dağın ile cümle
dağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kanada'nın en yüksek dağı Yukon dağının yüksekliği, Ben Nevis'in 298/67 katı kadar. -Взимаме най-високата планина в Канада, най-воският връх е Юкон
Kanada'nın en yüksek dağı Yukon dağının yüksekliği, Ben Nevis'in 298/67 katı kadar. -لدينا اعلى جبل في كندا وهو جبل Yukon
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.A keď odišli z Keheláty, táborili na vrchu Šáfer.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Au pornit din Chehelata, şi au tăbărît la muntele Şafer.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Ði từ Kê-hê-la-tha đóng trại tại núi Sê-phe .
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Ði từ Kê-hê-la-tha đóng trại tại núi Sê-phe.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.És elindulának Kehélátból, és tábort ütének a Séfer hegyénél.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Ils partirent de Kehélatha, et campèrent à la montagne de Schapher.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Iz Kehelate odrinejo in se utabore na gori Seferi.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Ja he lähtivät Kehelatasta ja leiriytyivät Seferin vuoren juurelle.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.그헬라다에서 발행하여 세벨산에 진쳤고
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Och de bröto upp från Kehelata och lägrade sig vid berget Sefer.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Og de drog fra Kehelata og leiret sig ved Sefer-fjellet.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Partieron de Quehelata y acamparon en el monte Sefer
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Partiram de Queelata, e acamparam-se no monte Sefer.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Partirono da Keelata e si accamparono al monte Sefer
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Så brød de op fra Kebelata og slog Lejr ved Sjefers Bjerg.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.van Kehelatha naar de berg Har-Safer;
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Von Kehelatha zogen sie aus und lagerten sich im Gebirge Sepher.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Z Cehelot pak hnuvše se, položili se na hoře Sefer.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Z synów Józefowych z pokolenia synów Manasesowych książę Haniel, syn Efodów.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Και σηκωθεντες απο Κεελαθα, εστρατοπεδευσαν εν τω ορει Σαφερ.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.И отправились из Кегелафы и расположились станом нагоре Шафер.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.Като отпътуваха от Кеелата, разположиха стан в хълма Сафер.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.ויסעו מקהלתה ויחנו בהר שפר׃
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.ثم ارتحلوا من قهيلاتة ونزلوا في جبل شافر.
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.從 基 希 拉 他 起 行 、 安 營 在 沙 斐 山
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.從基 希拉 他 起行 、 安營 在 沙斐山
Kızın cansız bedeni, evinin sadece 100 metre ilerisindeki dağın eteklerinde bulundu.Son corps inanimé a été retrouvé dans une montagne à quelques 200 ou 300 mètres de sa maison.
Kızın cansız bedeni, evinin sadece 100 metre ilerisindeki dağın eteklerinde bulundu.Su cuerpo fue encontrado en la falda de la montaña a menos de 300 metros de su casa.
Kızın cansız bedeni, evinin sadece 100 metre ilerisindeki dağın eteklerinde bulundu.Το άψυχο σώμα της βρέθηκε στην πλαγιά ενός βουνού, μόλις 200-300 μέτρα μακριά από το σπίτι της.
Konuşmak istediğim diğer şey ise düzgün ve dağınık yansımanın aynı anda olabileceğidir.הדבר השני שאני רוצה לדבר עליו, הוא המקרים בהם יש לנו גם החזרה מסודרת, וגם החזרה מפוזרת באותו זמן.
Konuşmak istediğim diğer şey ise düzgün ve dağınık yansımanın aynı anda olabileceğidir.الشي الاخر اود التحدث عنه هو عندحدوث الانعكاس المنتظم وغير المنتظم في نفس الوقت
Köyde değişiklik yapılmadı ancak dağın aşağı doğru eğimi hafifletildi.Das Dorf wurde nicht verändert, aber der Berg besitzt nun ein flacheres Gefälle.
Köyde değişiklik yapılmadı ancak dağın aşağı doğru eğimi hafifletildi.마을은 변하지 않았지만, 산에 좀 더 완만한 경사의 내리막이 생겼습니다
Köyde değişiklik yapılmadı ancak dağın aşağı doğru eğimi hafifletildi.Vesnice se nijak nezměnila, avšak kopec se nyní svažuje daleko mírněji.
Köyde değişiklik yapılmadı ancak dağın aşağı doğru eğimi hafifletildi.Village n'a pas été modifiée, mais la montagne propose désormais une pente plus douce.
Köyde değişiklik yapılmadı ancak dağın aşağı doğru eğimi hafifletildi.Wioska nie została zmieniona, ale zbocze góry jest teraz łagodniejsze.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.A pomezí půlnoční toto míti budete:Od moře velikého vyměříte sobě k hoře řečené Hor.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.A toto vám bude severnou hranicou: od Veľkého mora vyznačíte si vrch Hor.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Die Grenze gegen Mitternacht soll diese sein: ihr sollt messen von dem großen Meer bis an den Berg Hor,
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Di utara, batas itu mulai di Laut Tengah menuju ke Gunung Ho
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Eders Nordgrænse skal være følgende: Fra det store Hav skal I udstikke eder en Linie til Bjerget Hor;
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak."'Ésta será vuestra frontera norte: Desde el mar Grande la trazaréis hasta el monte Hor
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Este será o vosso limite setentrional: desde o Mar Grande marcareis para vós até o Monte Hor;
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Ez legyen pedig a ti északi határotok: a nagy tengertõl fogva vonjatok határt a Hór hegyének.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.In to bodi vaša meja proti polnoči: od Velikega morja si merite tja do gore Hora,
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Ja teidän pohjoinen rajanne olkoon tämä: Suuresta merestä vetäkää raja Hoorin vuoreen;
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.북편 경계는 이러하니 대해에서부터 호르산까지 긋고
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Nầy là giới hạn của các ngươi về phía Bắc: Từ biển lớn, các ngươi sẽ chấm núi Hô-rơ làm hạn;
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Nầy là giới_hạn của các ngươi về phía Bắc : Từ biển lớn , các ngươi sẽ chấm núi Hô-rơ làm hạn ;
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Och detta skall vara eder gräns i norr: Från Stora havet skolen I draga eder gränslinje fram vid berget Hor.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Og dette skal være eders grense i nord: Fra det store hav skal I avmerke grenselinjen til fjellet Hor.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Tak iż wszystkich miast, które Lewitom dacie, będzie czterdzieści i osiem miast i z przedmieściami ich.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Και ταυτα θελουσιν εισθαι τα αρκτικα ορια σας απο της μεγαλης θαλασσης θελετε θεσει οριον σας το ορος Ωρ
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.к северу же будет у вас граница: от великого моря проведите ее к горе Ор,
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.Северните ви граници да бъдат тия: от Голямото море да прокарате границата до половината Ор;
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.וזה יהיה לכם גבול צפון מן הים הגדל תתאו לכם הר ההר׃
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.وهذا يكون لكم تخم الشمال. من البحر الكبير ترسمون لكم الى جبل هور.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak.北 界 要 從 大 海 起 、 畫 到 何 珥 山 . 從 何 珥 山 畫 到 哈 馬 口 、 通 到 西 達 達