "
Ona anlattı ve bugün bizim Başlık Parası Dansı... ...dediğimiz şey için ilk sorusunu sormaya başladı.ダンスについて初めての調査を始めました 想像して下さい
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Antes que nada, que el baile, aun cuando no se le había ofrecido, era su vida.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Đầu tiên, là điệu múa đó, mặc dù không dành cho bà, nhưng đó là cuộc sống của bà.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.De eerste was dat, dansen, ook al werd het haar niet aangeboden, haar leven was.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.În primul rând a hotărât că dansul, chiar dacă nu i se ofereau ei clasele, e viaţa ei.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.첫번째 결심은 무용이었습니다. 비록 그녀에게 허락되지 않은 것이었지만, 그녀의 삶이었지요.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Premièrement, la danse, même si les leçons ne lui étaient pas réservés, étaient sa vie.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Prima di tutto, la danza, anche se non era offerta a lei, era la sua vita.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.První to, že tanec, přestože jí ho nikdo nenabízel, je jejím životem.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Przede wszystkim, że taniec, chociaż jej go nie proponowano, był jej życiem.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Zum Einen war es das Tanzen, das, obwohl es ihr nicht angeboten wurde, ihr alles bedeutete.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Πρώτα απ'όλα, ότι ο χόρος, αν και δεν της προσφέρθηκε, ήταν η ζωή της.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Первое, что танец, несмотря на то, что ей не прочили карьеру в балете, был для нее смыслом жизни.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.Първото било, че танцът, макар и да не бил предложен на нея, бил нейният живот.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.קודם כל, שהריקוד, למרות שהוא לא הוצע לה, היה חייה.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.أولاً، أن الرقص بالرغم من أنه لم يتم توفير دروسه لها، كان هو حياتها.
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.ダンスは彼女の人生そのものになりました そしてまた 自分でも少しダンスを試みた後で
Paolo, sıra sende. (Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.파올로, 시작 (박자) 마지막 솔로
Paolo, sıra sende. (Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.Paolo, (Đếm nhịp) Cuối cùng bạn solo.
Paolo, sıra sende. (Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.自分の創作で (ビート)
Ponpon dansımıza benziyor.Cái này giống điệu nhảy cổ vũ của cháu.
Ponpon dansımıza benziyor.É como a minha dança de líder de torcida.
Ponpon dansımıza benziyor.Es como mi baile de porrista.
Ponpon dansımıza benziyor.Il ressemble à ma danse pour le cheerleading.
Ponpon dansımıza benziyor. Oradakiler ailesi mi?彼の家族?
Ponpon dansımıza benziyor.Sembra la mia danza da cheerleader
Ponpon dansımıza benziyor.To wygląda jak mój taniec dopingowy.
Prensle olan dansını hayatının sonuna kadar hatırlayacaktırLei si ricorderà di quel ballo per il resto della vita
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Klikt metronoom) Laatste solo van jou.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Marque le rythme) A la fin, seul.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(metronóm) Tvoje sólo.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Metronom) Ultimul solo.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Sons metrónomos) O último solo.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Tics de metrónomo) Acaba tú solo.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Wybija rytm)
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Κάνει το μετρονόμο) Μόνος σου.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Цокання метронома) Останнє - твоє соло.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(Щелчки метронома) Твоё соло последнее.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(מקיש) אחרון הסולו שלך.
(Ritim tutar) Sırada tekli dansın var.(نقرات) و في الاخر قم برقصة فردية.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Acho que todos vocês, tal como eu, gostam de ver uma bailarina de ballet a dançar.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Anda semua, saya rasa, seperti saya, suka menonton penari ballet menari.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.A voi tutti, come a me, credo piace guardare una ballerina quando danza.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Bizonyára Önök mindannyian, ahogy én is, szeretik nézni a balett-táncosokat.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Hádám, že si vy, stejně jako já, užíváte pohled na tančící baletku.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Ich denke, wie ich geniessen Sie alle es, eine Ballerina tanzen zu sehen.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Jeg tror, at I alle, ligesom jeg selv, nyder at se balletdansere optræde.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Jullie kijken, net als ik, waarschijnlijk allemaal graag naar een balletdanseres.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.제가 예상하기에 여러분 모두 발레 무용수의 춤을 관람하는 것을 즐기실 겁니다.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Tôi đoán tất cả các bạn, cũng giống như tôi, thích xem nghệ sĩ ba-lê múa.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Tuturor, cred, la fel ca mine, vă face plăcere să urmăriţi o balerină dansând.
Sanırım benim gibi hepiniz, bir balerinin dansını izlemeyi seversiniz.Uds, supongo que como yo, disfrutan de ver una bailarina de ballet.