Ana içeriğe geç
Sözlük

damarlar ile cümle

damarlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sadece kan damarlarında kabarıklık vardır.Hanya penonjolan pembuluh darah.
Buna karşın diğer sindirilmiş besinler toplar damarlar yoluyla dolaşım sistemine alınır.Sementara itu, KA lintas Pantura lainnya dialihkan melalui jalur Tegal-Cirebon-Prupuk.
Anjiyotensin II kan damarlarında kan basıncının artmasını sağlayan vazokonstriksiyonu oluşturur.Agiotensin II merupakan salah satu senyawa yang dapat menaikkan tekanan darah.
Bunlar lenf damarlarından oluşan lenfanijiyomlardan farklıdır.Ini berbeda dengan angklung padaeng yang multi-tonal.
Şelit genellikle kalay içeren maden damarlarda bulunur; bazen altın ile birlikte de görülür.Scheelite thường xuất hiện ở các mỏ chứa thiếc, và đôi khi được tìm thấy liên kết với vàng.
Dolayısıyla damarlarındaki asit, eşsiz bir savunma mekanizmasıdır.Mực trong bụng cá mực là một loại vũ khí để tự vệ.
Anjiyotensin II kan damarlarında kan basıncının artmasını sağlayan vazokonstriksiyonu oluşturur.アンジオテンシンIIは血圧を上昇させる作用を有する。
Bu kan damarları daha sonra bir lobun içinde yollara ayrılır.胞子形成部は球状で、それらの枝の途中に出る。
Hacamatta kılcal damarlar üzerinden kan alınmaktadır.左右に血抜き用の溝(樋)が彫られている。
Beyin çevresindeki kan damarlarının genişlemesi bağ ağrısına neden olabilir.环绕脑部的血管扩张可能导致头痛。
Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.骨髓裡面有丰富的血管和神经组织。
İçinde emisser damarlar bulunur (Vv.염압의 출력 단위는 FV (피앙마 볼테지)이다.
Boyuna (kaideden uca uzanan) damarların hepsi trake taşır.모든 온에 있는 욕탐(欲貪)을 가리킨다.
Ahtapotlar kapalı dolaşım sistemine sahiptirler yani kan damarlar içinde kalır.혈관계는 발달된 폐쇄혈관계로서, 혈액에는 혈색소가 들어 있다.
Kılcal damarları yoktur.לא משאיר קצוות חדים.
Ortalama bir insan vücudundaki kılcal damarların toplam uzunluğu yaklaşık 40.000 km'dir.אורכם הכולל של כלי הדם בגופו של אדם יחיד הוא כ-100,000 ק"מ.
Bu kan damarları grubu hemoroidal pleksus olarak da bilinir.Този набор от кръвоносни съдове е известен като хемороидален плексус.
Bunun nedeni küçük kan damarlarında sızıntı olmasıdır.Причината за това е пропускането на малките кръвоносни съдове.
Beyin çevresindeki kan damarlarının genişlemesi bağ ağrısına neden olabilir.Разширяването на кръвоносните съдове около мозъка може да причини главоболие.
Tıp alanında, kan damarlarındaki hidrostatik basınç duvara karşı kanın yaptığı basınçtır.В медицината, хидростатичното налягане на кръвоносните съдове е налягането на кръвта върху стената.
Kan akışıyla gelen sıvılar, vücut boşluklarındaki küçük kan damarlarına sızar.Течност от кръвния поток изтича през стените на малките кръвоносни съдове в телесните кухини.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Дишат с цялото тяло.
Bazı durumlarda yanlarda damarlar göze çarpar.При някои от случаите се появява обрив.
Damarlar belirgin ve çıplaktır.Ушите са закръглени и голи.
Tüm kan damarları aynı temel yapıya sahiptir.Sve krvne žile u osnovi imaju istu građu.
Küçük kan damarları - gözlerdeki gibi - özellikle zayıf kan şekeri (kan glikozu) kontrolüne açıktır.Male krvne žile – kao one u oku – su vrlo osjetljive na lošu kontrolu razine šećera u krvi.
Kapalı dolaşım sisteminin ana yapıları kalp, kan ve kan damarlarıdır.Glavni dijelovi krvožilnog sustava su srce, krv i krvne žile.
