Kurutulmuş balık benim damak tadıma uygun değil.Dried fish is not to my taste.
Damak tadım sizinkinden oldukça farklı.My taste is quite different from yours.
Yabancı pirinç sert ve tatsızdır ve de Japon damak tadına hitap etmez.Foreign rice is hard and tasteless, and doesn't appeal to the Japanese palate.
Tom'un mükemmel bir damak tadı var.Tom has excellent taste.
Yemek damak tadınıza uymadı mı?Did the food match your palate?
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.So my common sense, my good intentions, were in conflict with my taste buds.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.The dishes that are eaten by a lot of people, it's hard to accommodate each person's tastes.
Kore yemeklerinden başka hiçbir yiyecek, bir Korelinin damak tadına uymaz.There isn't any food that suits a Korean's taste as well as Korean food.
Ve bu iyi bir damak tadı ve gelenekle alakalı.And this is about good taste, good traditions.
Cabernet Sauvignon harmanlarının orta damak tadının 'sertleştirilmesinde' de faydalıdır.It is also useful in 'stiffening' the mid palate of Cabernet Sauvignon blends.
Damak tadım sizinkinden oldukça farklı.Mein Geschmack ist ziemlich verschieden von Ihrem.
Rangiku Matsumoto ve muhtemelen bir Tessai Tsukabishi haricinde hiç kimse Orihime’nin damak tadını beğenmez.Mise à part Rangiku Matsumoto et éventuellement Tessai Tsukabishi, personne ne partage les goûts d'Orihime.
Yapılan bu faaliyet ticari bir kaygıdan çok damak tadı adınadır.È proprio quel genere di horror commerciale diretto in maniera professionale che pensate.
Rangiku Matsumoto ve muhtemelen bir Tessai Tsukabishi haricinde hiç kimse Orihime’nin damak tadını beğenmez.Bortsett från Rangiku Matsumoto och eventuellt Tessai Tsukabishi så gillar ingen Orihimes smaker.
Bu yüzden damak tadı için en çok bu türü tercih edilir.Вважають. що цей вид васильку смакує тайцям найбільше.
Rangiku Matsumoto ve muhtemelen bir Tessai Tsukabishi haricinde hiç kimse Orihime’nin damak tadını beğenmez.Ngoài Matsumoto Rangiku và có thể là Tsukabishi Tessai, không có ai chia sẻ thị hiếu này của Orihime.
Geleneksel damak tadında yemekleri ünlüdür.彼女の飯は常連客の評判がいい。
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Dania przeznaczone dla wielu osób jest ciężko zrobić tak aby dogodzić każdemu w smaku.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Das sind diese Gerichte ,die viele Leute essen und es ist schwer jedem einzelnen davon gerecht zu werden.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Je obtiažne trafiť sa do správnej chute pri toľkých rôznych ľuďoch.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Jídla, který jsou jedený spoustou lidí, je nejtěžší přizpůsobit každýmu.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Le pietanze che vengono mangiate da un sacco di persone. E' difficile accomodare i gusti di tante persone.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Les plats qui sont mangés par beaucoup de gens, c'est dure de s'adapter aux goûts de tout le monde.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Mancarurile destinate multor persoane sunt greu de potrivit gustului fiecarei persoane.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Maträtten som ät av många personer. Det är svårt å kombinera verje persons smak.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Những món được rất nhiều người ăn. Thật khó để hợp khẩu vị của từng người.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Τα πιάτα που τρώνε πολλοί άνθρωποι. Είναι δύσκολο να ικανοποιήσεις τις γεύσεις όλων.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Еду, которой питаются многие люди, нужно делать так, чтобы она удовлетворяла вкус каждого.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Ястията, които се консумират от много хора. Трудно е да се налучка вкуса на всеки човек.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur....ארוחה להרבה אנשים. זה קשה להשביע את רצונם של כל-הרבה
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.الأطباق التي يتم تناولها من قبل الكثير من الناس. انه من الصعب استيعاب كل الأذواق للشخص
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.マタンもそうよ 外はカリッと 中はすごく柔らか
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.A józan eszem, a jó szándékaim összeütközésbe kerültek az ízlelőbimbóimmal.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Aşa că bunul meu simţ, intenţiile mele bune, erau în conflict cu papilele mele gustative.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Así que mi sentido común, mis buenas intenciones, estaban en conflicto con mis papilas gustativas
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Du coup mon bon sens, mes bonnes intentions, allaient à l'encontre de mon palais.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Dus, mijn gezonde verstand, Mijn goede voornemens, waren in conflict met mijn smaakpapillen.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Il mio buon senso e le mie ottime intenzioni erano in conflitto con le mie papille gustative.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Jadi akal sehat saya, niat baik saya, berkonflik dengan indera pengecap saya.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.그래서 저의 상식과 저의 신념은 저의 미각적 욕구와 충돌하고 있었던 겁니다.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Mein gesunder Menschenverstand, meine guten Absichten standen also in Widerstreit mit meinen Geschmacksnerven.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Moj razum, moji dobri nameni, so bili v nasprotju z mojimi brbončicami.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Mój zdrowy rozsądek, moje dobre chęci kłóciły się z kubkami smakowymi.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Můj selský rozum, moje dobré úmysly bojovaly s mými chuťovými pohárky.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.O meu bom senso, as minhas boas intenções, estavam em conflito com as minhas papilas gustativas.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Så min fornuft, mine gode intentioner, var i konflikt med mine smagsløg.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Så, mitt sunda förnuft, mina goda avsikter, var i konflikt med mina smaklökar.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Takže môj zdravý rozum, moje dobré úmysly boli v konflikte s mojimi chuťovými pohárikmi.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Vì thế ý thức chung của tôi ý định tốt đẹp của tôi, lại mâu thuẫn với khẩu vị của tôi
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Значит, здравый смысл и добрые намерения вступали в противоречие с моими вкусовыми рецепторами.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Отже, мій здоровий глузд і мої добрі наміри вступили у конфлікт з моїми смаковими рецепторами.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Така че здравият разум, добрите ми намерения, бяха в конфликт с вкусовите ми рецептори.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.אז ההיגיון הבריא, והכוונות הטובות שלי היו בסתירה עם בלוטות הטעם שלי.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.إذاً فحدسي، ونواياي الحسنة، كانتا في صراع مع شهيتي ومذاقي.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.私の善意が 私の(味の)好みと争っていたのです そして 「また今度」 と片付けたのです
Damak tadı da zevksizmiş diyebilirsiniz.Et je ne...
Damak tadı da zevksizmiş diyebilirsiniz.전 맛에 있어서 비평가는 아니기 때문에
Damak tadı da zevksizmiş diyebilirsiniz.ואני לא - אפשר לומר שחוש הטעם שלי די ברברי -
Damak tadı da zevksizmiş diyebilirsiniz.أنا لا أعتبر نفسي خبير في تذوق النبيذ
Damak tadı da zevksizmiş diyebilirsiniz.インパクトを受けなかったわけではないですが