Dan yaşamı için savaşıyordu.Dan was fighting for his life.
Dan hiç sevmediği bir kızla mutsuz bir evliliğe zorlandı.Dan was forced into an unhappy marriage with girl he had never loved.
Dan yasadışı silah bulundurduğu için hapsedildi.Dan was incarcerated for illegal weapons possession.
Dan, Bağdat'taki bir patlamada öldü.Dan was killed in an explosion in Baghdad.
Dan geçen ay şartlı olarak tahliye edildi.Dan was paroled last month.
Dan satış departmanında yeniden işe atandı.Dan was reassigned to work at the sales department.
Dan alkolizmden kurtuluyordu.Dan was recovering from alcoholism.
Dan Florida'da bir maksimum güvenlik tesisine gönderildi.Dan was sent to a maximum security facility in Florida.
Dan üç kez ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Dan was sentenced to three consecutive life sentences.
Dan maksimum güvenlikli bir tesiste ömür boyu hapis cezasını çekiyordu.Dan was serving a life sentence in a maximum security facility.
Dan cezaevi gardiyanları tarafından ciddi bir şekilde dövüldü.Dan was severely beaten by prison guards.
Dan bir kontrol noktasında durduruldu.Dan was stopped at a checkpoint.
Dan, Linda'nın ruhsal durumu hakkında endişeliydi.Dan was worried about Linda's state of mind.
Dan karısını öldürmekten haksız yere suçlu bulunmuştu.Dan was wrongfully convicted of murdering his wife.
Dan tren kazasına tanık oldu.Dan witnessed the train crash.
Linda, Dan'i baştan çıkarmaya çalıştı.Linda tried to seduce Dan.
Linda, Dan'in sürekli tacizlerinden bıkmıştı.Linda was fed up with Dan's constant abuse.
Çavuş Dan Anderson polis karakolunun etrafına barikat dikilmesini emretti.Sergeant Dan Anderson ordered a barricade erected around the police station.
Gardiyanlar Dan'in hücresinde bir tünel keşfettiler.The guards discovered a tunnel in Dan's cell.
Gardiyanlar Dan'in hücresini boş buldular.The guards found Dan's cell empty.
Polis Dan'ı alışveriş merkezine kadar izledi.The police followed Dan into a shopping mall.
Polis Dan'ın suçunu kanıtlamak için cinayet silahını geri almak zorundaydı.The police had to retrieve the murder weapon to prove Dan's guilt.
Müdür Dan'ı hücre hapsine geri gönderdi.The warden sent Dan back to solitary confinement.
Dan ne olduğunu fark ettiğinde çok geçti.When Dan realized what happened, it was too late.
Mahkumken, Dan hapishane mutfağında çalıştı.While in jail, Dan worked at the prison kitchen.
Linda, Dan'ın daha önce tanıştığı bir kadından çok farklıydı.Linda was very different from any woman Dan had met before.
Dan, Linda'ya aşık olduğunu anladı.Dan realized he was in love with Linda.
Bu kişisel bir şey değil, Dan. Ben sadece işimi yapıyorum.It's nothing personal, Dan. I'm just doing my job.
Dan, Linda ile oldukça iyi anlaştı.Dan got along with Linda quite well.
Oyun zamanı bitti, Dan.Playtime is over, Dan.
Teneffüs bitti, Dan.Playtime is over, Dan.
Dan'in, şantiyesinde büyük bir vince ihtiyacı var.Dan needs a massive crane at his worksite.
Dan dünyadaki en büyük vinçlerden bazılarını çalıştırdı.Dan operated some of the most massive cranes in the world.
Bu Dan için kolay bir işti.It has been an easy job for Dan.
Dan ve Matt otobüs dışında dövüşmeye devam etti.Dan and Matt continued to fight outside the bus.
Dan ailenin reisiydi.Dan was the head of the family.
Dan Linda'ya her şeyin mükemmel olacağını söyledi.Dan told Linda that everything would be perfect.
Dan Linda'ya bir parça çikolata verdi.Dan gave Linda a piece of chocolate.
Dan, o ve Linda'nın nasıl tanışmış olduklarını anlatmak istemedi.Dan didn't want to tell how he and Linda had met.
Dan anne ve babasını hiç bilmiyordu.Dan never knew his parents.
Dan bir hala tarafından yetiştirildi.Dan was brought up by an aunt.
Dan Linda'nın geçmişi hakkında bir şey bilmiyordu.Dan didn't know anything about Linda's past.
Hem Dan hem de Linda Matt'e teşekkür etti.Both Dan and Linda thanked Matt.
Dan Bodrumda uyuyabileceğini söyledi.Dan said he could sleep in the basement.
Bu, Dan ve Linda'nın ilk gecesi.This is Dan and Linda's first night together.
Dan çok geleneksel bir aileden geliyor.Dan comes from a very traditional family.
Dan yetimhaneye geri gitmek istemiyordu.Dan didn't want to go back to an orphanage.
Dan artan yemekleri yedi.Dan ate the leftovers.
Dan yemek artıklarını yedi.Dan ate the leftovers.
Dan o pembe dizinin hiçbir bölümünü kaçırmadı.Dan didn't miss any episode of that soap opera.
Dan'in eleştirileri bazen düşünceme odaklanmakda yararlıdır.Dan's criticisms are sometimes useful in focusing my thinking.
Dan Matt'i kör ve duyarsız olduğu için sevmiyor.Dan dislikes Matt because he's blunt and insensitive.
Dan çok yetkindi.Dan was very competent.
Dan işinde çok iyiydi.Dan was very good at his job.
Hem Dan hem de Linda ikisinin de büyüdüğü Londra'da yaşıyor.Dan and Linda live in London where they both grew up.
Dan'ın bazı uyku sorunları vardı.Dan had some problems sleeping.
Dan dört uyku hapı içti.Dan took four sleeping pills.
Dan'ın mazereti doğrulandı.Dan's alibi was corroborated.
Dan'in ölümü açıklanamadı.Dan's death could not be explained.
Dan'ın odasında bir çalar saat vardı.There was an alarm clock in Dan's room.