Bir dakika önce gitti.He left a minute ago.
Onlar planlanan zaman çizelgesine göre otuz dakika geç kaldılar.They are thirty minutes late according to the planned timetable.
Bir dakika. Onu bu kitapta bulabilip bulamayacağıma bakacağım.Just a minute. I'll see if I can find it in this book.
Bir yumurta en az beş dakika boyunca kaynamalıdır.An egg should cook for at least 5 minutes
On dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in ten minutes.
On dakika içinde sizinle olacağım.I'll be with you in ten minutes.
Tom beş dakika boyunca nefesini tutabilir.Tom can hold his breath for five minutes.
TAM 224 bugün 20 dakika gecikecek.The TAM 224 will be 20 minutes delayed today.
Bu sadece bir dakika sürecek.It will only take a minute.
Polis bir dakika içinde burada olacak.The police will be here any minute.
Beş ya da on dakika fark yaratmazdı.Five or ten minutes would not have made any difference.
Metro istasyonuna yürümek benim on dakikamı aldı.It took me ten minutes to walk to the metro station.
Metro istasyonuna yürümem on dakika sürdü.It took me ten minutes to walk to the metro station.
Üzgünüm. 10 dakika geç kalacağım.I'm sorry. I will be 10 minutes late.
Bu üç dakikadan daha fazla sürmedi.It did not last more than three minutes.
Bu üç dakikadan daha fazla sürmeyecek.It will not last more than three minutes.
Gösteri on dakika içinde başlıyor.The show starts in ten minutes.
Birkaç dakika bekle, ne dersin?Hold on for a few minutes, will you?
Tom'un öğle yemeğini yemesi için sadece on beş dakikası var.Tom has only fifteen minutes to eat his lunch.
Öğle yemeğini yemesi için Tom'a sadece on beş dakika veriliyor.Tom is only given fifteen minutes to eat his lunch.
Bana iki dakika ver.Give me two minutes.
Bir dakika düşünmeme izin ver.Let me think a minute.
Bir dakika yalnız olabilir miyiz?Can we have a moment alone?
Okul sadece beş dakika yürüme uzaklığında.The school is only a five-minute walk away.
Tom bir dakika önce buradaydı.Tom was here a minute ago.
Tom sadece birkaç dakika önce ayrıldı.Tom just left a few minutes ago.
Bir dakika ayırabilir misin?Can you spare a minute?
Bize bir dakika ver.Give us a minute.
Bir dakika bekleyin, lütfen!Wait a minute, please!
On beş dakika sonra sıkıldı.He got bored after fifteen minutes.
Lütfen gizlilik politikamızı okumak için bir dakikanızı verin.Please take a moment to read our privacy policy.
Bizim gizlilik politikalarımız ile kendinizi tanıtmak için lütfen bir dakika ayırın.Please take a moment to familiarize yourself with our privacy policies.
Tom biletini yirmi dakika önce aldı.Tom bought his ticket twenty minutes ago.
Tren birkaç dakika önce istasyondan ayrıldı.The train left the station a few minutes ago.
Hiç son dakika tavsiyen var mı?Do you have any last-minute advice?
Burada kalmak zorunda olduğumdan bir dakika daha fazla kalmak istemiyorum.I don't want to stay here a minute longer than I have to.
Sadece bir dakikaya ihtiyacım var.I just need a minute.
Birkaç dakikaya ihtiyacım var.I need a few minutes.
Bir dakika içinde döneceğim.I'll be back in a minute.
On dakika içinde hazır olacağım.I'll be ready in ten minutes.
Toplantı başlayana kadar birkaç dakikamız daha var.We have a few more minutes until the meeting starts.
Gün batımından yaklaşık kırk beş dakika sonra vardık.We arrived about forty-five minutes after sunset.
Bir dakika bekle, tatlım!Wait a minute, honey!
Bir dakika bekle, Tom!Wait a minute, Tom!
Bir dakika bekle, Mary!Wait a minute, Mary!
O beş dakikadan az sürdü.It took less than five minutes.
Tom'un broşürü okuması beş dakikadan biraz daha fazla sürdü.It took slightly more than five minutes for Tom to read the pamphlet.
Son on dakikadır Tom'u bulmaya çalışıyorum.I've been trying to get a hold of Tom for the last ten minutes.
Seninle bir dakika konuşmak istiyorum.I'd like to talk to you for a minute.
Tom ile birkaç dakika yalnız geçirmek istiyorum.I'd like to have a few minutes alone with Tom.
Lütfen bir dakika bekle.Please wait a minute.
Lütfen bir dakika bekleyin.Please wait a minute.
Lütfen bir dakika bekleyiniz.Please wait a minute.
Tom on dakikadan daha fazla arabada olamaz yoksa hasta olur.Tom can't be in the car more than ten minutes or he gets sick.
Tom arabada on dakikadan daha fazla duramaz, yoksa midesi bulanır.Tom can't be in the car more than ten minutes or he gets sick.
Tom hasta olmadan on dakikadan daha fazla arabada olamaz.Tom can't be in the car more than ten minutes without getting sick.
Tom midesi bulanmadan on dakikadan çok arabada duramaz.Tom can't be in the car more than ten minutes without getting sick.
Son dakikada insanlar üzerinde planları değiştiremezsin.You can't change plans on people at the last minute.
Sadece birkaç dakikam var.I only have a few moments.
Sadece bir dakikam var.I only have a minute.