On sekiz dakika sonra, savaş sona erdi.Eighteen minutes later, the battle was over.
Lusitania 18 dakika içinde battı.The Lusitania sank in 18 minutes.
Kalabalık birkaç dakika alkışladı.The crowd applauded for several minutes.
Başkan Jackson birkaç dakika sonra gitti.President Jackson left a few minutes later.
Birkaç dakikalığına, tam bir sessizlik vardı.For a few moments, there was complete silence.
Shepard sadece yaklaşık on beş dakika uzayda kaldı.Shepard remained in space only about 15 minutes.
Shepard yalnızca 15 dakika kadar uzayda kaldı.Shepard remained in space only about 15 minutes.
Truman, Beyaz Saray'a dakikalar içinde ulaştı.Truman arrived at the White House within minutes.
Bir saatte altmış dakika vardır.An hour has sixty minutes.
Biz birkaç dakikadır buradayız.We've been here for a couple of minutes.
Oyuncularımızdan biri maç başladıktan sadece beş dakika sonra bir gol attı.One of our players scored a goal just five minutes after the match started.
Saatim on dakika ileri.My watch is ten minutes late.
Birkaç dakika gidebilir miyim?Do you mind if I leave for a few minutes?
O ona dakik olmasını tavsiye etti.She advised him to be punctual.
Onun dakik olması onun tarafından tavsiye edildi.She was advised by him to be punctual.
Lütfen bu konuda düşünerek birkaç dakika harcayın.Please spend a few minutes thinking about this.
16 dakikada kaç cümle ekleyebilirim, merak ediyorum... Deneyelim ve görelim!How many sentences can I add in 16 minutes, I wonder... Let's try and see!
Ortalama bir kişi bir dakikada kaç kez göz kırpar?How many times a minute does the average person blink?
Lütfen bir dakika bekleyin ve telefonu kapatmayın.Please wait a moment and don't hang up.
Az önce kalktım. Hazırlanmam için bana birkaç dakika ver.I just got up. Give me a few minutes to get ready.
Son dakikaya kadar ev ödevimi ertelememiş olmam gerektiğini biliyordum.I knew I shouldn't have put off doing my homework until the last minute.
Birkaç dakika içerisinde hazır olacağım.I'll be ready in a few moments.
Benim hakkımda bilmen gereken tek şey dakikliğe takıntılı olmamdır.One thing you should know about me is that I'm obsessed with punctuality.
Hazır olsan da ya da olmasan da, sınav on dakika içinde başlar.Ready or not, the exam begins in ten minutes.
Hazır olsanda olmasanda sınav on dakika içinde başlar.Ready or not, the exam begins in ten minutes.
Hazır ol ya da olma, beş dakika içinde sahnede olmamız gerekiyor.Ready or not, we have to be on stage in five minutes.
Doktor bir dakika içinde burada olacak.The doctor will be here in a minute.
Bu saatin tamir edilmesi gerekiyor. O günde 20 dakika ileri gidiyor.This watch needs to be repaired. It gains 20 minutes a day.
Bu saatin onarılması gerekiyor. O günde 20 dakika ileri gidiyor.This watch needs to be fixed. It gains 20 minutes a day.
Bir dakikan var mı?Do you have a moment?
Bir dakika bekle, benim çamaşır tamam, çamaşırı asmaya gideceğim.Wait a minute. The wash is done. I'm going to hang out the laundry to dry.
Yaya, otuz dakika içinde ulaşacaksın.On foot, you'll arrive within thirty minutes.
Dersin bitimine kadar sadece on dakika var.There are only 10 minutes left until the end of the lesson.
Tom masanın üzerindeki yemeği birkaç dakika içinde yemiş.Within a few minutes, Tom had eaten up all the food on the table.
Tom yirmi dakikadan daha az bir sürede oraya varmayı başardı.Tom was able to get there in less than twenty minutes.
Tom birkaç dakika önce ayrıldı.Tom left a few minutes ago.
Tom beni 30 dakikadan daha fazla bekletti.Tom kept me waiting for more than 30 minutes.
Tom otuz dakika ya da daha az sürede ofisine yürüyebilir.Tom can walk to his office in thirty minutes or less.
Eğer hızlı sürerse, Tom on dakikada oraya varabilir.Tom can get there in ten minutes if he drives fast.
Tom, bugün okula on dakika geç geldi.Tom arrived at school ten minutes late today.
Tom her zaman en az beş dakika önce varmayı kendine vazife edinir.Tom always makes a point of arriving at least five minutes ahead of time.
Tom Mary'yi on dakikadan daha fazla beklememeli.Tom shouldn't wait for Mary for more than ten minutes.
Tom Mary'den yaklaşık yirmi dakika uzakta yaşamaktadır.Tom lives about twenty minutes away from Mary.
Tom'un içinde Mary'nin beş dakika içinde gelebileceğine dair bir his var.Tom has a feeling that Mary might show up in a few minutes.
Tom her gece Mary'yi arar ve onunla en az 45 dakika konuşur.Tom calls Mary every night and talks with her for at least 45 minutes.
Tom ve Mary birkaç dakika önce mutfakta sessizce konuşuyorlardı.Tom and Mary were talking quietly in the kitchen a few minutes ago.
Tom ve Mary on dakika içinde burada olacak.Tom and Mary are going to be here in ten minutes.
Otobüsün, on dakikalık rotarı var.The bus has a ten-minute delay.
Otobüsün on dakikalık bir gecikmesi var.The bus has a delay of ten minutes.
Otobüs on dakika rotarlı çalışıyor.The bus is running ten minutes late.
Aradığını bulmadan önce internet'te arama yapmak Tom'un on beş dakikasını aldı.It took Tom fifteen minutes of googling before he found what he was looking for.
Tom tam olarak on iki dakika geç kalmıştı.Tom was exactly twelve minutes late.
Birkaç dakika gecikebilirim.I might be a few minutes late.
Tom, 30 dakika sessizce oturdu.Tom sat in silence for 30 minutes.
Tom, 30 dakika boyunca sessizce oturdu.Tom sat silently for 30 minutes.
Tom onun otobüs durağına kadar koşmasının kaç dakika alacağını merak etti.Tom wondered how many minutes it would take him to run to the bus stop.
Tom sadece on beş dakika kendinden geçmişti.Tom was only gone for fifteen minutes.
Tom seni on beş dakika önce bekliyordu.Tom was expecting you fifteen minutes ago.
Tom bir dakikalığına dışarı çıktı.Tom stepped out for a minute.
Tom on beş dakika içerisinde burada olmalı.Tom should be here within fifteen minutes.