Otuz dakika geç kaldın.You're thirty minutes late.
Bir dakika içinde orada olacağız.We'll be there in a minute.
Bir dakikaya ihtiyacım olacak.I'm going to need a minute.
On dakika içinde dönerim.I'll return in ten minutes.
Tom otuz dakika bekledi.Tom waited thirty minutes.
Tom bir dakika boyunca dinledi.Tom listened for a minute.
Bir dakikada size katılacağım.I'll join you in a moment.
Ben gideli 45 dakika olmuştu.I was gone for 45 minutes.
Kırk beş dakikalığına gitmiştim.I was gone for 45 minutes.
Birkaç dakikanız var mı?Do you have a few minutes?
Bir dakikaya oradayım.I'll be over in a minute.
Bir dakika içinde aşağıda olacağım.I'll be down in a minute.
Beş dakikaya daha ihtiyacım var.I need five more minutes.
Beş dakikan var.You've got five minutes.
Beş dakikanız var.You've got five minutes.
Birkaç dakikaya ihtiyacım olacak.I'll need a few minutes.
Bir dakika içinde dışarıda olacağım.I'll be out in a minute.
Bir dakika içinde gideceğim.I'll go in a minute.
30 dakikamız var.We have 30 minutes.
Patatesler on dakika içinde hazır olacak.In ten minutes, the potatoes will be done.
On dakikadır ona hizmet ediyorduk.We were waiting on him for ten minutes.
Bir bilet almaya gideceğim.Bu yüzden lütfen bir dakikalığına çantalarıma bak.I'm going to go buy a ticket, so please watch my bags for a minute.
Geçen gece son derece dakiktimThe other night I was extremely on time!
Detroit polisinin 911 aramalarını cevaplaması yaklaşık 58 dakika sürer.Detroit police take about 58 minutes to answer 911 calls.
30 dakikada vardım.I arrived within 30 minutes.
Tren üç dakika içinde gidiyor.The train is leaving in three minutes.
Lütfen iki dakika bekleyin.Please wait two minutes.
Lütfen iki dakika bekle.Please wait two minutes.
Lütfen on dakika bekle.Please wait ten minutes.
Lütfen on beş dakika bekle.Please wait fifteen minutes.
Kalkıştan beş dakika önce uçağa bindim.I got to my plane five minutes before takeoff.
Havai fişek gösterisi fırtına nedeniyle 30 dakika sonra askıya alındı.The fireworks show was suspended after 30 minutes due to the thunderstorm.
Benim yalnızca birkaç dakikam var.I have only a few minutes.
Bir dakika önce kalktım.I got up a minute ago.
İşler başlamadan otuz dakika önce orada olmayı planlıyorum.I plan to be there thirty minutes before things start.
Mary ve diğer kadınlar otuz dakika önce çıktı.Mary and the other women left thirty minutes ago.
Filmin ilk otuz dakikasını kaçırdım.I missed the first thirty minutes of the movie.
Biz programın yaklaşık otuz dakika gerisindeyiz.We're about thirty minutes behind schedule.
Tom sadece birkaç dakikaya daha ihtiyacı olduğunu söyledi.Tom said he only needed a few more minutes.
Biz programın sadece otuz dakika gerisindeyiz.We're only thirty minutes behind schedule.
Birkaç dakika içinde başlamak için hazır olacağız.We'll be ready to start in a few minutes.
Tom yaklaşık otuz dakika içinde burada olacak.Tom will be here in about thirty minutes.
Tom yaklaşık otuz dakika önce buradan ayrıldı.Tom left here about thirty minutes ago.
Orada sadece on dakikamız olacak.We'll only have ten minutes in there.
Programın üç dakika gerisindeyiz.We're three minutes behind schedule.
Film otuz dakika içinde başlıyor.The movie starts in thirty minutes.
Sizin otuz dakika neredeyse doldu.Your thirty minutes are almost up.
Karar vermek için otuz dakikan var.You have thirty minutes to decide.
Onu otuz dakika önce söyledin.You said that thirty minutes ago.
Sadece üç dakikan kaldı.You have only three minutes left.
Biz otuz dakika içinde Tom'la buluşacağız.We'll meet Tom in thirty minutes.
Otuz dakika içerisinde orada olacağız.We'll be there in thirty minutes.
Sadece birkaç dakikaya daha ihtiyacımız var.We only need a few more minutes.
Tom sadece üç dakika gecikti.Tom was only three minutes late.
Tom otuz dakika önce buradaydı.Tom was here thirty minutes ago.
Otuz dakika içinde bunu yapabilir misin?Can you do it in thirty minutes?
Biz sadece otuz dakika uzaktayız.We're only thirty minutes away.
Onlar on dakika içinde burada olur.They'll be here in ten minutes.
On beş dakika erken geldin.You're fifteen minutes early.
Siz otuz dakika geç kaldınız.You were thirty minutes late.