Müzik, ruhun dışavurumudur.Music is an outburst of the soul.
Diğer etkilerde Art Deco hareketi ve Alman Dışavurumculuk'tan geldi.Other influences came from the Art Deco movement and German Expressionism.
1908 yılında yerleştiği Berlin'de tarzı daha dışavurumcu hale gelmeye başladı.When he settled to Berlin in 1908, his style became more expressionist.
Aynı sene Darmstadt'taki Alman Dışavurumcuları sergisine de katıldı.He also participated in the German Expressionists exhibition in Darmstadt that year.
Die Brücke (Türkçe: Köprü), Dresden'de 1905'te kurulan Alman dışavurumcu sanat topluluğu.Die Brücke was a group of German expressionist artists formed in Dresden in 1905.
1910 yılında, Dresden merkezli bir dışavurumcu sanatçı grubu olan 'Die Brücke' grubuna katıldı.In 1910, he joined 'Die Brücke', a Dresden-based group of Expressionist artists.
Ayrıca Rusya mimarisi ve Alman dışavurumculuğu da düşünüldü.He also studied Russian architecture and German Expressionism.
Bu grupta bulunan 14 tablo iyimser, neşeli ve tomurcuklanan baharın görsel dışavurumudur.The 14 paintings are optimistic, joyous and visually expressive of the burgeoning spring.
Çoğunlukla dışavurumcu olarak sınıflandırılsa da ressam hem terimi hem de hareketi reddetti.As he was not a politician, he refused both the post and the title.
Alman Dışavurumculuğunun ilklerinden Emil Nolde van Gogh'un eserlerine borçlu olduğunu söylemiştir.The early figures in German Expressionism such as Emil Nolde acknowledged a debt to Van Gogh's work.
Görsel dışavurumculuk kültürel entegrasyonun sadece bir formu.Now visual expression is just one form of culture integration.
Borghese Galerisi. Yeni bir eser üzerinde çalışırken, fikirlerin dışavurumuna özen gösteriyorum.When I work on a new piece, I pay more attention to the expression of ideas.
Onlar atmosferimizin görkemli mimarisinin bir dışavurumu.They are an expression of the majestic architecture of our atmosphere.
1908 yılında yerleştiği Berlin'de tarzı daha dışavurumcu hale gelmeye başladı.When he settled to Berlin in 1908, his style became more expressionist.
1910 yılında, Dresden merkezli bir dışavurumcu sanatçı grubu olan 'Die Brücke' grubuna katıldı.In 1910, he joined 'Die Brücke', a Dresden-based group of Expressionist artists.
Duygusalcılık, bilişselcilik dışının veya dışavurumculuğun bir biçimi olarak düşünülebilir.Emotivism can be considered a form of non-cognitivism or expressivism.
Kompozisyonları moderndir, ancak dışavurumcu olmadıklarında Ukraynalı türküleri hatırlatıyor.Her compositions are modern, but recall Ukrainian folksongs when they are not expressionistic.
Muslim Mulliqi (1934 - 13 Ocak 1998), Kosovalı empresyonist ve dışavurumcu bir ressamdı.Muslim Mulliqi (1934 – 13 January 1998) was an impressionist and expressionist painter in Kosovo.
"Kendimi bir sanatçı ve bu vuruşu da kişiliğimin bir dışavurumu olarak görüyorum."I saw myself as an entertainer and I saw this penalty as a reflection of my personality.
Heinle ve Benjamin, düzenlenen ekspresyonist (dışavurumcu) bazı sanat etkinliklerine de katılıyordu.Heinle und Benjamin traten gemeinsam auf Veranstaltungen der expressionistischen "Aktion" auf.
15 Haziran 1970'te patlak veren olaylar da bir nevi dışavurum oldu.Die Geschehnisse am 17. Juni 1953 machen auch in Zodel nicht halt.
Dışavurumculuğun aşırı gerçek dışılığı kısa ömürlüydü.Die eigentliche Hochofenbelegschaft war vergleichsweise gering.
1920'ler boyunca dışavurumculuk hareketinin Alman sineması'nda önemli bir temsilcisi olmuştur.In den 1950er Jahren gehörte er zu den Hauptvertretern des westdeutschen Kulturfilms.
Özellikle iki tür, dışavurumculuk akımından bariz biçimde etkilenmiştir: Korku sineması ve film noir.Deux genres furent particulièrement influencés par l'expressionnisme : le film noir et le film d'horreur.
