Birkaç dakika önce onun hakkında sadece ben kendim duydum.I only heard about it myself a couple of minutes ago.
Sadece iki dakikaya daha ihtiyacım var.I only need two more minutes.
Bir dakikalığına bir sorunumuz olduğunu düşündüm.I thought for a minute we had a problem.
Bunun her dakikasından zevk aldım.I enjoyed every minute of it.
Sana bu problemi çözmen için beş dakika veriyorum.I give you five minutes to resolve this issue.
Tom'a bir dakika verelim.Let's give Tom a minute.
Bir dakika duralım.Let's stop a minute.
Birkaç dakika daha istiyorum.I want a few more minutes.
Ben sadece bir dakika konuşmak istiyorum.I just want to talk a minute.
Birkaç dakika daha ister misin?Do you want a few more minutes?
Son dakikaya kadar beklemek istemiyorum.I don't want to wait till the last minute.
Ben birkaç dakika Tom'la konuşmak istiyorum.I'd like to talk to Tom for a few minutes.
Ben sadece birkaç dakika daha beklemek istiyorum.I just want to wait for a few more minutes.
20 dakika içinde herkesin ofisimde olmasını istiyorum.I want everyone in my office in 20 minutes.
Buradan kampüse otuz dakikalık bir yürüyüş.It's a fifteen minute walk from here to the campus.
Buradan kampüse yürümek on beş dakika sürer.It takes fifteen minutes to walk from here to the campus.
Tom hakkında seninle bir dakika konuşmak istiyorum.I want to talk to you for a minute about Tom.
Bir dakikan varsa, bunu okumak isteyebilirsin.If you have a minute, you might want to read this.
Kırk sekiz saat, kaç dakikadır?Forty-eight hours is how many minutes?
Tom ve ben birkaç dakika Mary ile yalnız konuşmak istiyoruz.Tom and I want to talk to Mary alone for a few minutes.
Bu toplantının yirmi dakikadan daha fazla sürmesini istemiyorum.I'd like this meeting to last no more than twenty minutes.
Tom, eğer çok meşgul değilsen, bir dakika ofisime gelebilir misin?Tom, if you're not too busy, could you come to my office for a minute?
Kararını vermen için on dakikan var.You have ten minutes to make up your mind.
Tren otuz dakika geç kaldı.The train is thirty minutes late.
Bir dakika. Geliyorum.Just a minute. I'm coming.
Sos yapmak tam olarak bir dakika sürer.It takes literally a minute to make the sauce.
Dakik olun.Be punctual.
"Akşam yemeğine ne kadar var?" "Beş dakika.""How long till dinner?" -"Five minutes."
On dakika sonra bizim arabanın benzini bitti.Ten minutes later, our car ran out of gas.
Bana sadece bir dakika yardım et.Help me for just a minute.
Bir dakika için buraya gelebilir misin?Can you come here for a minute?
O 30 dakika geç geldi.He came 30 minutes late.
O, birkaç dakika içinde dönecek.She'll be back in a few minutes.
On dakika içinde orada olabilirim.I can be there in ten minutes.
Sen dakiksin.You're punctual.
Tom dakik.Tom is punctual.
Ben dakikim.I'm punctual.
Birkaç dakika yalnız kalmam gerekiyor.I need a few minutes alone.
Bizi bir dakika yalnız bırak.Leave us alone for a minute.
Bir dakikalığına Tom'u yalnız bırak.Leave Tom alone for a minute.
Birkaç dakika yalnız kalabilir miyim?Can I have a few minutes alone?
Bir dakika yalnız kalabilir miyiz, lütfen?Can we have a moment alone, please?
Tom'la tek başıma birkaç dakikaya ihtiyacım olacak.I'll need a few moments alone with Tom.
Tom'la beni birkaç dakika yalnız bırakın.Give me a couple of minutes alone with Tom.
Bizi bir dakika yalnız bırakabilir misiniz?Would you please leave us alone for a minute?
Bana yalnız Tom'la birkaç dakika verir misin?Would you give me a few minutes alone with Tom?
Belki Tom'la yalnız başıma birkaç dakika harcamam gerekir.Maybe I should spend a few minutes with Tom alone.
Tom'la tek başına birkaç dakika meşgul olabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can handle a few minutes alone with Tom?
Neden birkaç dakika içinde benimle ön tarafta buluşmuyorsun?Why don't you meet me out front in a few minutes?
Neden burada bir dakika oturmuyorsun?Why don't you sit here a moment?
Neden bir dakika kalmıyorsun?Why don't you stay a minute?
Neden birkaç dakikalığına kalmıyorsun?Why don't you stick around for a few minutes?
Birkaç dakikaya ihtiyacın var mı?Do you need a few minutes?
Daha dakik olun.Be more precise.
Bana on dakika ver.Give me ten minutes.
Benim saatim günde on dakika ileri gider.My watch gains ten minutes a day.
Benim saatim beş dakika ileri.My watch is five minutes fast.
Saatim günde on dakika geri kalıyor.My watch loses ten minutes a day.
Son dakika anlaşması düzenlediler.They worked out a last minute deal.
Tom ve bazı diğer adamlar on beş dakika önce geldi.Tom and some other men arrived fifteen minutes ago.