Son dakikada Marcello bir beraberlik golü attı.In the last minute, Marcello score an equalizing goal.
Sadece beş dakika daha seninle olayım.Let me be with you just five more minutes.
Akşam yemeği otuz dakika içinde hazır olacak.Dinner will be ready in thirty minutes.
Nedenini bilmiyoruz ama, son dakikada, Mary düğünü feshetti.We don't know why but, at the last minute, Mary called off the wedding.
Sadece bir on dakikalık yürüyüş mesafesindedir.It's only a ten-minute walk.
Tom sadece bir dakika içinde hazır olacak.Tom is going to be ready in just a minute.
Bir ya da iki dakika içinde iyi olacağım.I'll be all right in a minute or two.
Otuz dakika içinde orada olabilirim.I can be there in thirty minutes.
Yaklaşık otuz dakika içinde senin mekanında olacağım.I'll be at your place in about thirty minutes.
Tom zaten otuz dakika geç kaldı.Tom is thirty minutes late already.
Bu sadece bir dakika sürer.It'll only take a minute.
Sadece bir dakika dinlen.Just relax a minute.
Tom otuz dakikadan daha az bir sürede geri dönecek.Tom will be back in less than thirty minutes.
Sadece bir dakika bana yardım eder misin?Can you please help me for just a minute?
Bir dakikan var mı? Evet, neden?You have a minute? Yes, why?
Biz on dakika bekledik.We waited ten minutes.
Soyulmuş ve doğranmış patatesleri kaynayan su içinde 20 dakika pişir.Cook the peeled and chopped potatoes for 20 minutes in boiling water.
İstasyona gitmek 10 dakika alır.It takes 10 minutes to get to the station.
Biz on dakikalık bir yürüyüşten sonra müzeye vardık.We arrived at the museum after a ten-minute walk.
Anlaşma son dakikada bozuldu.The deal fell apart at the last minute.
Tom, bana bir dakika ver. Düşünmem gerek.Tom, give me a minute. I need to think.
Karar vermek için bir dakikan var.You have one minute to decide.
Onlar bir dakika içinde dışarıda olmalı.They should be out in a minute.
Tom bir dakikada düşüncelerini toplar.Tom collects his thoughts for a minute.
Ona bir dakika inanmıyorum.I don't believe that for a minute.
Her dakika doğan biri var.There's one born every minute.
Kapı ayrılmadan 20 dakika önce kapatılır.Gate closes 20 minutes before departure.
Bu konuda düşünmek için bana bir dakika ver.Give me a minute to think about it.
Ben bunu otuz dakika önce istedim.I asked for this thirty minutes ago.
Tom on dakikadır arabada bekliyor.Tom has been waiting for ten minutes in the car.
Teslim olmak için üç dakikanız var.You have three minutes to surrender.
Bu sadece üç dakika alacak.It'll just take three minutes.
Size yaklaşık on dakika veriyoruz.We're giving you about ten minutes.
Bunun birkaç dakika bekleyebileceğine eminim.I'm sure it can wait a few minutes.
Rulmanlarımı almam için bana bir dakika ver.Give me a minute to get my bearings.
Yemek yemek için otuz dakika bekliyoruz.We've been waiting thirty minutes to eat.
Bir dakikan kaldı.You've got one minute left.
Ben her dakika bundan nefret ediyordum.I hated every minute of it.
Tom bunun her dakikasını seviyor.Tom is loving every minute of it.
Sadece bir dakikada olacağımı Tom'a söyle, tamam mı?Tell Tom I'll just be a minute, OK?
Seni sadece bir dakikalığına ödünç alabilir miyim?Can I borrow you for just a minute?
Hey, bir dakika bekle, sen benim ne düşünüyor olduğumu düşünüyor musun?Hey, wait a minute, are you thinking what I'm thinking?
Bir dakikanı alabilir miyim?Might I have a moment?
Tren otuz dakika geç kalmıştı.The train was thirty minutes late.
Bu bir dakika alabilir.This may take a minute.
Tom sadece bir dakika alacağını söylüyor.Tom says it'll only take a minute.
Kahve bir dakika içinde hazır olacak.Coffee will be ready in a minute.
Tom otuz dakika önce burada olmalıydı.Tom should've been here thirty minutes ago.
Bu sadece yaklaşık üç dakika alacak.It'll just take about three minutes.
Tom on beş dakika sonra sıkıldı.Tom got bored after fifteen minutes.
Tom her gün en az otuz dakika keman çalmayı pratik yapar.Tom practices playing the violin at least thirty minutes every day.
Bir dakika için bana yardım eder misin?Would you mind helping me for a minute?
Pişirme süresini 1 dakika 45 saniyeye ayarlayın.Set cooking time for 1 minute 45 seconds.
Pizza beş dakika içinde burada olacak.The pizza will be here in five minutes.
Tom on dakika önce geldi ama henüz onu görmedim.Tom arrived ten minutes ago, but I haven't yet seen him.
Sadece otuz dakikamız var.We've only got thirty minutes.
Akşam yemeği birkaç dakika içinde hazır olacak.Dinner will be ready in a few minutes.
Birkaç dakika içinde görüşürüz.See you in a few minutes.
Tom'un birkaç dakika içinde gelmesi gerekir.Tom should arrive in a few minutes.
Tom birkaç dakika içinde burada olacak.Tom will be here in a few minutes.