Aralarında dağlar kadar fark var.Ég és föld a különbség.
Aralarında dağlar kadar fark var.E' totalmente diverso.
Aralarında dağlar kadar fark var.Het is er mijlenver van verwijderd.
Aralarında dağlar kadar fark var.이건 완전히 다릅니다.
Aralarında dağlar kadar fark var.Nu au nici cea mai mică legătură.
Aralarında dağlar kadar fark var.Sie sind sehr weit von diesem Erbe entfernt.
Aralarında dağlar kadar fark var.Son demasiado distantes.
Aralarında dağlar kadar fark var.Zupełna różnica.
Aralarında dağlar kadar fark var.Είναι η μέρα με τη νύχτα.
Aralarında dağlar kadar fark var.Разница огромна.
Aralarında dağlar kadar fark var.Това е огромна несправедливост.
Aralarında dağlar kadar fark var.משהו שונה לחלוטין.
Aralarında dağlar kadar fark var.إنها بعيدة كل البعد.
Aralarında dağlar kadar fark var.伝統的アフリカの経済システムでは
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,Arathornin taittaessa yksinäistä taivaltaan kylmille vuorille
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,Enquanto Arathorn fez seu caminho solitário paras as montanhas frias,
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,Mentre Arathorn attraversava da solo le fredde montagne,
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,Mientras Arathorn se abría camino en soledad a través de las frías montañas,
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,Podczas gdy Arathorn przemierzał samotnie zimne góry,
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,Tandis qu'Arathorn marchait seul en direction des montagnes froides,
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,Zatiaľ čo Arathorn osamelo putoval do chladných hôr,
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,Zatímco Arathorn osaměle putovat do chladných hor,
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,И когда Араторн в одиночку пробирался к холодным горам,
Arathor bu yanlız gezintiyi soğuk dağlara yaparken ,ギルラインは待っていた
A: Sadece, trende anneme eşlik ettim, ve birdendire etrafımız güzel dağlar ve diğerler ile çevrilmişti.Я только сел со своей мамой на поезд, и, вдруг, уже был окружен красивыми горами и прочим.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.A fost apoi congregația care nu a ținut slujba în biserica obișnuită de pe mal pentru a o face pe dealuri.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.그 다음에는 언덕에서 예배를 드리기 위해 평상시에 바닷가에 있는 교회건물을 떠났던 교인들이 있었습니다.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.Và rồi có giáo đoàn rời nhà thờ thường lệ bên bờ biển của mình để đi phục vụ trên những ngọn đồi.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.Το εκκλησίασμα που είχε φύγει από την κανονική του εκκλησία στην ακτή, για να κάνει λειτουργία στους λόφους.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.За църковното събрание, което напуснало сградата на брега в този ден за да проведат службата на хълма.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.והקהילה שעזבה את הכנסייה הרגילה שלה על החוף כדי לערוך טקס בהרים.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.وهناك جماعة المصلين الذين تركوا مبنى الكنيسة المعتاد الموجود على الشاطيء للصلاة على التلال.
Ayrıca dağlarda yeni bir servis mekanı edinip kıyıdaki olağan kiliselerini bırakan kilise cemaati.難を逃れた信徒たち 通常よりも長い説教をして
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Det är en kraft som strålar från bergstopparna- -och tränger ner i marken och berikar den.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Det er en kraft, der stråler fra bjergtoppene - - og trænger ned i jorden og beriger den.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.De uma forma mais simples, é um poder que nasce do topo das montanhas, depois entra no solo e enriquece-o.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.En otras palabras, es un poder que emana de las cimas de las montañas, luego penetra la tierra y la enriquece.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Mówiąc po prostu, jest to moc płynąca z wierzchołków gór, która wnika w głąb ziemi i wzbogaca ją.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Per semplificare, è un potere che scaturisce dalle cime dei monti, che entra nel terreno e lo arricchisce.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Se on voima, jota pulppuaa vuorenhuipuista- -ja joka ravitsee maata.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Για να το πω απλά, είναι η δύναμη που βγαίνει από τα βουνά, εισχωρεί στο έδαφος και το εμπλουτίζει.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Попросту говоря, это сила, которая изливается из горных вершин, а потом проникает в почву и обогащает её.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.A rozmeci maso tvé po horách, a naplním údolí vysokostí tvou.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Dám tvoje telo na vrchy a vyplním doliny hromadou tvojich mŕtvol
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.E porei as tuas carnes sobre os montes, e encherei os vales da tua altura.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Ik zal de heuvels met uw vlees bedekken en de dalen met uw botten vullen.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.In razmečem meso tvoje po gorah ter doline napolnim z mrlino tvojo.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.I rozrzucę mięso twoje po górach, i napełnię doliny wysokością twoją,
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Îţi voi asvîrli carnea pe munţi, şi voi umplea văile cu sfărîmăturile tale.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Jag skall kasta ditt kött på bergen och fylla dalarna med ditt stora skrov.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Jeg lægger dit Kød på Bjergene, fylder Dalene op med dit Ådsel,
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Jeg vil kaste ditt kjøtt op på fjellene og fylle dalene med din store kropp.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Je mettrai ta chair sur les montagnes, Et je remplirai les vallées de tes débris;
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.내가 네 고기를 여러 산에 두며 네 시체를 여러 골짜기에 채울 것임이여
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Lalu gunung-gunung dan lembah-lembah akan Kupenuhi dengan bangkaimu yang membusuk itu
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Minä jätän sinun lihasi vuorten hyviksi ja täytän raatokasallasi laaksot,
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Spargerò per i monti la tua carne e riempirò le valli della tua carogna
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.S vetem húsodat a hegyekre, és betöltöm a völgyeket rothadásoddal.
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Ta sẽ đặt thịt ngươi trên các núi , và lấy tiền_tệ ngươi lấp đầy các nơi trũng .
Bedenini dağların üzerine serecek, Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.Ta sẽ đặt thịt ngươi trên các núi, và lấy tiền tệ ngươi lấp đầy các nơi trũng.