Üç dakikan var.You've got three minutes.
Ben partinin her dakikasından keyif aldım.I enjoyed every minute of the party.
30 dakika içerisinde beni göreceksin.You'll see me in 30 minutes.
"Onlar ne zaman terk etti?" "Onlar yirmi dakika önce terk etti.""When did they leave?" "They left twenty minutes ago."
On dakika içinde benimle kafeteryada buluşabilir misin?Can you meet me in the cafeteria in ten minutes?
Seninle bir dakika özel olarak konuşabilir miyim?Can I talk to you in private for a minute?
En azından bir dakika onun hakkında düşünebilir miyiz?Can we at least think about it for a minute?
Bir dakika bekle. Sanırım onlarla gitmen gerekir.Wait a minute… I think you should go with them.
Burada bir dakika bekle.Wait here a minute.
Bu anketi doldurman sadece birkaç dakika alır.It would only take a few minutes for you to fill out this questionnaire.
Tom birkaç dakika içinde hazır olacak.Tom will be ready in a few minutes.
Tom birkaç dakika içinde geri dönecek.Tom will be back in a few minutes.
Sadece birkaç dakika sürecekti.It would only take a few minutes.
On beş dakika içinde benimle ofisimde buluş.Meet me at my office in fifteen minutes.
Tom gideli sadece on beş dakika oldu.Tom has only been gone fifteen minutes.
Bu sadece birkaç dakika daha sürmeli.This should only take a few more minutes.
Tom'un on dakika içinde seni görmesi gerekiyor.Tom needs to see you in ten minutes.
Tom'un babası ona her gün en az otuz dakika piyano çalıştırdı.Tom's father made him practice the piano every day for at least thirty minutes.
Tom otuz dakika içinde orada olabilir.Tom can be there in thirty minutes.
Tom otuz dakika içinde orada olacak.Tom will be there in thirty minutes.
Tom yaklaşık otuz dakika içinde geri geldi.Tom came back in about thirty minutes.
Tom herhangi bir dakika geri dönecek.Tom will be back any minute.
Lütfen bir dakika mazur görür müsünüz?May I please be excused for a minute?
Bir dakika dinlenmeliyiz.We should rest for a minute.
Tom bir dakika önce ayrıldı.Tom left a minute ago.
Tom on dakika önce terk etti.Tom left ten minutes ago.
Tom yaklaşık otuz dakika önce konser salonuna gitti.Tom left for the concert hall about 30 minutes ago.
Tom buraya gelmeden önce sadece birkaç dakikamız var.We only have a few minutes before Tom gets here.
Tom onu aradıktan üç dakika sonra geldi.Tom came three minutes after I called him.
Tom kırk beş dakika geç kaldı.Tom was forty-five minutes late.
Tom nefesini üç dakika tutabileceğini söylüyor.Tom says he can hold his breath for three minutes.
Tom beni otuz dakika bekletti.Tom kept me waiting thirty minutes.
Tom otuz dakikadır bekliyor.Tom has been waiting thirty minutes.
Kesinlikle. Yirmi dakika içinde geri döneceğim.Sure. I'll be back in twenty minutes.
Lütfen 5 dakika daha kal.Please stay for 5 more minutes.
Tom bir dakikalık zamanına ihtiyacı olduğunu söylüyor.Tom says he needs a minute of your time.
On dakika içinde ayrılıyorum.I'm leaving in ten minutes.
On dakika içinde gidiyorum.I'm leaving in ten minutes.
On dakika içinde yola çıkıyorum.I'm leaving in ten minutes.
Tom sadece birkaç dakika önce gitti.Tom left only a few minutes ago.
Okulumuz buradan on dakika yürüyüş mesafesinde.Our school is a ten-minute walk from here.
istasyona taksiyle gitmek kabaca kaç dakika sürer?Roughly how many minutes does it take to get to the station by taxi?
Tom 30 dakika geç geldi.Tom showed up 30 minutes late.
Tom tam bir dakika önce buradaydı.Tom was here just a minute ago.
Birkaç dakika ayırabilir misin?Can you spare a few minutes?
Seni bir dakika görebilir miyiz?Can we see you a minute?
Bir dakikaya ihtiyacınız var mı?Do you need a minute?
Tom ile bir dakika birlikte olmam için bana izin ver.Let me have a minute with Tom.
Sadece Tom'la yalnız bir dakikaya ihtiyacım var.I just need a minute alone with Tom.
Otobüs beş dakika içinde burada olacak.The bus will be here in five minutes.
Tramvay hattını takip et ve on dakika sonra onu sağ tarafta görürsün.Follow the tram line and after ten minutes you will see it on the right side.
Beş dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in five minutes.
Beş dakika içinde senin yanında olacağım.I'll be with you in five minutes.
Korkarım ki kol saatiniz iki dakika geri.I'm afraid your watch is two minutes slow.
Şimdi bir dakika bekle.Now wait a minute.
Şimdi, sadece bir dakika bekleyin.Now, wait just a minute.
Şimdi, bir dakika bekleyin.Now, wait a minute.
Bana sadece bir dakika izin verir misiniz?Will you excuse me for just one minute?
Hey, bir dakika bekleyin.Hey, wait a minute.
Hey, bir dakika bekle. Nereye gittiğini sanıyorsun?Hey, wait a minute. Where do you think you're going?