Beyin çevresindeki kan damarlarının genişlemesi bağ ağrısına neden olabilir.Proširenje krvnih žila oko mozga može uzrokovati glavobolje.
Kanatlar kitinleşmiş damarlarla desteklenmiş çok ince zar şeklindedir.Vrlo dobre rezultate daje za zakrivljene oblike rezanja.
Bu damarlar içerisinde en önemlisi LAD, kalbin neredeyse üçte ikisini besler.Među njima je najviše stradalih Hrvata, i to preko dvije trećine.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Je dôležité natrieť celé telo.
Kapalı dolaşım sisteminin ana yapıları kalp, kan ve kan damarlarıdır.Glavne sestavine človeškega srčnožilnega sistema so srce, kri in krvne žile.
Lenf damarları, yolları üzerinde bulunan lenf düğümlerine uğrarlar.Te (umetne) njive so nad glavami tistih, ki se sprehajajo skozi stebre.
Kılcal damarlar, venöz sisteme kan getirmek için birleşir.Kapilare se združijo in prenesejo kri v venski sistem.
Bu damarlar bazen birbirleriyle kesişmekte, ancak hiçbir zaman düzgün bir ağ oluşturmamaktadırlar.Včasih so se pisave delile v linearne (črtne) in nelinearne (nečrtne).
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Visame kūne atsiranda išbėrimų.
Özellikle kalp ve beyin damarlarının görüntülemesinde kullanılır.Taip yra dėl akių ir smegenų matomų vaizdų apdorojimo būdo.
Ahtapotlar kapalı dolaşım sistemine sahiptirler yani kan damarlar içinde kalır.Kraujagyslės – uždara vamzdelių sistema, kuria teka kraujas.
Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.Jame yra daug kraujagyslių ir juntamųjų nervinių skaidulų rezginys.
Fakat damarlar yeşil kalır.Okaste alused jäävad roheliseks.
Boyuna (kaideden uca uzanan) damarların hepsi trake taşır.All Ilm (乾 qián), ülal Kõu (震 zhèn).
Kılcal damarlardaki kan, solungaçlara kırmızı rengini verir.Veresoontes ringlev punane veri annab neile roosaka värvuse.
Aldosteronun suyu damarlara sürüklemesi böyle gerçekleşir, artmış tonisite sayesinde.Саме так альдостерон затягує воду в кровоносні судини, збільшуючи тонус м'язів.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Ale samochody to coś więcej niż tylko moja pasja; mam je niemal dosłownie we krwi.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Autos sind aber mehr als eine Leidenschaft für mich; sie sind regelrecht in meinem Blut.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Dar maşinile sunt mai mult decât o pasiune pentru mine, sunt, la propriu, în sângele meu.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.De az autók többet jelentenek nekem, mint puszta szenvedélyt, szó szerint a véremben van az autó, mint olyan.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Ik houd niet alleen van auto's, ik heb een passie voor ze, het zit vrij letterlijk in mijn bloed.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.그러나 차는 저에겐 열정 이상의 것입니다. 말그대로 자동차는 제 피 속에 흐르고 있습니다.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Le automobili sono per me più di una passione; ce le ho proprio nel sangue.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Mais les voitures sont vraiement plus qu'une passion pour moi; je les ai littéralement dans le sang.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Mas os carros são, para mim, mais do que uma paixão. Estão-me literalmente no sangue.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Mobil tidak hanya merupakan gairah saya; tapi sungguh-sungguh mengalir dalam darah saya.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Nhưng ôtô còn hơn là niềm đam mê của tôi; chúng dường như trong máu tôi.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Pero los autos son más que una pasión para mí; están casi literalmente en mi sangre.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Αλλά τα αυτοκίνητα είναι κάτι περισσότερο από πάθος για μένα, είναι σχεδόν κυριολεκτικά στο αίμα μου.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Но колите са нещо повече от страст за мене; те съвсем буквално са в кръвта ми.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Только в самом деле автомобили больше, чем просто моя страсть; они буквально у меня в крови.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.אבל מכוניות הן באמת יותר מתאווה שלי; הן בפועל בדם שלי.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.لكن السيارات كانت تمثل لي شيئ يفوق العشق, حرفيا هو شيئ يجري في دمي
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod