daha ile cümle

daha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Alexander, Vladimir'den daha genç değildir.Alexander is not younger than Vladimir.
Bazen büyükanneler, KGB'den daha tehlikelidir.Sometimes, Grandma is more dangerous than the KGB.
Günaydın Haruki! Saçların daha yeni yataktan kalkmışsın gibi duruyor.Good morning, Haruki. Your hair looks like you just got out of bed.
Onun tablolarından biri, açık artırmada bir milyon dolardan daha fazla getirdi.One of his paintings fetched more than a million dollars at auction.
O onlardan daha zeki.He's smarter than them.
Japonya'nın nüfusu Kanada'nınkinden daha büyüktür.The population of Japan is larger than that of Canada.
Ben daha önce hissettiğimden daha mutlu hissediyorum.I feel happier than I've ever felt before.
Sağlık zenginlikten daha önemlidir.Health is more important than wealth.
Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.There is a second way to define the Gabriel-Roiter measure which may be more intuitive.
O, benden daha hızlı koşabilir.He can run faster than me.
Daha önce hiç yurt dışında bulunmadım.I've never been abroad before.
Bana daha çok süt ver!Give me more milk!
Kendini kötü hissetme. Her zaman senden daha kötü olan biri vardır.Don't feel so bad. There's always someone worse off than you.
Aslında bu filmi daha önce izledim.Actually, I've seen this movie before.
Biraz daha dikkatli çalışır mısın?Do your work with more attentiveness.
Doğa bilimleri sosyal bilimlerden daha zordur.The natural sciences are harder than the social sciences.
O ev gerçekten bu evden daha iyidir.That house is really better than this house.
Daha hızlı hareket et!Act faster!
Gelecek benim düşündüğümden çok daha pratik.The future is far more practical than I imagined.
Sadece 'Seni seviyorum' sesi beni daha güçlü hissettiriyor.Just the sound of 'I love you' makes me feel stronger.
Biraz daha çikolata lütfen.A bit more chocolate please.
Sizinle daha önce karşılaştığımı hatırlıyorum.I remember meeting you before.
Yürüyerek arabaya binmekten daha hızlı işe varabilirim.I can get to work faster by walking than by taking the car.
Kuzenim benden biraz daha yaşlıdır.My cousin is a little older than I am.
Daha çok çalışmalıydın.You should have studied harder.
Oraya gitmeseydin daha iyi olurdu.It would have been better if you had not gone there.
Kız arkadaşımla çıkmasan daha iyi olurdu.You'd better not have gone out with my girlfriend.
Sana daha yavaş konuşmanı söylemiş olduğunu söyledi.He said that he had told you to speak more slowly.
Onun daha çok kitabı var.She's got more books.
O televizyon izlerken uykusuz bir gece daha geçirdi.He spent another sleepless night watching television.
Daha önce sizinle tanışmadım mı?Haven't I met you before?
O, Tom'u benim sevdiğimden daha çok seviyor.She loves Tom more than I do.
Bu sene sınıfımda geçen senekine göre daha az öğrenci var.I have fewer students in my class this year than last year.
Yarım saatten daha fazla bir süredir onları gözden kaybettik.We lost sight of them over half an hour ago.
Tom daha yaşlı bir kadınla evlendi.Tom married an older woman.
Onlar beni biraz daha uzun süre kalmaya ikna etti.They talked me into staying a little longer.
Tüm tanrılar davranışlarından daha iyidir.All gods are better than their conduct.
Köpek kulaklı sayfalar kitapları daha az değerli yaptı.The dog-eared pages made the book less valuable.
O filmi daha önce izledim.I've seen that movie before.
Kırmızı spor arabalarının sahipleri daha yüksek sigorta oranları öder.Owners of red sports cars pay higher insurance rates.
Bir biraya daha ne dersin?How about another beer?
Kaçmış bir atı yakalamak söylenmiş bir sözü geri almaktan daha kolaydır.It is easier to catch an escaped horse than to take back an escaped word.
Organik gıda genellikle daha pahalıdır.Organic food is usually more expensive.
Böyle pahalı bir şarap olduğu için, gerçekten bundan daha iyi tadı olmalı.For being such an expensive wine, it really should taste better than this.
Af istemek izin almaktan daha kolaydır.It's easier to ask for forgiveness than to get permission.
Tekneyle gezi, arabayla olandan daha fazla zaman alır.A trip by boat takes more time than one by car.
Küçük bir kazanç, büyük bir kayıptan daha iyidir.A small gain is better than a great loss.
O, kızkardeşinden daha uzun.She is taller than her sister.
Fırtına daha da şiddetlendi.The storm became even more violent.
Miho, Noriko'dan daha iyi piyano çalar.Miho plays piano better than Noriko.
Bir bebek deve genç bir deveden daha küçüktür.A baby camel is smaller than a young camel.
Hayatta daha önemli şeyler var.There are more important things in life.
Hiç daha ucuz odalarınız var mı?Do you have any cheaper rooms?
Daha çok egzersiz yapmalısın.You need to exercise more.
Meksika'da Mısır'da olanların herhangi birinden daha büyük bir piramit var.There's a pyramid in Mexico bigger than any of those in Egypt.
Bu ikisinden hangisinin daha iyi olduğunu düşünüyorsunuz?Which of these two do you think is better?
Ben bir daha seni burada asla görmek istemiyorum.I never want to see you here ever again!
Sorularınız giderek daha derinleşiyor.Your questions are getting progressively more profound.
Bugün dünkünden daha fazla bulutlar var.There are more clouds today than yesterday.
Biraz daha biftek ister misin?Would you like some more roast beef?

İlgili Sayfalar