da ile cümle
da kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şehrine bir daha ki seferimde seni görmeyi candan istiyorum.I look forward to seeing you on my next trip to your city.
Sizin tavsiyeniz üzerine davranarak, daha düzenli egzersiz yapmaya karar verdim.Acting on your advice, I've decided to exercise more regularly.
Irkın ya da yaşın ya da dinin umurumda değil.I don't care about your race or age or religion.
Biz teklifinizi daha ayrıntılı inceledikten sonra cevabımızı size vereceğiz.I'll give you our answer after we go into your proposal in greater detail.
Yeni teorinizi daha ayrıntılı anlatabilir misiniz?Could you enlarge on your new theory?
Yeni araban sana iyi davranıyor mu?Is your new car behaving well?
Treniniz platform 10'dan kalkar.Your train leaves from Platform 10.
Dayınla konuşmak istiyorum.I want to talk with your uncle.
Senin planın iyi fakat benimki daha iyi.Your plan is a good one, but mine is a better one.
Okul hayatın hakkında daha çok şey bilmek istiyorum.I want to know more about your school life.
Bir insan gibi yaşamanı daha fazla istiyorum.I want you to live more like a human being.
Dans arkadaşınız kim?Who is your dance partner?
Telefonda aranıyorsunuz. Tom'dan.You're wanted on the phone. It's from Tom.
Telefonda isteniyorsun. Tom'dan.You're wanted on the phone. It's from Tom.
Keşke sana danışsaydım.I wish I had asked you for advice.
Sana her şeyi daha önce söylemeliydim.I should have told you everything earlier.
Kim daha uzun, sen mi yoksa Ken mi?Who is taller, you or Ken?
Sen ve arkadaşların davetlisiniz.You and your friends are invited.
Gelebildiğinize sevindim. Lütfen kendi evinizdeymiş gibi davranın.I'm glad you could come. Please make yourself at home.
Satın aldığın kamera benimkinden daha iyi.The camera that you bought is better than mine.
Japonya'dan gidersen, seni fena halde özlerim.I will badly miss you if you leave Japan.
Elin değmişken lütfen bana da bir fincan kahve yap.While you are about it, please make a cup of coffee for me, too.
Eğer aşağıdakini okuyabilirsen, Japonca da haberleşebiliriz.If you can read the following, we can communicate in Japanese, too.
Onu ya sen ya da ben ziyaret etmeliyim.Either you or I should visit her.
Ya sen ya da ben gitmek zorunda kalacağım.Either you or I will have to go.
Birincilik ödülünü ya sen ya da ben alacağım.Either you or I will get the first prize.
Ya sen ya da ben birincilik ödülünü alacağım.Either you or I will get the first prize.
Ya siz ya da ben onu yapmak zorunda kalacağım.Either you or I will have to do it.
Toplantıya ya sen ya da ben katılmak zorundayım.Either you or I must attend the meeting.
Ya sen ya da ben hatalıyım.Either you or I am in the wrong.
Ya sen ya da ben haklıyım.Either you or I am right.
Zengin ya da fakir olup olmaman benim için hiç fark etmez.It makes no difference to me whether you are rich or poor.
Tatilini Yeni Zelanda'da geçireceğini anlıyorum.I understand you are going to spend your vacation in New Zealand.
Eğer daha önce ayrılsaydın trene yetişirdin.If you had left earlier, you would have caught the train.
Ya sen ya da Jane oraya gitmek zorunda.Either you or Jane has to go there.
Bu civarda gerçekten başka bir kişi daha kullanabiliriz.We could really use another person around here.
Onu daha sonra ısmarlayacağım.I'll order that later.
Daha sonra evinize geleceğim.I'll come to your house later.
Lütfen daha sonra onu bana açıklayın.Please explain it to me later.
Onu daha sonra kontrol edelim.Let's check it later.
Lütfen daha sonra benim otelime uğrayın.Please call me at my hotel later.
Onu daha sonra tekrar arayacağım.I'll call him back later.
Lütfen daha sonra tekrar gelir misin?Would you please come again later?
Yazacak iki mektubum daha var.I have another two letters to write.
On dakika içerisinde işim bitecek.I will be free in ten minutes.
O dükkânı da kontrol edelim.Let's check that shop, too.
Oradaki Fuji Dağı'nı görebiliriz.We can see Mt. Fuji over there.
Yarın sabah uykuya dalıp geç kalma.Do not oversleep tomorrow morning.
Asya Avustralya'dan çok daha büyüktür.Asia is much larger than Australia.
Birçok halklar Asya'da yaşar.Many peoples live in Asia.
Asya'da bir sürü insan vardır.There are many people in Asia.
Asya'da çok sayıda insan var.There are many people in Asia.
Asya'da birçok insan vardır.There are many people in Asia.
Sakalı onu on sene daha yaşlı gösteriyordu.His beard made him look older by ten years.
Akira birkaç dakika için dışarı çıktı.Akira went out for a few minutes.
Einstein'dan önce bilimciler uzayın sonu olmadığını düşünürlerdi.Before Einstein, scientists used to think that space had no end.
Maalesef davetinizi kabul edemem.I'm afraid I can't accept your invitation.
O, daha çok çalışmalıydı.He should have worked harder.
Bir daha bu adamla kesinlikle konuşmayacağım!I absolutely will not speak to that fellow again!
İzlanda Danimarka'ya aitti.Iceland used to belong to Denmark.