Afişler, KGB tarafından "anti-Sovyet" olarak damgalanmıştı.Acestea au fost luate "ca trofeu" de către armata sovietică.
Shōchū (Japonca: 焼酎), bir damıtılmış Japon içkisidir.Sujeonggwa, o băutură dincurmal japonez.
Tek bir hapşırıkla 40.000 damlacık dışarı atılabilir.Un singur strănut poate elibera până la 40.000 de picături.
Vera Chapman'ın The King's Damosel adlı romanından uyarlanmıştır.Este bazat pe romanul fantastic The King's Damosel (1976) de Vera Chapman.
Fakat kan damarda pıhtılaşırsa, ölümle sonuçlanabilir.Dacă aerul părăsește cu totul sângele, se produce moartea.
Gelin, damadın elini öper.Hramul Adormirea Maicii Domnului.
Torunları ile çok eğlendi ama kızı ve damadı ile kavga etti.Ea a avut o relație strânsă și caldă cu fiica și ginerele ei, dar relația cu fiii ei a fost tensionată.
"Kalp ve Damar Hastalıkları" (1948) ve "Klinikten Notlar" (1957) adlı yapıtları vardır.Are instalație de apă, canal și electricitate." (descriere din 1937).
Brüksel’de yer alan Notre Dame de La Trinité ilkokuluna gitti.A urmat școala primară la Notre Dame de La Trinité în Bruxelles.
"Hepsi Damla hepsi Manço".“Toate zvonurile acestea sunt niște prostii.
Erkek önce bir sperma ağı örerek üzerine bir damla spermatozoon sıvısı bırakır.Masculul depune pe suprafața solului un spermatofor lipicios, în care se află sperma.
Yazar ve editör Damon Knight "bilim kurgu söylediğimiz zaman gösterdiğimiz şeydir." demiştir.Criticul și autorul de science fiction Damon Knight scria că Wyndham "...nu a înțeles ce lucru bun avea.
Yağmur damlaları ışık kırılması ve yansıması dolayısıyla gökkuşağını oluşturabilir.Pentru ca razele de lumină să se poată focaliza, acestea trebuie să se refracte.
Damian'ın lakabı Junior Gong da babası Bob Marley'in lakabı olan Tuff Gong.'dan gelmektedir.Numele de scenă lui Damian este Junior Gong, care derivă din cel al tatălui său `Tuff Gong`.
Böylece damlaların düşüş hızı belirlenir.Astfel puntea se dezechilibrează.
938 yılında, Saksonya'da zengin bir gümüş maden damarı bulundu.În 938, la Rammelsberg, în Saxonia, au fost descoperite bogate zăcăminte de argint.
Ortalama bir insan vücudundaki kılcal damarların toplam uzunluğu yaklaşık 40.000 km'dir.Lungimea totală a capilarelor adultului mediu este de aproximativ 100.000 km .
Kan akışıyla gelen sıvılar, vücut boşluklarındaki küçük kan damarlarına sızar.Lichidul din fluxul sanguin se scurge în cavitățile organismului, prin pereții vaselor sanguine mici.
Düğün sabahı, damat kendisi tıraş olur ve yıkanır.In ziua precedentă mireasa se îmbăiază, se cuminecă.
Yenilikçi teknolojiler tıkalı damar rekanalizasyonunu tanımlıyor.Indică metode de replantare a dinților dizlocați.
Bilinen en erken posta damgası yaklaşık 1806 çivarına tarihlenir.Datele istorice păstrate despre ridicarea lăcașului indică anul 1806.
Damar içi maddeler, damar dışına çıkar.Elimină apa din organism – indicată în edeme.
Erişim tarihi: 2007-04-16. ^ "Rob Van Dam's first reign".Accesat în 24 noiembrie 2009. ^ „Rob Van Dam's first reign”.
Etli dil, alt damağa yapışıktır.Limba ei este ușor despicată la vârf.
Damar duvarlarının çökmesine ve hemoroidin pörsümesine yol açar.Acest lucru duce la colabarea pereților venei și hemoroizii se atrofiază.
Cena, Edge'in saldırısına uğradı ve ardından kemerini Van Dam'e kaybetti.Dar , MR Kennedy a pierdut servieta după ce Edge l-a atacat și i-a luat-o .
Ayanın uç kısmı yuvarlakça veya sivridir, fakat kertikli değildir; yan damar sayısı 8-11 çifttir.Înotătoarea caudală lipsește sau este prezentă; când este prezentă caudala este mică, cu 8-10 radii moi.
Bu davranışı sonrasında ise kendisine Dame unvanı verildi.La scurt timp după aceea, el a primit Ordinul Pour le Mérite.
"Kutsal Damacana 2: İtmen".Profetul Muhammad vol. 2.
Damari, Eli Guttman tarafından 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri kadrosuna çağrıldı.A fost convocat de Adam Nawałka la Campionatul European de Fotbal 2016.
