Boston'da elli dakikalık bir konaklamamız var.We have a 50-minute layover in Boston.
Tom sadece otuz dakika içinde ihtiyaç duyduğu her şeyi satın aldı.Tom bought everything he needed in just thirty minutes.
Onlara bir dakika verelim.Let's give them a minute.
Sadece bize bir dakika ver.Just give us a minute.
Bana yalnızca bir dakika ver.Just give me one minute.
Sadece bana bir dakika ver.Just give me a minute.
Sadece ona bir dakika ver.Just give it a minute.
Bize üç dakika verin.Give us three minutes.
Bana üç dakika ver.Give me three minutes.
Bana otuz dakika ver.Give me thirty minutes.
Bana yalnızca üç dakika ver.Give me just three minutes.
Bana bir dakika daha ver.Give me another minute.
Bana bir dakika daha ver, tamam mı?Give me another minute, OK?
Bana bir dakika ver, ne dersin?Give me a minute, will you?
Bana bir dakika ver, tamam mı?Give me a minute, OK?
Bana Tom'la bir dakika ver.Give me a minute with Tom.
Bana birkaç dakika ver.Give me a few minutes.
Bize bir dakika verebilir misin?Can you give us a minute?
Bana bir dakika verebilir misin?Can you give me a minute?
Sadece bana bir dakika daha ver.Just give me another minute.
Bana bir dakika ver lütfen.Give me a minute, please.
Tom'a bir dakika verir misin?Could you give Tom a minute?
Sadece bana üç dakika daha ver.Just give me three more minutes.
Sadece bana birkaç dakika ver.Just give me a couple minutes.
Onlara birkaç dakika ver.Give them a couple of minutes.
Bana birkaç dakika daha ver.Give me a couple more minutes.
Sadece bana bir dakika verir misin?Can you just give me a minute?
Bize birkaç dakika veremez misin?Can't you give us a few minutes?
Ona on dakika daha verebilir miyiz?Can we give it ten more minutes?
Bize yalnızca birkaç dakika verin.Just give us a couple of minutes.
Bana sadece bir dakika ver, ne dersin?Give me just a minute, would you?
Soluklanmam için bana bir dakika ver.Give me a minute to catch my wind.
Bana Tom'la bir dakika verebilir misin?Can you give me a minute with Tom?
Lütfen sadece bize birkaç dakika verin.Please just give us a few minutes.
Bize bir dakika verir misin lütfen?Could you give us a minute, please?
Ferahlamak için bana bir dakika ver.Give me a minute to freshen up.
Bana sadece bir dakika verir misin?Could you give me just a moment?
Biz sadece birkaç dakika içinde yemek yiyeceğiz.We're going to eat in just a few minutes.
O, tren istasyonundan sadece 5 dakikalık yürüyüştür.It's only a 5 minute walk from the train station.
Villa plaja sadece 5 dakikalık yürüme mesafesindedir.The villa is only a five minutes walk from the beach.
Hazır ol. Okul otobüsü birkaç dakika içinde burada olacak.Get ready. The school bus will be here in a few minutes.
Seninle bir dakika konuşmam gerekiyor.I need to talk to you a minute.
Bize bir dakika izin verir misin?Would you excuse us one moment?
Tom, Vikingler'in dünya tarihine etkileri üzerine beş dakikalık bir sunum yaptı.Tom gave a five-minute presentation about the influence of the Vikings on world history.
Sadece üç dakikamız var.We've only got three minutes.
Tom'un birkaç dakika önce geldiğini bilmek isteyeceğini düşündüm.I thought you might want to know that Tom arrived a few minutes ago.
Bu sadece birkaç dakika sürer.It will only take a few minutes.
Sadece bir dakika konuş benimle.Just talk to me a minute.
Bir dakika konuşabilir miyiz?Can we talk for a minute?
Ben bir dakika Tom'la konuşabilir miyim?Can I talk to Tom for a minute?
Seninle bir dakika konuşmam gerek.I have to talk to you for a minute.
Bir dakika dışarıda konuşabilir miyiz?Could we talk outside for a minute?
Sadece birkaç dakika önce Tom'la konuştum.I spoke to Tom just a few minutes ago.
Bir dakika burada kal.Stay here a minute.
Bir dakika kalabilir misin?Can you stay a minute?
Beni bir dakika yalnız bırakır mısın?Would you mind leaving me alone for a minute?
Bizi bir dakika yalnız bırakır mısın?Would you mind leaving us alone for a minute?
Tom, Mary'ye bir dakika beklemesini söyledi.Tom told Mary to wait a minute.
Tom'a 30 dakika içinde orada olacağımı söyle.Tell Tom I'll be there in 30 minutes.
Tom'a, üç dakika içinde orada olacağımı söyle.Tell Tom I'll be there in three minutes.