damla damla ile cümle

damla damla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Ansızın büyük yağmur damlaları karanlık gökyüzünden düşmeye başladı.All of a sudden, large drops of rain began falling from the dark sky.
Şemsiyemi getirmeliydim. Büyük yağmur damlaları düşmeye başlıyor.I should have brought my umbrella. Large raindrops are starting to fall.
Borudan suyun damladığını duyabilirsin.You can hear the water dripping from the pipe.
Bu, bardağı taşıran son damla!That's the last straw!
Öksürük damlan var mı?Do you have cough drops?
Bu bardağı taşıran son damladır.It is the last straw that breaks the camel's back.
Ne kadar acele edersen et, çaban sadece kovada bir damla.No matter how much you hurry your effort is just a drop in the bucket.
İki damla gözyaşı onun yanaklarından aşağıya düştü.Two tears fell down her cheeks.
Bizim iki hafta boyunca tek bir damla yağmurumuz olmadı.We have not had a single drop of rain for two weeks.
İki haftadır tek bir damla yağmur yağmadı.We have not had a single drop of rain for two weeks.
Bardağı taşıran son damla.The last straw breaks the camel's back.
Damlaya damlaya göl olur.Take care of the pence and the pounds will take care of themselves.
Damlayan su taşı deler.Constant dripping wears away a stone.
O, çayına limon suyu damlattı.She dropped lemon juice into her tea.
Göz damlası satın almak istiyorum.I'd like to buy eye drops.
Onun boynundan bir damla kan aktı.A trickle of blood ran down his neck.
Bir damla zehir 160 insanı öldürmeye yeter.One drop of the poison is enough to kill 160 people.
Mary kuru gözleri için göz damlaları kullanır.Mary uses eyedrops for her dry eyes.
Bu zehirin bir damlası 160 kişiyi öldürmek için yeterlidir.One drop of this poison is enough to kill 160 people.
Damlacıklar dizüstü bilgisayarımın üstüne düşüyorlar.Droplets are falling on my laptop computer.
Kontakt lenslerim gözlerimi kurutuyor. Damla mı kullanmam gerekiyor?My contact lenses make my eyes dry. Should I use drops?
Son damlasına kadar içtim.I drank even the last drop.
O, bardağı taşıran son damladır.That's the last straw.
Bu, bardağı taşıran son damla.This is the last straw.
Damlalar damladı.Drops dripped.
Bir yağmur damlası onu yanağına sıçradı.A raindrop splashed on her cheek.
Bir sürahi damla damla doldurur.A jug fills drop by drop.
Bir su damlasında kaç tane atom var?How many atoms are there in a drop of water?
Bu, bardağı taşıran son damla oldu.It was the final straw.
Büyük yağmur damlaları düşmeye başlıyor.Large raindrops are starting to fall.
Her damla önemli.Every drop is important.
O sadece kovadaki bir damladır.It is just a drop in the bucket.
Bir damla yağmur hissettim.I felt a drop of rain.
Yağmur damlaları cama vuruyor.Raindrops are hitting the glass.
Göz ameliyatından sonra, George her on beş dakikada bir göz damlası kullanır.After eye surgery, George put in eye drops every fifteen minutes.
Hayatımda bir damla bile içmedim.I never drank a drop in my life.
Bu bardağı taşıran son damlaydı! Seni bir daha görmek istemiyorum!That was the last drop! I don't want to see you again!
Onun kahvesine bir damla aşk iksiri damlattı.She slipped a drop of love potion into his coffee.
Damlayan dondurma,onun pantolonunu kirletmiş.The dripping ice cream dirtied his pants.
Bal gökten damlamaz.Honey doesn't drip from the sky.
Bu bardağı taşıran son damla.I can't take any more.
Sadece birkaç damla yağmur düştü.Only a few drops of rain have fallen.
Tom'un yüzünden bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down Tom's face.
Tom'un sırtından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down Tom's back.
Alnından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down her brow.
Şakağının kenarından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down the side of his temple.
Sırtından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his back.
Boynundan bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his neck.
Onun böğründen bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his side.
Burnundan bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his nose.
Şakağından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his temple.
Yanağından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his cheek.
O, suyun son damlasını içti.He drank the last drop of water.
Kuru bir boğazım olduğunda bu öksürük damlalarını alırım.I take these cough drops when I have a dry throat.
Göz damlamı yanımda getirmeliydim.I should have taken my eye drops with me.
Kısa bir sağanaktan sonra su damlaları ağaç yapraklarında parlıyorduDrops of water glistened on the leaves of the tree after the brief downpour.
Bir damla bile gözyaşı dökmeyeceğim.I will not even cry one tear.
Bir yağmur damlası düştü.A raindrop fell.
Bu, okyanusta sadece bir damla.It's a mere drop in the ocean.
Elbisemdeki gözyaşını gördüğümde bir damla gözyaşı döktüm.I shed a tear when I saw the tear in my dress.

İlgili Sayfalar