dalak ile cümle

dalak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kırmızı kan hücreleri yapımı Anne karnındaki fetusda alyuvarların yapıldığı yer dalaktır.Red blood cells are produced in the liver.
Akyuvar yapımı Dalak, akyuvarların bir çeşidi olan lenfositleri yapar.Weakening suffixes trigger a kind of lenition.
Ayrıca dalak akyuvar yapımını akşamları yapamaz.The spinning count will not disappear overnight.
"Dalak" kelimesini kullandığı gün nasıl hissettiyse, biz de öyle hissediyorduk.'Spleen' about his mother being big here and dying of spleen.
Favori yemeklerim, kalp, ciğer ve dalaktır.My favorite dish is haggis. Heart, lungs, liver.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.It is a way I have of driving off the spleen and regulating the circulation.
Dalak çarpıcı şekilde büyüktü.There was blood mixed with the food in the stomach.
Lenf düğümleri, dalak ve Peyer yamaları ikincil lenfoid organlar olarak bilinir.The lymph nodes, the spleen and Peyer's patches, are known as secondary lymphoid organs.
Bu anormal kırmızı kan hücreleri dalak tarafından yok edilir.These abnormal red blood cells are destroyed by the spleen.
Enfekte tavşanların sıtmanın özellikleri olan ateş ve genişlemiş dalak geliştirdiğini gözlemlediler.They observed that infected rabbits developed fever and enlarged spleen, characteristics of malaria.
Karaciğer, dalak ve pankreastan örnekler almak için sık sık otopsiler yaptı.He often performed autopsies in order to extract samples from the liver, spleen and pancreas.
Daha sonra dalakta ayrıştırılır.Die Teilprobe wird dann ebenfalls extrahiert.
Kalp kasları küçülmüştü ve dalak ve safra kesesi kötü bir biçimde büyümüştü.Der Herzmuskel hatte sich zurückgebildet und Milz und Galle waren stark vergrößert.
Dalakçı köyü ortalama 116 haneden oluşur.Der Berg steht weltweit an 116.
Dalak: Kızartma, dolma.II; nicht bei Schwennicke, Taf.
Dalakçı köyü ortalama 116 haneden oluşur.La sumatoria de los niveles de las torre hace un total de 116 niveles.
Dalak: Kızartma, dolma.Sapore: subnullo, dolce.
Dalak ve karaciğer büyür.Селезёнка и печень увеличены.
Dalakçı köyü ortalama 116 haneden oluşur.Площадь деревни — 116 гектаров.
Dalakçı köyü ortalama 116 haneden oluşur.Vyšný Tvarožec telt 116 inwoners.
Daha sonra dalakta ayrıştırılır.Daarop neemt zij hem apart.
Ayrıca dalak akyuvar yapımını akşamları yapamaz.Kvůli tobě celou noc voko nezamhouřím.
Aynı zamanda Dalakçının sesi tavatır radyo adında da bir web radyosu mevcuttur.Sivusto ylläpitää myös nettiradiota nimeltä Radio Noise.
Aynı zamanda Dalakçının sesi tavatır radyo adında da bir web radyosu mevcuttur.Επίσης, ακούγονται γνωστές φωνές και στο ραδιόφωνο, καθώς ο CJ οδηγεί.
Hastalıklarda dalak Büyük bir dalak birçok hastalığın seyrinde görülür.Ήπιας μορφής διάρρεια παρατηρείται σε πολλές γυναίκες μετά το τεστ.
Alyuvarların dalakta yıkımı sırasında hemoglobin moleküllerinin parçalanmasıyla oluşur.Hvordan driver solutbrudd variasjoner i heliosfæren?
Ayrıca dalak akyuvar yapımını akşamları yapamaz.Owl có thể tạo ra màn đêm tuyệt đối.
Dalak ve karaciğer büyür.Bầu vú và núm vú phát triển.
Daha sonra dalakta ayrıştırılır.等に分けられる。
Esas yapım yeri olan karaciğerin dışında, böbrek, kemik iliği ve dalakta da yapılır.腰の骨は頑丈な腸骨と癒合した恥骨と坐骨で構成される。
Daha sonra dalakta ayrıştırılır.后被貶入獄。
Dalakçı köyü ortalama 116 haneden oluşur.Телефонизира се селото – поставиха се 116 телефонни поста.
Dalak ve karaciğer büyür.Povečajo se lahko jetra in vranica.
Bu adın anlamı “Dalak Tepeciği” dir.Njegovo ime pomeni »odpiralec poti«.
Dalak ve karaciğer büyür.Ta kasvab puuokstel ja tüvedel.
Köyde, "Köyümüz Dalakçı" isimli bir gazete çıkartılmaktadır.Linnas ilmub ajaleht «Наша Талачыншчына».
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.C'est une façon que j'ai de la conduite hors de la rate et de réglementer la circulation.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Det är ett sätt jag har att köra bort mjälten och reglera cirkulationen.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Det er en måde, jeg har at køre væk fra milt og regulering af cirkulation.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Đó là một cách tôi đã lái xe ra khỏi lá lách và điều tiết lưu thông.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Es ist ein Weg habe ich von der Fahrt aus der Milz und regulieren den Kreislauf.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Este o modalitate am de a conduce pe splina si de reglementare a circulaţiei.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Es una forma que tengo de la conducción fuera del bazo y la regulación de la circulación.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.É uma maneira que tenho de dirigir fora do baço e regular a circulação.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.E 'un modo che ho di guida fuori la milza e regolare la circolazione.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Ez egy módja van a vezetési ki a lépben és a szabályozó a keringésbe.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Het is een manier die ik heb van het rijden uit de milt en het regelen van de circulatie.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Ini adalah cara saya mengemudi dari limpa dan mengatur sirkulasi.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Je to spôsob, ako som si jazdy mimo sleziny a reguluje krvný obeh.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Je to způsob, jak jsem si jízdy mimo sleziny a regulaci krevního oběhu.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.그것은 내가 비장을 운전하고 순환을 조절 가지고있는 방법입니다.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Se on tapa Olen ajamisen pois pernan ja säätelevät verenkiertoa.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.To je način, imam vožnje off vranica in urejajo promet.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.To sposób mam jazdy off śledziony i regulujących obrót.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Είναι ένας τρόπος που έχω οδήγησης από το σπλήνα και τη ρύθμιση της κυκλοφορίας.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Именно так, как я из отъезжающих селезенки и регулирования обращения.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Саме так, як я з від'їжджаючих селезінки та регулювання обігу.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.Това е начина, по който съм на потегляне на далака и регулиране на кръвообращението.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.זוהי דרך של נהיגה יש לי את הטחול ואת ויסות זרימת הדם.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.بل هو وسيلة لدي من القيادة قبالة الطحال وتنظيم تداولها.

İlgili Sayfalar