dağın ile cümle
dağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Everest dağının doruk noktası dünyada en yüksek noktadır.The peak of mount Everest is the highest spot in the world.
Evim çok dağınık.My apartment is a mess.
Çok dağınığım.I'm very messy.
Sen genellikle bu kadar dağınık değilsin.You're usually not this disorganized.
Çok dağınık görünüyorsun.You seem very disorganized.
Ben dağınık bir kişiyim.I'm a messy person.
Babamla Fuji dağına gittiğimde sekiz yaşındaydım.I was eight years old when I went to Mt. Fuji with my dad.
İş yerinde dağınık bir masanız var mı?Do you have a messy desk at work?
Leyla'nın dağınık kısa saçları vardı.Layla had messy short hair.
Kardeşimin odası hep dağınıktır.My brother's room is always untidy.
Benim odam dağınık.My room is messy.
Senin odan çok dağınık.Your room is very messy.
Odam çok dağınık.My room is very messy.
Şu an yaşadığım evden Fuji dağını görebiliyorum.I can see Mt. Fuji from the house where I'm living now.
Tom çok dağınık görünüyor.Tom seems to be very disorganized.
Tom çok dağınıktı.Tom was very disorganized.
Tom dağınık görünüyordu.Tom seemed disorganized.
Tom, Mary'nin dağınık olduğunu söyledi.Tom said that Mary was disorganized.
Tom, dağınık olduğumu biliyor.Tom knows that I'm disorganized.
Tom bu dağınıklığı toparlamalı.Tom needs to clean up this mess.
Tom bu dağınıklığı toparlamak zorunda.Tom has to clean up this mess.
Bu dağınıklığı daha sonra toparlayacağım.I'll clean up this mess later.
Tom'un dağın tepesine ulaşacağını mı düşünüyorsun?Do you think Tom will reach the top of the mountain?
Tom, Mary'nin göründüğü kadar dağınık görünmüyor.Tom doesn't seem to be as disorganized as Mary seems to be.
Tom'un dağınık olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is disorganized.
Sami dağınıklığı temizledi.Sami cleaned up the mess.
Tom'un dağınık olduğunu biliyorum.I know Tom is disorganized.
Tom çok dağınık, değil mi?Tom is very messy, isn't he?
Tom dağınık bir insan, değil mi?Tom is a messy person, isn't he?
Dağın tepesine çoban olmaya gidiyorum.I'm going to the top of the mountain to become a shepherd.
Tünel dağın içinden geçiyor.The tunnel runs through the mountain.
Kürküme bakmazsam, çok dağınık hale gelir.If I don't take care of my fur, it gets real messy.
Saçıma bakmazsam, gerçekten dağınık oluyor.If I don't take care of my hair, it gets really messy.
Dağın eteklerinde eski bir kale var.There's an old castle at the foot of the mountain.
King of the Mountain (Dağın Kralı) maçı, "ters merdiven maçı" olarak tanımlanır.The King of the Mountain match is described as a "reverse ladder match".
Sonunda, Jin ordusu dağınık hale geldi, moralini kaybetti ve parçalanmaya başladı.Eventually, the Jin army became disorganized, lost its morale, and started breaking up.
Afrika zengin fosil kayıtlarına sahiptir, ancak dağınık ve eksiktirler.Africa has a rich fossil record, but it is patchy and incomplete.
Dağın "Wagagai" adlı en yüksek noktası, tamamen Uganda ülke sınırları içinde yer almaktadır.The mountain's highest point, named "Wagagai", is located entirely within Uganda.
Kendisine dağın etrafını çeviren balçıktan dolayı ulaşılamaz.Indeed, you will never tear the earth , and you will never reach the mountains in height.
Pasiphae grubu oldukça dağınıktır.The Pasiphae group is very dispersed.
Mahallenin yüksek olan yerleri ise ( Elma dağın etekleri) yazları serin olmaktadır.The gardens have long herbaceous borders, at their best in summer.
Aktif tektonik yükselme nedeniyle, Logan Dağının yüksekliği hala yükseliyor.Due to active tectonic uplifting, Mount Logan is still rising in height.
Bununla birlikte, Güney Kore hala dağın kuzey kısımlarını talep etmektedir.However, South Korea still claims the northern parts.
Yörüngenin parametresi küçük dağınıklıklar gösterir (15 < Δv < 80 m/s).It shows little dispersion of orbital parameters (15 < Δv < 80 m/s).
USS San Francisco (SSN-711), 2005, Büyük Okyanus'ta bir deniz dağına çarptı.USS San Francisco (SSN-711), 2005: collided with a seamount in the Pacific Ocean.
Ertesi yıl boyunca süren dağınık isyanlara rağmen Galya tam olarak fethedildi.Despite scattered outbreaks of warfare the following year, Gaul was effectively conquered.
Buna karşılık Çin Halk Cumhuriyeti dağın tamamı üzerinde hak iddia etmektedir.In addition, the Republic of China claims the entire mountain.
2015 yılında koruma altındaki dağın ekosistemi, millî parka çevrilmiştir.In 2015, the conservation area protecting the mountain's ecosystem was upgraded to a national park.
Bizanslılar, 14 gemilik bir filoyu Rusların dağınık monoxyla filosunu takip için yollamışlardır.The Byzantines sent a squadron of 14 ships to pursue the dispersed monoxyla of the Rus'.
Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar.These men, unlike their comrades, were fully armed for battle.
Onun bir parçası dağın öbür tarafında iken diğeri bu yanındaydı.One of its parts was behind the mountain and the other one was on this side of the mountain.
Bu dağın güney yüzü Moğolistan'ın en geniş granit duvarıdır.The south face of Mount Otgontenger is the most extensive granite wall in Mongolia.
İnka yüksek rahipleri, kurbanları ayin için yüksek bir dağın tepesine götürürdü.The Incan high priests took the children to high mountaintops for sacrifice.
Ayrıca dağınık disk cisimleriyle karşılaştırmaya bakınız.See also the comparison with scattered disk objects.
Faras, Kuzey Afrika'nın Pappua dağında Gelimer'i üç ay boyunca ablukaya aldı.Pharas blockaded Gelimer for three months in the Pappuan mountains of northern Africa.
Şehirdeki yerleşim ise kısmen dağınık ve çarpık, kısmen düzenlidir.It is located in the western portion of the city and bounded by the city proper and Brgy.
Musa, Sina dağında Yahudiliğin esâsı olan 10 Emir'i alır.Moses receives the 10 commandments from God on Mount Sinai.
Ayrıca dağın üstünde havalandırma bulunmaktadır.It is also a place to catch the sunset over the mountain.
İngiltere'nin fethine kıyasla plansız ve dağınık olsa da aynı derecede kalıcı ve etkili olmuştur.Compared to the conquest of England, it was unplanned and unorganised, but just as permanent.
A sarsak ve dağınık şekilde hareket eder.It is circular and in partial ruin.