Metropolis aşağıdaki anlamlara gelebilir: Metropolis, 1927 yapımı Alman dışavurumcu film.Metropolis dapat mengacu kepada beberapa hal berikut: Metropolis, film fiksi ilmiah Jerman pada tahun 1927.
Egon Schiele (12 Haziran 1890 – 31 Ekim 1918), Avusturyalı dışavurumcu ressam.Egon Schiele (bahasa Jerman: ( simak) ƩEE-lə; 12 Juni 1890 – 31 Oktober 1918) adalah seorang pelukis Austria.
Madde 11 Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir.Tự do trao đổi suy nghĩ và ý kiến là một trong những quyền quý giá nhất của con người.
Ve resimdeki sorunlar soyut dışavurumcular tarafından dile getirildi.Phim bị chỉ trích bởi các nhà phê bình.
Egon Schiele (12 Haziran 1890 – 31 Ekim 1918), Avusturyalı dışavurumcu ressam.エゴン・シーレ(Egon Schiele 、1890年6月12日 - 1918年10月31日)は、オーストリアの画家。
Geceleri çok fazla dışarıya çıkmanın doğru olmadığını vurgulayan bir halk anlayışının dışavurumudur.したがって、旅人が夜露をしのぐすべもないままに夜を明かす時代は相当に長かったと考えられる。
Aslında dışavurumculuğun izlerini taşır.実質、デジカメ隊の後釜である。
Die Brücke (Türkçe: Köprü), Dresden'de 1905'te kurulan Alman dışavurumcu sanat topluluğu.桥社(Die Brücke)是德国表现主义的一个艺术组织,1905年成立于德累斯顿工业大学。
Egon Schiele (12 Haziran 1890 – 31 Ekim 1918), Avusturyalı dışavurumcu ressam.에곤 쉴레 (Egon Schiele, 1890년 6월 12일 - 1918년 10월 31일)는 오스트리아 출신 화가이다.
Aslında dışavurumculuğun izlerini taşır.이는 사실 경계다양체를 이룬다.
Kardeşlerinden Antonio Saura dışavurumcu bir ressam olmuştur, aynı zamanda bir aktördür.Майка му и брат му Антонио Саура са художници, а той се занимава с фотография от ранна възраст.
Metropolis aşağıdaki anlamlara gelebilir: Metropolis, 1927 yapımı Alman dışavurumcu film.metropolis može značiti: Metropolis (1927), film iz 1927.
Ayrıca Rusya mimarisi ve Alman dışavurumculuğu da düşünüldü.Proučavane su i ruska arhitektura i njemački ekspresionizam.
Mtysenkli Lady Macbeth operasının temelini dışavurumculuk ve verismo oluşturmuştur.Vjerovalo se da je kampanju započeo Staljin i osudio Ledi Makbet Mcenskoga okruga kao formalističku operu.
Ve resimdeki sorunlar soyut dışavurumcular tarafından dile getirildi.Tabuľové obrazy zobrazujú uhorských patrónov.
Die Brücke (Türkçe: Köprü), Dresden'de 1905'te kurulan Alman dışavurumcu sanat topluluğu.Die Brücke (slovensko Most) je nemška umetniška skupina, ki je bila ustanovljena leta 1905 v Dresdnu.
Egon Schiele (12 Haziran 1890 – 31 Ekim 1918), Avusturyalı dışavurumcu ressam.Egon Schiele (12. juuni 1890 Tulln – 31. oktoober 1918 Viin) oli austria kunstnik.
Borghese Galerisi. Yeni bir eser üzerinde çalışırken, fikirlerin dışavurumuna özen gösteriyorum.Cuando trabajo en una nueva obra, presto más atención a la expresión de ideas.
Borghese Galerisi. Yeni bir eser üzerinde çalışırken, fikirlerin dışavurumuna özen gösteriyorum.Quando lavoro su un nuovo pezzo, presto più attenzione all'espressione delle idee.
Eşcinselliğin uzun süredir onaylanmadığı bir ülkede, böylesi dışavurumlar beklenenden farklı değil.In una nazione dove l'omosessualità è da sempre malvista, certi sfoghi sono la norma.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.A expressão visual é apenas uma forma de integração cultural.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.A vizuális kifejezés a kulturális integrációnak csak az egyik formája.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Der visuelle Ausdruck ist nur eine Form kultureller Integration.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Ekspresi visual hanyalah satu bentuk integrasi budaya.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Ekspresja wizualna jest tylko jedną z form kulturowej integracji.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Expresia vizuală e doar o formă de integrare culturală.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.시각적인 표현은 문화적 통합의 한 형태이죠.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.La expresión visual es sólo una forma de integración cultural.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.L'espressione in forma visiva è solo una forma di integrazione culturale.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.L'expression visuelle est une des formes d'intégration culturelle.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Nu is visuele expressie slechts één vorm van culturele integratie.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Η οπτική έκφραση είναι μία μόνο μορφή της πολιτιστικής ένταξης.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Визуальные произведения это только часть того, что составляет культуру.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Сега визуалното изразяване е една форма на културна интеграция.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.כעת, ביטוי ויזואלי הוא דרך אחת בלבד של השתלבות תרבותית.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.الآن التعبير البصري ليست سوى شكل واحد للتكامل الثقافي.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.一形態に過ぎません 近年では
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.De är en manifestation av atmosfärens majestätiska arkitektur.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Ils sont l'expression de l'imposante architecture de notre atmosphère.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.적란운은 대기의 거대한 구조를 나타내 주지만
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Légkörünk fenséges építkezésének egyfajta kifejezői.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Mereka adalah sebuah ekspresi megah arsitektur dalam atmosfer kita.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Nó biểu hiện kiến trúc tráng lệ của bầu khí quyển của chúng ta.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Są wyrazem majestatycznej architektury naszej atmosfery.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Sie sind ein Ausdruck der majestätischen Architektur unserer Atmosphäre.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Sono un'espressione della maestosa architettura della nostra atmosfera.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Son una expresión de la majestuosa arquitectura de nuestra atmósfera.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Sunt o expresie a arhitecturii maiestuoase a atmosferii noastre.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Ze zijn een uitdrukking van de majestueuze architectuur van onze atmosfeer.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Αποτελούν μια έκφραση της αρχοντικής αρχιτεκτονικής της ατμόσφαιράς μας.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Вони є вираженням величної архітектури нашої атмосфери.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Те са израз на величествената архитектура на нашата атмосфера.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.Это проявления величественной архитектуры нашей атмосферы.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.הם ביטוי של הארכיטקטורה הנהדרת
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.وهي تعبر عن الفن المعماري المهيب الذي يمتاز به الغلاف الجوي.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.描き出されています 地上から見ると
Ses çıkarmak bizim için tamamen dışavurumun bir parçası.Care e un sistem extrem de expresiv pentru noi, vocalizarea.
Ses çıkarmak bizim için tamamen dışavurumun bir parçası.Che è un sistema immensamente espressivo per noi, la vocalizzazione.
Ses çıkarmak bizim için tamamen dışavurumun bir parçası.Dat is een immens expressief systeem voor ons, het vocaliseren.
Ses çıkarmak bizim için tamamen dışavurumun bir parçası.이 목소리 기법은 표현력이 매우 뛰어난 시스템입니다.