Lütfen bir dakika bekler misin?Would you please wait for a minute?
Bir dakika bekleyin, lütfen. Onun içeride olup olmadığına bakacağım.Hold on a minute, please. I'll see if he is in.
Zil çaldıktan beş dakika sonra geldi.He came five minutes after the bell had rung.
Patronum beni 30 dakikadan daha fazla alıkoydu.My boss detained me more than 30 minutes.
Her dakika durum kötüleşiyordu.The situation became worse by the minute.
Durum her dakika daha da kötüleşti.The situation became worse by the minute.
Yeni metro 20 dakika içinde okula gitmemi sağlamaktadır.The new subway enables me to get to school in 20 minutes.
Her otuz dakikada doğum sancım var.I have labor pains every thirty minutes.
Kütüphane beş dakikalık yürüyüş mesafesinde.It is a five-minute walk to the library.
Bana zamanınızdan birkaç dakika ayırır mısınız?Can you spare me a few minutes of your time?
Bana bir kaç dakika ayırabilir misin? Yardımına ihtiyacım var.Can you spare me a few minutes? I need your help.
Birkaç dakikalık yürüyüş bizi parka getirdi.A few minutes' walk brought us to the park.
Beş dakikalık yürüyüşten sonra müzeye vardım.I reached the museum after a few minutes' walk.
Biz birkaç dakika yürüdük ve kıyıya ulaştık.We walked a few minutes and reached the shore.
Birkaç dakikalık yürüyüş beni parka getirdi.A few minutes' walk brought me to the park.
Dünya her dakika değişiyor.The world is changing every minute.
Narita Ekspresi yaklaşık 90 dakikada seni doğrudan Tokyo İstasyonuna götürecek.The Narita Express will take you directly to Tokyo Station in approximately 90 minutes.
Öğretmenimiz dakikliğin önemi üzerinde durdu.Our teacher dwelt on the importance of punctuality.
Tren şiddetli kar yağışı yüzünden otuz dakika geç kaldı.The train was thirty minutes late on account of the heavy snow.
Yoğun kar yağışı yüzünden, tren 10 dakika geç kaldı.Because of the heavy snow, the train was 10 minutes late.
Kalkış saatinden en az 45 dakika önce giriş yaptığınızdan emin olun.Be sure to check in at least 45 minutes prior to departure time.
Sen geç kaldın. Toplantı otuz dakika önce bitti.You are late. The meeting finished thirty minutes ago.
Programın 30 dakika gerisindeler.They're 30 minutes behind schedule.
Elektrik birkaç dakika içerisinde tekrar geldi.The electricity came on again in a few minutes.
Tren yirmi dakika geç kalacak.The train will be twenty minutes late.
Tren her otuz dakikada bir çalışır.The train runs every thirty minutes.
Maç son dakikada iptal edildi.The game was canceled at the last minute.
Ben son dakikada randevuyu iptal ettiğim için üzgünüm.I am sorry to cancel the appointment at the last minute.
15 dakika içinde varıyor olacağız.We will be landing in 15 minutes.
O, birkaç dakika içinde tüm ekmek ve peynir yemiş.Within a couple of minutes, she had eaten up all the bread and cheese.
Japon marka bir saatim var. Çok dakiktir.I have a watch of Japanese make, which keeps very good time.
O, patlamadan on dakika sonra geri geldi.She came back ten minutes after the explosion.
Trenin gitmesine sadece beş dakika var ve o gelmedi.There are only five minutes till the train starts, and she hasn't appeared.
Lütfen sunumunuzu 30 dakika ile sınırlayın.Please limit your presentation to 30 minutes.
Onun dakik olmasına güvenebilirsin.You can rely upon his being punctual.
Onun dakikliğine güvenemezsin.You cannot calculate on his punctuality.
Bir dakika lütfen. Onu telefona çağıracağım.Just a minute, please. I'll call him to the phone.
Benim iki saat uğraştığım problemi beş dakikada çözdü.He solved the problem in five minutes that I had struggled with for two hours.
O, on dakika içerisinde geri gelecek.He will be back in ten minutes.
O, bütün soruları on dakika içinde cevapladı.He answered all the questions in ten minutes.
O, on dakika önce gitti.He left ten minutes ago.
O, birkaç dakika önce dışarı çıktı.He went out a few minutes ago.
Birkaç dakikalık yürüyüş onu hayvanat bahçesine getirdi.A few minutes' walk brought him to the zoo.
Otuz dakika geç döndü.He turned up 30 minutes late.
Üç dakika boyunca su altındaydı.He was underwater for three minutes.
O her zaman dakiktir.He is always punctual.
O, on dakika önce buraya geldi.He came here ten minutes ago.
Buraya on dakika erken geldi.He arrived here ten minutes early.
O bir dakika içinde dönecek.He'll be back in a minute.
Problemi çözmek on dakikasını aldı.It took him ten minutes to solve the problem.
Problemi çözmesi on dakika sürdü.It took him ten minutes to solve the problem.
O, akşam yemeği partisi ile ilgili bir dakikalık açıklama verdi.He gave a minute description of the dinner party.
Bir dakika ile son treni kaçırdı.He missed the last train by a minute.
Bir dakika ile treni kaçırdı.He missed the train by one minute.
O dakik olmaktan gurur duyar.He takes pride in being punctual.
O, dakiktir.He is punctual.
Dakik olmanın önemine vurgu yaptı.He laid stress on the importance of being punctual.
O dakikliğiyle gurur duyuyor.He is proud of his punctuality.
O, dakikliği üzerine kendisiyle gurur duydu.He prided himself on his punctuality.
O, on'dan yedi dakika sonra geldi.He came at seven minutes after ten.