daha ile cümle

daha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yunus ve eğitmen beklediğimizden çok daha iyi iletişim kurdu.The dolphin and trainer communicated much better than we expected.
Süper ekspres Nozomi, Hikari'den daha hızlı gider.The superexpress Nozomi runs faster than the Hikari.
O çok daha uzun olacak mı?Will it be much longer?
Ağrı onun dayanabileceğinden daha fazlaydı, bu yüzden o bir ilaç aldı.The pain was more than he could bear, so he took some medicine.
Ağrı daha da kötüleşmektedir.The pain is getting worse.
Yazım ve noktalama işaretleri konusunda daha dikkatli olmalısınız.You must be more careful about spelling and punctuation.
Bahçe beklediğimden daha büyüktü.The garden was larger than I had expected.
Hırsız bana vurdu ve gözümü morarttı ve daha sonra kaçtı.The thief hit me and gave me a black eye and then ran off.
Düşman daha fazla direnç göstermeden pes etti.The enemy gave in without further resistance.
Demir altından daha serttir.Iron is harder than gold.
Demir altından çok daha faydalıdır.Iron is much more useful than gold.
Hava bugün biraz daha iyi.The weather is a shade better today.
Hava durumu yarın daha soğuk olacağını söylüyor.The weather forecast says it will be cooler tomorrow.
Hava tahmini göre, daha fazla yağmur gelmek üzere.According to the weather forecast, there'll be more rain on the way.
Hava daha da kötüye gidiyordu.The weather was going from bad to worse.
Mağazanın müşterilere bakması için daha fazla tezgahtara ihtiyacı var.The store needs more clerks to wait on customers.
Sanırım kırsal yaşam bazı bakımlardan şehir yaşamından daha üstündür.I think country life is superior to city life in some respects.
Kırsal alanda yaşamak için gittikten sonra onun sağlığı gitgide daha iyi oldu.His health gradually changed for the better after he went to live in the countryside.
Köy hayatı şehir hayatından daha sağlıklıdır.Country life is healthier than city life.
Kırsal yaşam kent yaşamından daha sağlıklıdır.Country life is healthier than city life.
Bir telefonun olması onun daha fazla müşteri bulmasına yardım etti.Having a telephone helped her find more clients.
Hangisi daha büyüktür, Tokyo mu yoksa Kobe mi?Which is larger, Tokyo or Kobe?
Bir daha Tokyo'ya geldiğinde umarım görüşürüz.I hope to see you the next time you are in Tokyo.
Umarım bir dahaki kez Tokyo'da olduğunda seni görürüm.I hope to see you the next time you are in Tokyo.
Tokyo'nun nüfusu New York'unkinden daha büyük.The population of Tokyo is larger than that of New York.
Tokyo on milyondan daha fazla bir nüfusa sahiptir.Tokyo has a population of over ten million.
Tokyo'nun nüfusu Osaka'nınkinden daha büyüktür.The population of Tokyo is larger than that of Osaka.
Tokyo'nun nüfusu Londra'nınkinden daha büyüktür.The population of Tokyo is greater than that of London.
Tokyo Japonya'daki bütün şehirlerden daha büyüktür.Tokyo is larger than any other city in Japan.
Tokyo Japonya'daki başka bir şehirden daha kalabalık.Tokyo is more populous than any other city in Japan.
Tokyo'nun Japonya'daki herhangi bir şehirden daha büyük nüfusu var.Tokyo has a larger population than any other city in Japan.
O zamanlar, şeker tuzdan daha az değerliydi.In those days, sugar was less valuable than salt.
Seyahat etmek o günlerde çok daha zordu.Travelling was much more difficult in those days.
Bu şirkette daha fazla kadına ihtiyacımız olduğu konusunda sana katılıyorum.I agree with you that we need more women in this company.
Buradaki hava Moskova'dakinden daha ılıman.The climate here is milder than that of Moscow.
Buradaki iklim Tokyo'dakinden daha ılıman.The climate here is milder than that of Tokyo.
Buradaki hayat eskisinden çok daha kolay.Life here is much easier than it used to be.
Keşke daha zeki olsaydım.I wish I were clever.
Aynı şey daha genç nesil için söylenebilir.The same thing holds good for the younger generation.
Biz yolumuzu kaybettik, daha da kötüsü yağmura yakalandık.We lost our way, and what was worse, we were caught in a shower.
Yol oldukça çamurluydu ve daha kötüsü, yağmur yağmaya başlamıştı.The road was quite muddy, and, what is worse, it began to rain.
Okumak için gittikçe daha az zamanım oluyor.I have less and less time for reading.
Bu ikisinden daha ucuz olanıdır.This is the cheaper of the two.
Hatalarına bir daha asla göz yummayacağım.I'll never overlook your mistakes again.
Lütfen bir daha asla yalan söylemeyeceğinize dair bana söz verin.Please promise me that you will never tell a lie again.
Bu eve bir daha adımımı atmam.I'll never set foot in this house again.
Bir daha gelme.Don't come again.
Bir daha asla âşık olmayacağım.I will never fall in love again.
Hangisini daha çok seversin, et mi yoksa balık mı?Which do you like better, meat or fish?
Kırmızı şarap etle birlikte beyazdan daha iyidir.They say red wine is better with meat than white.
Günler daha kısa oluyor.The days are becoming shorter.
Günler her gün daha da uzuyor.The days are getting longer every day.
Günbatımından önce yürüyecek on milimiz daha var.We have another ten miles to walk before sunset.
Japonya'da hiçbir dağ Fuji dağından daha yüksek değildir.No mountain in Japan is higher than Mt. Fuji.
Hangisi daha büyüktür, Japonya mı yoksa Britanya mı?Which is larger, Japan or Britain?
Japonya'daki hiçbir dağ Fuji dağından daha yüksek değildir.No other mountain in Japan is higher than Mt. Fuji.
Japonya'da ticari bir otelde kalmak daha az pahalıdır.In Japan it is less expensive to stay in a Business hotel.
Japonya'nın iklimi Hindistan'ınkinden daha ılımandır.The climate of Japan is milder than that of India.
Japon çocukları İngiliz çocuklarından daha çok televizyon izler.Japanese children watch television more than English children.
Japonya'nın geleceğinden daha çok senin hakkında endişeleniyorum.I worry more about you than the future of Japan.

İlgili Sayfalar