Dan, Linda için her şeyi yapar.Dan would do anything for Linda.
Dan ne yaptığımızın farkında mı?Is Dan aware of what he did?
Linda, Dan'in ilişkisini biliyordu.Linda knew about Dan's affair.
Dan'da bir şey değişti.Something has changed in Dan.
Jüri, Dan'ın hikayesine inanmadı.The jury didn't buy Dan's story.
Polis, Dan'ın odasında şüpheli hiçbir şey bulmadı.The police found nothing suspicious in Dan's room.
Polis Dan'ı soyguna bağlayacak bir şey bulamadı.The police found nothing to link Dan to the robbery.
Polis memuru Dan'in sürücü belgesine el koydu.The policeman confiscated Dan's driver's license.
Dan ve Linda arasında bir anlaşmazlık vardı.There had never been a conflict between Dan and Linda.
Dan'ın yatağın üzerinde asılı bir fotoğrafı vardı.There was a photograph of Dan hanging above the bed.
Dan'ın arabasının içinde kan izleri vardı.There were traces of blood inside Dan's car.
Dan'ı ne için mahkemeye veriyorsun?What are you suing Dan for?
Dan'ı ne için dava ediyorsun?What are you suing Dan for?
Dan televizyondaydı.Dan was on TV.
Dan'in o kargayla konuştuğunu söyleme bana.Don't tell me that Dan is talking to that crow.
Dan hep buradadır.Dan is here forever.
Dan ifade özgürlüğü yanlısıdır.Dan is for the freedom of expression.
İyi geceler, Dan.Good night, Dan.
Dan 1997'den beri bir psikiyatrist ile görüşüyor.Dan has been seeing a psychiatrist since 1997.
Dan tehlikeli bir uyuşturucu satıcısı için uyuşturucu sattı.Dan sold drugs for a dangerous drug dealer.
Dan Linda'yı parayı çalması için ikna etmeye çalıştı.Dan tried to persuade Linda to steal the money.
Dan kilisede Linda'ya rastladı.Dan met Linda at the church.
Dan kilisede Linda'yla karşılaştı.Dan met Linda at the church.
Dan meşru müdafada Mat'e ateş etti.Dan shot Matt in self-defence.
Dan kasabayı terk etmeye karar verdi.Dan decided to leave town.
Dan'a da işkence edildi.Dan was also tortured.
Dan Linda'yı onunla birlikte Londra'ya dönmesi için ikna etti.Dan persuaded Linda to return with him to London.
Dan Linda'yı onunla birlikte Britanya'yı terk etmesi için ikna etti.Dan persuaded Linda to leave Britain with him.
Dan hâlâ hayattaydı.Dan was still alive.
Dan Linda adında bir fahişe ile tanıştı.Dan met a prostitute named Linda.
Dan kişisel bilgiyi Linda'yla paylaştı.Dan shared personal information with Linda.
Dan dişlerini diş ipiyle temizledi.Dan flossed his teeth.
Dan güzel bir dairede yaşadı.Dan lived in a nice apartment.
Dan kendini koruması için Linda'ya bir bıçak verdi.Dan gave Linda a knife to protect herself.
Dan'ın toplama arabalarla dolu bir garajı vardı.Dan had a garage full of collection cars.
20 Mayısta Danimarka'ya gidiyorum.I am going to Denmark on the 20th of May.
Dan bana söylediğinden mahcup olmuş olmalı.Dan should be ashamed of what he told me.
Dan Linda'ya söylediğinden mahcup olmuş olmalı.Dan should be ashamed of what he told Linda.
Dan'ın mesajları kepazeydi.Dan's messages were scandalous.
Dan gerçekten tüm dünyanın onun etrafında döndüğüne inanıyor.Dan really believes that the whole world revolves around him.
Dan'ın mesajı aşağılayıcıydı.Dan's message was insulting.
Dan evrenin merkezi olduğuna inanıyor.Dan believes that he's the center of the universe.
Herkes Dan'ın küstahça tavrından nefret ediyor.Everybody hates Dan's arrogant attitude.
Herkes Dan'ın küçümseyen tavrından bıktı.Everybody is fed up with Dan's scornful attitude.
Dan'dan korkma. Onun cümlelerini çevir.Don't be afraid of Dan. Translate his sentences.
Dan'in cümlelerini çevirmek kolay.Dan's sentences are easy to translate.
Dan küstah ve kibirli bir adam değil.Dan isn't an arrogant and disdainful guy.
Dan'in cümleleri tüm dillere tercüme edilmelidir.Dan's sentences should be translated in all languages.
Bu Dan için bir şey ifade ediyor mu?Does this mean anything to Dan?
Dan yerel bir gazetede bir iş buldu.Dan took a job at a local newspaper.
Panik yapma, Dan.Don't panic, Dan.
Biz Dan'ın arkadaşlarıyız.We're friends of Dan's.
Dan ve Linda'nın başı dertte.Dan and Linda are in trouble.
Dan o kalede doğdu.Dan was born in that castle.
Dan ondan bahsetmedi.Dan didn't speak of it.
Dan kalenin herhangi bir kısmını görmedi.Dan never saw any part of the castle.
Dan, Linda'ya daha fazla söz verdi.Dan promised Linda more.
Dan ve Linda yıkık bir dairede yaşadı.Dan and Linda lived in a rundown apartment.
Dan Kanada'da bir ada almayı planladı.Dan planned to buy an island in Canada.
Dan o adada bir tatil yeri inşa etmeyi planladı.Dan planned to build a resort on that island.