Bu damla çocuğun ruhunu simgeler.Băișoara, locul sufletului nostru.
Damlacıklar parlayan bir yıldız gibi görünürler.Acestă va arăta ca o stea albastră.
Ayrıca Charles de Gaulle'ün yeğeni Pierre de Gaulle'ün damadıdır.Este nepotul lui Charles de Gaulle, fostul Președinte al Franței.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Juraseră să reziste ca un zid pentru a apăra ultima părticică de pământ românesc care era încă al nostru”.
Şimdiye kadar ilk kez bir belgeye damga vurdum.Până acum este prima dată când am ștampilat un document.
Mutfaktaki musluk damlatıyor gibi görünüyor.Se pare că robinetul din bucătărie picură.
Şu anki yöneticisi Sybren van Dam'dır.A jelenlegi igazgatója Sybren van Dam.
Kılcal damarların sayısında veya yoğunluğundaki azalma da periferik rezistana katkıda bulunabilir.A hajszálerek számának vagy sűrűségének csökkenése is hozzájárulhat a perifériás ellenállás növekedéséhez.
Bugün Damga Meydan Bulvar TanA mai Giunti kiadó
Pratikte en fazla bir defa damıtılmış su kullanılır.Legtöbbször öntözésre használják az így nyert vizet.
Üçüncülük ise iki Yunan atlet; Evangelos Damaskos ile Ioannis Theodoropoulos arasında paylaşıldı.Két görög atléta osztozott a bronzérmen: Evángelosz Damászkosz és Ioannis Theodoropoulos.
Tom Ripley (Matt Damon) 1950lerde New York'ta geçinmeye çabalayan genç bir adamdır.Tom Ripley egy fiatal férfi, aki bármit megtesz, hogy meg tudjon élni New York-ban.
Maça Zinedine Zidane'ın Marco Materazzi 'ye attığı kafa damgasını vurdu.Zinédine Zidane révén megszerezték a vezetést, amit Marco Materazzi egyenlített ki.
Licinius: Constantius Chlorus'un damadı.Constantius Chlorus felesége.
Bu durumda, eğer epinefrin etkili olmazsa, damardan glükagon uygulanabilir.Ilyen esetben - ha az epinefrin nem hatásos – glukagon adható intravénásan.
Beşinci sezona iki büyük ölüm damgasını vurur.Az ötödik sorozat végén halálos lövés éri.
Van Damme'a göre, bale "bir sanattır, ama aynı zamanda en zor sporlardan biridir.A balett véleménye szerint „művészet, ugyanakkor egy igen nehéz és komoly sport is.
Kayıtların gönderildiği zamana göre TTL değerlerinden farklı olarak, zaman damgaları mutlaktır.Míg a TTL-értékek relatívak, a rekordok elküldésének idejétől kell számítani őket, az időbélyegek abszolútak.
Cordelia: Ooo, birinin damarına bastım galiba.In: Kun Béla a kortársak szemével.
Kanatlar, damarsız veya 1-2 damarlıdır.Szárnyfedőik megrövidültek, 1 vagy 2 potrohszelvényt szabadon hagynak.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Egy alkalommal arra is megesküdött, hogy addig nem nyugszik, amíg kezeit nem borítja Hágár vére.
Damız İyesi ile Tammuz bu anlamda özdeşleşmiştir.Aki ilyen módon bánik velünk, feléje hálával viszonyulunk.
Üçüncü Avril Lavigne albümü olan The Best Damn Thing, 17 Nisan 2007'de çıktı.A The Best Damn Thing Avril Lavigne harmadik albuma, amely 2007 áprilisában jelent meg világszerte.
Atı genelde damadın kardeşi veya yakın akrabası çeker silahlar atılır.A szalagos kalapot általában a fiú barátnője, vagy közelebbi lány rokona tette a legény fejére.
Damian'ın lakabı Junior Gong da babası Bob Marley'in lakabı olan Tuff Gong.'dan gelmektedir.Beceneve Junior Gong, amit az apjától örökölt részben, mivel Bob Marley beceneve Tuff Gong volt.
Eğrelti otları damarlı bitkilerdir.A páfrányfenyők szélbeporzású növények.
1992 yılında Ardahan'ın il olması ile Damal da ilçe konumuna getirilmiştir.1992-ben Ardahan tartomány létrehozásával a város tartományi központ lett.
Notre Dame De Paris Müzikali, Victor Hugo'nun romanından esinlenerek oluşturulmuştur.A musical Victor Hugo A párizsi Notre-Dame című regénye nyomán készült.
Çisenti: 0.5 mm'den küçük damlaları olan yağmura verilen addır.Eső: 0,5 mm-nél nagyobb vízcseppekből áll.
Satılmadan önce her ikisi de köle damgası yemişti.Kiskorában két testvérével együtt eladták rabszolgának.