Daimi barış, illüzyondan başka bir şey değildir.Permanent peace is nothing but an illusion.
Bill daima dürüsttür.Bill is honest all the time.
Biraz pahalı olsalar bile, ben daime en iyi ürünleri satın alırım.I always buy a top quality product even if it is slightly more expensive.
Başı belade olsa bile, Mac daime iyimserdir.Even if he is in trouble, Mac is always optimistic.
Mary daima yiyebileceğinden daha fazla yemek getirdi.Mary invariably brought more food than she could eat.
İyi ücretli daimi bir iş bulmak zordur.It is difficult to find a well paid permanent job.
Daima başkalarında kusur buluyor.He is always finding fault with other people.
Daima başkalarında kusur bulur.He is always finding fault with other people.
Annesi daima ona eşlik eder.Her mother always accompanies her.
O daima dikkatsiz sürücüleri eleştiriyor.She is always critical of reckless drivers.
İyi bir kitap arkadaşların en iyisidir, bugün ve daima aynı.A good book is the best of friends, the same today and forever.
Ruslar Fransız yollarını kopyalar, ancak daima elli yıl sonra.The Russians copy the French ways, but always fifty years later.
O bu aralar daima buraya gelir.He always comes here at this time.
Kalem daima kılıcı yener.The pen always beats the sword.
Daima sözlüğünü el altında bulundur.Always have your dictionary close at hand.
Onun için açlık soyut bir kavramdı. Onun daima yeterli yiyeceği vardı.For him, hunger was an abstract concept. He had always had enough food.
Bu dünyada daimi tek şey değişimdir.The only thing constant in this world is change.
Daima hafta sonları giysilerimi yıkarım.I always wash my clothes on week ends.
Yemek yerken en büyük tabak daima masadadır.When eating, the largest plate is always the table.
O bu kuralları daima aklında tuttu.He's always kept these rules in mind.
Karşılaşmayı penaltılarda kaybetmen daima hayal kırıklığına uğratıyor.It's always disappointing when you lose a match on penalties.
Sahne daima aynıdır.The scene is always the same.
Daima mutlusun.You're always happy.
Eric daimi bir iyimserdir.Eric is an eternal optimist.
Daima doğruyu söyledim.I've always told the truth.
Tom'un saçı daima yağlı ve pis.Tom's hair is always greasy and dirty.
Size kapımız daima açık.You're always welcome here.
Sana kapım daima açık.You're always welcome here.
Bana daima yardım ettin.You've always helped me.
Bana daima yardım ettiniz.You've always helped me.
Daima burada olacağım.I'll always be here.
Biz daima en iyi arkadaşlar olacağız.We will be best friends forever.
Tom'un özetleri daima yazım hatalarıyla doludur.Tom's summaries are always full of misprints.
Tom daima beni güldürür.Tom always makes me laugh.
Daima kendi kendime lakırdı ederim.I constantly talk to myself.
Tom daima çocukları için en iyi olanı yaptı.Tom has always done what's best for his children.
Esperantoda, sonuncusundan önceki hece daima vurgulanır.In Esperanto, the syllable before the last one is always stressed.
Her daim kafan bozuk zaten.You are always pissed off.
Evlilik tartışmaları, bir evlilik için daima yapıcı olmalıdır.Marital arguments should always be constructive to a marriage.
Tom, olaylara daima olumsuz tarafından bakan çok kötümser bir insan.Tom's a very pessimistic person and always sees the negative side of any situation.
Ben daima meşgulüm.I am forever busy.
Tarih, her daim devam eden bir süreçtir.History is an ever-ongoing process.
Daima kazanırım.I always win.
Odasının ne kadar küçük olduğu konusunda daima şikayetçidir.He is always complaining about how small his room is.
Evi terk ettiğinden beri hayat onun için daimi bir mücadele haline geldi.Life seems to have been a constant struggle for her ever since she left home.
Müzik günlük hayatımızda her daim vardır.Music is ever present in our daily lives.
Ölçüsüz korku daima beceriksizce hareket ettirir.Measureless fear makes always to act clumsily.
Onu daima tanıyormuşum gibi hissediyorum.I feel like I've known her forever.
Onu daima tanıyorum gibi hissediyorum.I feel like I've known him forever.
Politika konusunda daima çok hırslı oldum.I have always been very passionate about politics.
Bunu daima hatırlayacağız.We'll always remember that.
Tom daima hazırlıklıdır.Tom is always prepared.
Bir politikacı daima unutur.A politician always forgets.
Narsisistler daima kendilerine dikkat çekmeye çalışıyorlar.Narcissists are always trying to draw attention to themselves.
Erkekler kadınlara daima saygıyla davranmalıdır.Men should always treat women with respect.
O daima iyi bir iş arıyor.He is always looking for a good job.
Tom ile Mary arasında daima bir sürtüşme olmuştur.There's always been some friction between Tom and Mary.
Çocukların daima teşvik edilmesi gerekir.Children should always be encouraged.
Tom'un hiçbir daimi adresi yok.Tom has no permanent address.
Bu daimi bir sorundur.This is a constant problem.