daima ile cümle

daima kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Sabahları daima ofiste değilim.I'm not always in the office in the morning.
Neredeyse daima akşam yemeğinden önce banyo yaparım.I almost always take a bath before dinner.
Tom'la daima iyi anlaştım.I've always gotten along well with Tom.
Neredeyse daima arabayla çalışmaya gideceğim.I almost always go to work by car.
Tom daima kendisi ile çelişiyor.Tom is always contradicting himself.
Tom daima kamerasını yanında taşır.Tom always carries his camera with him.
Tom daima kamerasını birlikte taşır.Tom always carries his camera with him.
Leyla daima şüphe uyandırıyor.Layla is always casting doubt.
Leyla daima Sami'ye yardım ediyordu.Layla was always helping Sami.
Leyla yanında daima o silahı taşıyordu.Layla carried that gun with her at all times.
Sami ne zaman duracağını bilmekte daima bir sorun yaşıyordu.Sami has always had a problem with knowing when to stop.
Leyla, Sami'yi nerede arayacağını daima biliyordu.Layla always knew where to look for Sami.
Tom neredeyse daima onu yapar.Tom almost always does that.
Tom neredeyse daima gece yarısından önce yatağa gider.Tom almost always goes to bed before midnight.
Sami daima Leyla'nın odasında olurdu.Sami would always be in Layla's room.
O daima esprili ve gösterişli.She's always witty and eloquent.
Tom daima bunu yapıyordu.Tom was always doing that.
Tom daima sempatiktir.Tom is always sympathetic.
Tom neredeyse daima burada.Tom is almost always here.
Tom neredeyse daima meşguldür.Tom is almost always busy.
Tom daima çıplak ayaklıdır.Tom is always barefoot.
Tom daima yüzüyor.Tom is always swimming.
Mary daima okulda öğretmenleri ona izin verdiğince geç vakitlere kalır.Mary always stays at school as late as the teachers allow her to.
Tom daima kilitlenmeli.Tom should be locked up forever.
Tom ve John daima benzer giysiler giyerler.Tom and John always wear similar clothes.
Rusya daima birleşmiş olarak kalacaktır.Russia will always remain united.
Tom motosikletine binerken daima gözlük takar.Tom always wears goggles when he rides his motorcycle.
Önleyici tedbir daima en iyi çözümdür.Prevention is always the best solution.
Sami daima yüzük taktı.Sami always wore rings.
Sami ve Leyla daima tartışırlardı.Sami and Layla would always argue.
Başarıya giden yol daima yapım aşamasındadır.The road to success is always under construction.
Sami her yerde daima polislerle birlikte çalışıyor.Sami has been working with the cops all along.
Sınıf arkadaşlarına daima sorunlar getirdi.He always brought problems to his classmates.
Çocuklarınız bisikletlerini sürerken daima kask takıyor mu?Do your children always wear helmets when they ride their bicycles?
Tom daima kalbimde yaşayacak.Tom will forever live in my heart.
Daima insanlara kibar olmaya çalışıyorum.I always try to be nice to other people.
Daima yanında nakit bulundur.Always carry some cash.
Daima kilo fazlam oldu.I've always been overweight.
Tom daima insanlara yardımcı olmaya çalışır.Tom always tries to help people.
Onun odasına girmeden önce daima kapısını çalmalısın.You should always knock before entering his room.
Daima yerinde ve zamanında konuşuyor.He seems to always say the right thing at the right time.
Daima en kötüsüne hazırlıklı olun.Always be prepared for the worst.
İlk adımlar daima en zor olanlarıdır.The first steps are always the hardest.
Daima bazı tür tehlikelere maruz kalırız.We are always exposed to some kind of danger.
Duyarsporlu Tom güncel mevzularda daima tarafını belli edip duyarını kasar.As a wokester, Tom always supports current things.
Daima doğru amaç için, tabii.Always for the right purpose, for sure.
Milyar teriminin anlamı kesindir ve daima 109 anlamına gelir.The term milliard is unambiguous and always means 109.
Merle'nin geri dönüşü daima geçici bir durum olarak planlanmıştı.Having Merle back was always planned to be somewhat temporary thing.
Bu yüzden daima bir gözlemci onunla hareket etmek üzere yerleştirilebilir.Thus, an observer can always be placed to move along with it.
NATO üyesi olan Türkiye, bölgede daima istikrar sağlayıcı bir faktör oldu."Turkey, a NATO member, has always been a stabilizing factor in the region."
Bilimsel kuramlar, ad hoc hipotezlerinin eklenmesiyle daima savunulabilir.Scientific theories can always be defended by the addition of ad hoc hypotheses.
H&M, koleksiyonun Madonna'nın "zamansız, eşsiz ve daima göz alıcı stilini" yansıttığını belirtti.H&M said the collection reflected Madonna's "timeless, unique and always glamorous style."
Daima aptalca şeyleri yapar."Always doing the stupid thing."
Okulda ders verdi fakat daima roman yazdı.She taught at school but always wrote novels.
Herhangi bir ordu için, lojistik daima bir problemdir.As for any army, logistics were always a problem.
11) Yâd-daşt Anlamı; kendini daima Allah'ın huzurunda bilmektir.Joseph is the model of obedience, the man known for having faithfully carried out God's commands.
OpenBSD'nin daima en son sürümünü en çok özelliklere sahiptir.OpenBSD always has the latest version with the most features.
O ve Scooby daima korkak ve açlardır; gösterilerinde komiklik yaparlar.He and Scooby are usually scared and hungry; a running gag in the show.
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio always designed his villas with reference to their setting.
Wallis daima temiz giysiler giyer ve kendisini iyi yapmaya zorlardı.Wallis was always immaculately dressed and pushed herself hard to do well.

İlgili Sayfalar