dağları ile cümle
dağları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.Aan elke kant van de vallei zijn deze bergen meestal hoger dan de Alpen.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.A hegyek magassága a völgy mindkét oldalán a legtöbb esetben magasabb, mint az Alpok.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.Die Höhe dieser Berge auf beiden Seiten des Tals ist größer als die der Alpen in den meisten Fällen.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.Độ cao của những dãy núi này một bên thung lũng Cao hơn cả dãy Alps
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.이 양쪽 계곡의 산봉우리들의 높이는 대부분 알프스산맥보다 훨씬 높습니다.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.La hauteur de ces montagnes de chaque côté de cette vallée est plus grande que les Alpes la plupart du temps.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.Le montagne sui due lati di questa valle sono più alte delle Alpi nella maggior parte dei casi.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.Te góry są wyższe od Alp. Te góry są wyższe od Alp.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.Výška těch hor na obou stranách tohoto údolí je větší než Alpy, ve většině případů.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.Výška týchto hôr na oboch stranách tohto údolia je vo väčšine prípadoch vyššia ako v Alpách.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.Высота этих гор по обе стороны долины по большей части превосходит Альпы.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.הגובה של ההרים משני צידי העמק גדול יותר מהגובה של האלפים ברוב המקרים
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.إن إرتفاع هذه الجبال على جانبي هذا الوادي هو أكبر من جبال الألب في معظم الحالات.
Bu vadinin iki yanındaki dağların yüksekliği çoğu yerde Alpler'den daha fazla.ほとんどの地点でアルプスのそれをしのぎます まだ地図に記されていない山が何万と眠っています
Capulapan, Meksika, Oaxaca'nın yeşil dağlarında iki saatlik virajlı yollar arasında ufak bir kasaba.Capulapan e un orășel în Mexic, la două ore de urcat serpentinele montane la nord de Oaxaca.
Capulapan, Meksika, Oaxaca'nın yeşil dağlarında iki saatlik virajlı yollar arasında ufak bir kasaba.Капулапан, Мексика — маленький город в двух часах по зеленеющим горным серпантинам к северу от Оахаки.
Capulapan, Meksika, Oaxaca'nın yeşil dağlarında iki saatlik virajlı yollar arasında ufak bir kasaba.オアハカの北にある 緑豊かな山々の中を 2時間も走った所にあります
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenEr waren krekels en vogels en kikkers die geluid maakten.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenGdzie świerszcze, ptaki i żaby wydawały swoje odgłosy. I kiedy tak siedzieliśmy, zza gór zaczęły nadchodzić
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenIl y avait des bruits de criquets, d'oiseaux et de grenouilles et nous nous sommes assis là.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerinden거기서 귀뚜라미, 새, 개구리들이 울고 있었는데 우리가 앉자 저너머 산 북쪽에서
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenKörülöttünk tücskök, madarak és békák zenéltek, és mi ott ültünk, miközben északról a hegyek mögül
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenSe auzeau greieri, păsărele și orăcăitul broaștelor.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenΑκούγαμε τους γρύλους, τα πουλιά και τα βατράχια,
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenСлушахме шума от щурците, птиците и жабите.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenצרצרים, ציפורים וצפרדעים הרעישו שם, ובעודנו יושבים שם, הגיעו מעל להרים
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenوكانت هناك الصراصير والطيور والضفادع تصدر أصواتا، وجلسنا هناك، فوق الجبال بالجهة
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenそのうち 北の方の山から スピルバーグの映画に 出てきそうな雲が
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Am fost pe vârful muntelui, și am văzut Tărâmul Făgăduit."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Bol som na vrchole, a videl som zasnúbenú zem."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Byłem na szczycie góry, i widziałem Ziemię Obiecaną."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum.""Byl jsem na vrcholu hory "a viděl jsem zemi zaslíbenou."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Ich bin auf den Gipfel des Berges gestiegen und habe das Gelobte Land gesehen."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Ik heb op de bergtop gestaan, en ik heb het beloofde land gezien."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Jeg har været på bjergtoppen, og jeg har set det forjættede land."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Je suis allé en haut de la montagne, et j'ai vu la terre promise."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Megjártam a hegytetőt, és megpillantottam az Ígéret Földjét."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Saya telah berada di puncak gunung dan saya telah melihat Tanah Terjanji."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Sono stato in cima alla montagna, e ho visto la Terra Promessa."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum.""Subi ao topo da montanha, "e vi a Terra Prometida".
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."저는 산 정상에서 약속된 땅(the Promised Land)을 보았습니다."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Έχω βρεθεί στην κορυφή του βουνού, και έχω δει τη Γη της Επαγγελίας".
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Бил съм на върха и съм видял Обетованата земя."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Я был на вершине горы, и я видел Обетованную Землю".
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum.""הייתי בראש ההר, "וראיתי את הארץ המובטחת."
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."لأنني صعدت على قمة الجبل ورأيت الارض الموعودة "
Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."約束の地を見たのだから」 彼は牧師でしたが
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.(103:8) восходят на горы, нисходят в долины, на место, которое Ты назначил для них.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.Air mengalir melalui gunung-gunung ke dalam lembah, ke tempat yang Kausediakan baginya
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.Berg höjde sig, och dalar sänkte sig, på den plats som du hade bestämt för dem.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.De hoge bergen en de diepe dalen ontstonden precies waar U ze hebben wilde.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.Des montagnes se sont élevées, des vallées se sont abaissées, Au lieu que tu leur avais fixé.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.De steg op til fjellene, fór ned i dalene, til det sted du hadde grunnfestet for dem.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.Die Berge gingen hoch hervor, und die Täler setzten sich herunter zum Ort, den du ihnen gegründet hast.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.dvignile so se gore, pogreznile se doline – na mesto, katero si jim bil ustanovil.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.Elevaram-se as montanhas, desceram os vales, até o lugar que lhes determinaste.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.Emergono i monti, scendono le valli al luogo che hai loro assegnato
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.for op ad Bjerge og ned i Dale til det Sted, du havde beredt dem;
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.Hegyek emelkedének fel és völgyek szállának alá arra a helyre, a melyet fundáltál nékik.
Dağları aşıp derelere aktı, Onlar için belirlediğin yerlere doğru.주의 정하신 처소에 이르렀고 산은 오르고 골짜기는 내려 갔나이다