Ana içeriğe geç
Sözlük

dakika ile cümle

dakika kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İlk saf O2 solumayı denediğimde en çok 15 dakika devam edebilmiştim.My first attempt on pure O2, I was able to go up to 15 minutes.
Ve Sietas'da aniden rekoru 16 dakika 32 saniyeye yükseltti.So, he suddenly pushed the record up to 16 minutes and 32 seconds.
Bu benim hazırlandığımdan üç dakika daha uzundu.Which was three minutes longer than I had prepared.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.I spent the first five minutes underwater desperately trying to slow my heart rate down.
Kalp hızım yükseldikçe yükseldi, dakikada 150'ye dek çıktı.And the heart rate just kept going up and up, all the way up to 150 beats.
12. dakikada kulaklarım çınlamaya ve kollarımda hissizlik oluşmaya başladı.At minute 12 I started to have ringing in my ears, and I started to feel my arm going numb.
13. dakikada hipokondriaklıktan olacak bütün göğsüm ağrımaya başladı.Then at 13 minutes, maybe because of the hypochondria, I started feeling pains all over my chest.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.At 14 minutes, I had these awful contractions, like this urge to breathe.
(Kahkaha) 15. dakikada kalbimin O2 yoksunluğundan dolayı artık acı çekiyordum.(Laughter) (Laughter ends) At 15 minutes I was suffering major O2 deprivation to the heart.
Ve 17 dakika 4 saniyeye ulaştım.And I went to 17 minutes and four seconds.
Ders başlayalı sadece 10 dakika oldu.Class started only 10 minutes ago.
Ne de olsa benim kısmım bir dakika. <br1 Lee Tae Ik'den söylemesini iste.My part is only one minute long anyway. Ask mighty Lee Tae Ik to sing it.
Şimdi sadece birkaç dakika sistem dinamiklerinden bahsedeceğim.So I want to just spend a couple of minutes on system dynamics.
İki dakikam kaldı, izin verin size bununla ilgili komik bir hikaye anlatayım.I still have two minutes left --
20 Mach'ta, New York'tan Long Beach'e 11 dakika 20 saniyede uçabiliriz.At Mach 20, we can fly from New York to Long Beach in 11 minutes and 20 seconds.
İkinci seferde ise 20 Mach hızda tam aerodinamik kontrollü üç dakikalık bir uçuş gerçekleştirdik.And in the second flight, three minutes of fully-controlled, aerodynamic flight at Mach 20.
Bir dakika, bu segment hatalı diyebilmelisiniz.It's to say, Well, wait a minute. That's the wrong segment.
Eğer 10 dakika boyunca çalarsam, hepiniz giderdiniz.And if I left it on for 10 minutes you'd all be gone.
Oraya ulaşmamız 33 gün 23 saat ve 55 dakikamızı aldıIt took us 33 days, 23 hours and 55 minutes to get there.
Ama işin en iyi kısmı Yahoo'nun yardım masasına 20 dakika sonra gelen mesaj.But the best part is the message that the Yahoo help desk got about 20 minutes later.
20 dakikadır bekliyorum ama hiçbir şey olmuyor."I've been waiting for over 20 minutes, and nothing happens."
Oh, bir dakika.Oh, wait a minute.
Eva, beş dakikamız kaldı.Eva, we have about five minutes.
Bu beş dakika içerisinde çok hızlı konuşacağımı size söylemeliyim.I have to tell you that within five minutes I will talk very fast.
Hayatta kalmış olduğum ve burda olduğum için ve bu beş dakikanın sonu olduğundan, benBut since I survived and I'm here, and since this is the end of the five minutes, I will --
17 dakika aldı.And it only took us 17 minutes.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.They also understand that foreplay is not something you do five minutes before the real thing.
Bir dakika izin verirmisiniz.Excuse me one moment.
Her zaman 15 dakika ilersinde olurum zamanın ve bu beni adam yapar."I have always been 15 minutes ahead of my time and it has made a man of me."
Birkaç dakika içinde bazılarının sonuçlarından bahsedeceğim.In a couple of minutes, I'll tell you about some of those results.
Kelimenin tam anlamıyla üç dakika.Literally three minutes.
Dur dur bir dakika!No, no. Wait a minute!
Şimdi farklı renk kullanacağım, bir dakika bekleyin.I'm going to use two different colors here, so bear with me a second.
Ve yaklaşık 45 dakika sonra, sahil kenarında yürürken, bununla karşılaştım.And about 45 minutes later, walking along the beach, I came across this.
Bir dakika müsaade eder misiniz?Can you give us some privacy please?
Ben ise " Ah, bir dakika.And I said, "Oh ...
(Telefon çalar) Bir dakika.(Ringing) Hold on. Phone:
Bir dakikaya hazırım hayatım.Right: I'll be ready in just a minute, darling.
Aalst! Ýki dakikalýk mola!- ... ou você é o único representante em Aalst?
Ýki dakikalýk mola.Mas o bispo não nos informou da sua chegada.
Öyleyse bu nasıl oldu? bir dakika için bir adım geri gidelim.So how did this happen? Well, lets take a step back, for a minute.
On dakika içinde yıllık zirvenin başlaması gerek.Well, I've got all the international CEO's from around the world in this room.
Sadece beş dakikamız olduğundan daha hızlı ve basit bir yol kullanmamız daha iyi olacak.Since we only have five minutes, it's better that we have a fast and simpler way.
Kozmolojik anlamda, bu 10 dakika kadar önceydi.In cosmological terms, that was about 10 minutes ago.
10 dakika geç kaldınız.You're ten minutes late.
Buraya 20 dakika uzaklıkta bir sauna var.I found a sauna that is 20 minutes away.
Her dakika sorduğunun farkında mısın?Do you know you're asking once every minute?
1 dakika öncesinden daha yakın.He probably came one more minute further than one minute ago.
1 dakika önce ne kadar kalmıştı?So where is that one minute further?
Sadece birbuçuk dakika.It's just a minute and a half.
Önümüzdeki beş dakika içinde, ses ile olan ilişkinizi değiştirmeye çalışacağım.Over the next five minutes, my intention is to transform your relationship with sound.
En az beş dakika dinlemenizi tavsiye ediyorum, ama üst sınır yok.I recommend at least five minutes a day, but there is no maximum dose.
Zaten birkaç dakika içerisinde diyagramından birkaç örnek vereceğiz.And we'll give some examples with your diagram there in just a minute.
-Bir dakika bekleyin, bayan!Just wait a minute, miss!
Bir dakika bekle,ne kadar oldu?Wait a minute, how long has it been?
Sizlerle sadece birkaç dakikayı paylaşacağım.I'm going to share with you for just a few minutes.
Kutup ayısının 100 bin yılda öğrendiğini en çok 5 belki 10 dakikada öğrenebilir.What the polar bear took 100,000 years to learn, it can learn in five minutes, maybe 10 minutes.
15 dakika sonra yıka.Wash it off after 15 minutes.
-Nora, bir dakika.- Nora, just a moment.
Kaç dakika daha kaldı?How many more minutes?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod