Tom hâlâ otuz dakika uzaklıktadır.Tom is still thirty minutes away.
Tom otuz dakika içinde ayrılıyor.Tom is leaving in thirty minutes.
Üç dakika içinde hazır olacağım.I'll be ready in three minutes.
Tom son dakikada sözünden döndü.Tom backed out at the last minute.
Tom, "Mary'nin arkadaşı Brandy yirmi dakika içinde gelecek,"dedi."Mary's friend Brandy is coming over in twenty minutes," said Tom.
Bir şeyler yapmak için son dakikaya kadar beklemekten hoşlanmıyorum.I don't like to wait until the last minute to do something.
Tom birkaç dakika içinde ayrılıyor.Tom is leaving in a few minutes.
Buraya otuz dakika önce geldim.I got here about thirty minutes ago.
Tom henüz bir dakika önce ayrıldı.Tom just left a minute ago.
Buraya otuz dakika erken geldim.I got here thirty minutes early.
Buraya otuz dakika erken vardım.I got here thirty minutes early.
Buraya otuz dakika erken ulaştım.I got here thirty minutes early.
Bir dakika içinde hazır olurum.I'll be ready in just a minute.
Yaklaşık otuz dakika sürdü.It took about thirty minutes.
Sami ve Leyla son dakikada buluşmalarını iptal ettiler.Sami and Layla cancelled their date at the last minute.
Sami ve Leyla son dakikada randevularını iptal ettiler.Sami and Layla cancelled their date at the last minute.
Yaklaşık otuz dakika içinde hazır olacağım.I'll be ready in about thirty minutes.
Sami onu otuz dakika içinde yapabilirdi.Sami could do it in thirty minutes.
Sami'nin dairesi sadece beş dakika uzaklıkta.Sami's condo is just five minutes away.
Sami'nin kalbi dakikada 160 kez atıyordu.Sami's heart was beating 160 times a minute.
Sami sadece birkaç dakika sonra Leyla'yı çağırdı.Sami called Layla just a few minutes later.
Sami sadece birkaç dakika sonra Leyla'yı aradı.Sami called Layla just a few minutes later.
Tom yaklaşık otuz dakika geç kaldı.Tom was about thirty minutes late.
Tom programın yaklaşık otuz dakika gerisindeydi.Tom was about thirty minutes behind schedule.
"Tom nerede?" "Bilmiyorum. Birkaç dakika önce buradaydı.""Where's Tom?" "I don't know. He was here a few minutes ago."
"Tom nerede?" "Bilmiyorum. Daha birkaç dakika önce buradaydı.""Where's Tom?" "I don't know. He was here just a few minutes ago."
Yalnızca bir dakika kalabilirim.I can only stay a minute.
Sadece birkaç dakika kalabilirim.I can only stay a few minutes.
Tom sadece yaklaşık beş dakika önce ayrıldı.Tom just left about five minutes ago.
Tom bir park yeri bulmak için sokaklarda on dakika araç sürdü.Tom drove the streets for ten minutes in search of a parking place.
Bir dakika bekleyebilir misin?Can you wait a moment?
Lütfen bana bir dakika ver.Please give me a minute.
Lütfen bana bir dakika verin.Please give me a minute.
Tom birkaç dakika içinde havaalanına gidecek.Tom will be leaving for the airport in a few minutes.
Sami her beş dakikada bir Leyla'yı arıyordu.Sami was calling Layla every five minutes.
Tom bir şey yapmak için hep son dakikayı bekler.Tom always waits until the last minute to do anything.
Yorgunum. Burada beş dakika oturacağım.I'm tired. I'll sit here for five minutes.
Yorgunum. Burada beş dakika için oturacağım.I'm tired. I'll sit here for five minutes.
Yorgunum. Burada beş dakika boyunca oturacağım.I'm tired. I'll sit here for five minutes.
Toplantı otuz dakika önce bitti.The meeting ended thirty minutes ago.
Tom sadece bir dakika bekledi.Tom only waited a moment.
Bize birkaç dakika ver.Give us a few minutes.
Bize sadece bir dakika daha ver.Just give us another minute.
Her şey son dakikada bir araya geldi.Everything came together at the last minute.
Her şey son dakikada çözüldü.Everything came together at the last minute.
Tom'un yaklaşık otuz dakika önce ayrıldığını gördüm.I saw Tom leave about thirty minutes ago.
Piyano öğretmenim günde en az otuz dakika çalışmam gerektiğini söyledi.My piano teacher told me that I should practice at least thirty minutes a day.
Birkaç dakika içinde geri döneceğim.I'll call back in a few minutes.
Tom son dakikada gezisini iptal etti.Tom canceled his trip at the last minute.
Tom, parti bitmeden otuz dakika önce ayrıldı.Tom left thirty minutes before the party ended.
Sadece bir dakikalığına bize müsade et.Excuse us for just one second.
Bize birkaç dakika daha ver.Give us a couple more minutes.
Sen otuz dakika erken geldin, değil mi?You're thirty minutes early, aren't you?
Bize sadece birkaç dakika ver.Just give us a couple minutes.
Sana birkaç dakika daha vereceğim.I'll give you a couple more minutes.
Bunu düşünmek için sana bir dakika vereceğim.I'll give you a minute to think about it.
Lütfen on dakika daha uyuyayım.Please let me sleep for another ten minutes.
Tom programın otuz dakika gerisinde.Tom is thirty minutes behind schedule.
Her zamanki gibi, Tom ev ödevini son dakikaya kadar yapmadı.As usual, Tom didn't do his homework until the last minute.
Bir dakika otur da sakinleş.Sit down for a minute and calm down.