da ile cümle
da kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Otobüs dakikası dakikasına durdu.The bus stopped sharply.
Otobüs, beş dakika içinde ayrılacak.The bus leaves in five minutes.
Otobüs iki dakika erken geldi.The bus was two minutes early.
Otobüsler 20 dakikalık aralıklarla çalışıyor.Buses are running at 20 minute intervals.
Her on beş dakikada bir otobüs vardır.There is a bus every fifteen minutes.
Otobüs her on beş dakikada hareket eder.The bus leaves every fifteen minutes.
Otobüs on dakika içinde gelecektir.The bus will arrive within ten minutes.
Otobüsler her on dakikada bir çalışır.The buses run every ten minutes.
Otobüs her on dakikada bir gider.The bus leaves every ten minutes.
Daha iyi bir otobüs servisi olmalı.There ought to be a better bus service.
Otobüsü kaçırma ihtimalinden dolayı gitmen daha iyi olur.You'd better get going in case you miss the bus.
Otobüsle gitmek daha ucuzdur.It is cheaper to go by bus.
Otobüsle mi,trenle mi ya da metroyla mı gidersin.Do you go by bus, by train, or by subway?
Ben bir tane daha havlu getireceğim.I'll bring one more towel.
Önceleri rock müziği sevmezdim, fakat gittikçe daha çok beğendim.I didn't like rock music at first, but it soon grew on me.
Merdiveni duvara daya.Stand the ladder against the wall.
Biraz daha pasta ister misin?Will you have some more pie?
Bir dilim tart daha alır mısın?Will you have another slice of pie?
"Bir dilim daha pasta alır mısın?" "Evet, lütfen.""Will you have another slice of pie?" "Yes, please."
Borudan suyun damladığını duyabilirsin.You can hear the water dripping from the pipe.
Bir porsiyon turta daha ister misiniz?Would you like another helping of pie?
Evet, ben Sapporo'danım.Yes, I am from Sapporo.
Harvard Üniversitesi, 1636'da kuruldu.Harvard University was founded in 1636.
Partide bir sürü şarkı söyledik ve dans ettik.We did a lot of singing and dancing at the party.
Parti üç saatten daha fazla sürdü.The party lasted more than three hours.
Beni partiye davet ettiğiniz için teşekkür ederim.Thank you for inviting me to the party.
Partiye davet edilmiş konuklar arasında iki yabancı bayan vardı.Among the guests invited to the party were two foreign ladies.
Beni partiye davet ettiğin için minnettarım.I am grateful to you for inviting me to the party.
Partiye kim davet edildi?Who was invited to the party?
Onun partideki davranışının mükemmellikle alakası yoktu.Her behavior at the party was far from perfect.
O gürültüye daha fazla katlanamam.I can't put up with that noise any longer.
Normanlar İngiltere'yi 1066'da ele geçirdi.The Normans conquered England in 1066.
Durum ya batarsın ya da çıkarsın noktasına geldi.The situation has come to the point where we either sink or swim.
Seni daha sonra arayacağım.I'll call you up later.
Ben sizi daha sonra tekrar arayacağım.I'll call you back later.
Nozomi, Japonya'daki tüm trenlerin en hızlısıdır.The Nozomi is the fastest of all the trains in Japan.
Trenle Washington'dan New York'a ulaşılabilir.New York is accessible by train from Washington.
New York Amerika'da borsanın merkezidir.New York is the center of America's stock exchange.
New York'un nüfusu Tokyo'nunkinden daha küçüktür.The population of New York is smaller than that of Tokyo.
New York'ta Fifth Avenue'da alışveriş yapmak istiyorum.I'd like to do shopping on Fifth Avenue in New York.
New York'ta yaşarken bir apartman dairesi kiraladık.We rented an apartment when we lived in New York.
New York ile karşılaştırıldığında, Tokyo çok daha güvenli bir yerdir.Compared to New York, Tokyo is a much safer place.
Haber Yunanistan'da büyük bir deprem olduğunu söylüyor.The news says that there was a big earthquake in Greece.
Onların Yeni Zelanda'dadaki tüneller ile ilgili çok sayıda sorunları olduklarını duydum.I hear they have a lot of problems with the tunnels in New Zealand.
Yeni Zelanda'da, halk İngilizce konuşur.They speak English in New Zealand.
Yeni Zelanda'da İngilizce konuşurlar.They speak English in New Zealand.
Nick Tokyo'daki yüksek fiyatlar hakkında bana şikâyette bulundu.Nick complained to me about the high prices in Tokyo.
Her nedense onların Fransa'daki tatili beklentileri karşılamadı.For one reason or another their holiday in France didn't come up to expectations.
Güneşin doğuşu ne kadar da güzeldir!How beautiful a sunrise is!
Ne kadar da güzel!How beautiful it is!
Ne kadar da güzel şarkı söylüyor!How beautifully she sings!
Nasıl da sıcak!How hot it is!
Ne dar merdivenler!What narrow stairs!
Ne iğrenç davranış!What vile behavior!
Ne kadar da harika bir gece!What a wonderful night!
Nancy onu bir partiye davet etti.Nancy invited him to a party.
Nancy Paris'in yanı sıra Londra'ya da gittiNancy went to London as well as Paris.
Nancy daha önce bir dev panda görmemişti.Nancy had never seen a giant panda before.
Hiçbir şey söylemedim; bu da onu kızdırdı.I said nothing, and that made him angry.
Maymunlar niçin diğer hayvanlardan daha çok evrim geçirdi?Why have the apes evolved more than other animals?