236, note I) Smyrna’da Nemesis’in Artemis’ten çok Afrodite’e benzeyen iki dışavurumu vardı.À Smyrne, il y avait deux manifestations de Némésis, plus apparentées à Aphrodite qu'à Artémis.
Die Brücke (Türkçe: Köprü), Dresden'de 1905'te kurulan Alman dışavurumcu sanat topluluğu.Die Brücke (Le Pont) est un groupe d'artistes allemands expressionnistes formé à Dresde le 7 juin 1905.
15 Haziran 1970'te patlak veren olaylar da bir nevi dışavurum oldu.Une opération tentée en juin 1911 lui fait perdre un œil.
Soyut Dışavurumculuk 1950'lerde, Pop Sanatı 1960'larda etkinlikte yer almıştır.El expresionismo abstracto fue introducido en la década de 1950, y el arte pop en la década de 1960.
1908 yılında yerleştiği Berlin'de tarzı daha dışavurumcu hale gelmeye başladı.Cuando se estableció en Berlín en 1908, se volvió más y más hacia el expresionismo.
1944) 1886 - Gottfried Benn, Alman dışavurumcu şair ve doktor (ö.1886: Gottfried Benn, médico y poeta alemán (f.
Soyut dışavurumculuk, veya resimsel soyutlama, soyut sanat akımlarından biri.Chiude la parete, un confessionale di fattura artigianale.
Aile ortamının düzenli, duygu dışavurumunun düşük olması.Un'esistenza regolare la sua, con poco spazio per i sentimenti.
236, note I) Smyrna’da Nemesis’in Artemis’ten çok Afrodite’e benzeyen iki dışavurumu vardı.Em Esmirna houve duas manifestações de Nemesis, mais semelhante a Afrodite do que Ártemis.
Soyut Dışavurumculuk 1950'lerde, Pop Sanatı 1960'larda etkinlikte yer almıştır.O Expressionismo abstrato foi introduzido nos anos 1950, Pop Art nos anos 1960.
Bu grupta bulunan 14 tablo iyimser, neşeli ve tomurcuklanan baharın görsel dışavurumudur.As quatorze telas da série são otimistas, alegres e visualmente expressivas sobre a iminente primavera.
1919'da çalışmalarında dışavurumculuk akımının etkileri görülmeye başlandı.Em 1919 surge o seguro contra acidentes de trabalho em certas atividades.
MAC'in Brezilya modern sanatı koleksiyonu, Anita Malfatti dışavurumcu Tarsila do Amaral için de geçerlidir.A coleção de arte moderna brasileira do MAC é das mais emblemáticas, traduzindo várias estéticas e fases.
Mark di Suvero (d.18 Eylül 1933) Amerikalı soyut dışavurumcu heykeltıraş.Mark di Suvero (Shanghai, 18 september 1933) is een Amerikaanse beeldhouwer.
1908 yılında yerleştiği Berlin'de tarzı daha dışavurumcu hale gelmeye başladı.Toen hij zich in 1908 in Berlijn vestigde richtte hij zich meer op het expressionisme.
1910 yılında, Dresden merkezli bir dışavurumcu sanatçı grubu olan 'Die Brücke' grubuna katıldı.In 1910 trad hij toe tot 'Die Brücke', een groep van expressionistische kunstenaars uit Dresden.
Pomar, 1945'ten 1957'ye kadar neo-realist harekete katıldı ve daha sonra yeni bir dışavurumcu oldu.W latach 1945–1957 zaliczany był do nurtu neorealistów, następnie stał się neoekspresjonistą.
Hodler, eserleriyle dışavurumcu sanatçıları büyük ölçüde etkileyen isimlerden oldu.Wszyscy oni, z wyjątkiem Mestrala, okazali się być artystami o dużym znaczeniu.
Oyun 1912 yılında, Amerikan dışavurumculuğunun gelişim döneminde geçmektedir.Podczas igrzysk w 1912 r. pełnił funkcję chorążego reprezentacji Stanów Zjednoczonych.
Dışavurumculuğun aşırı gerçek dışılığı kısa ömürlüydü.Sama uroczystość otwarcia była wyjątkowo krótka.
Oyunda dışavurumcu bir tarz kullanılmıştır.У виставі була використана ненормативна лексика.
Madde 11 Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir.Вільне повідомлення ідей і поглядів є одним з найцінніших прав людини.
Aynı sene Darmstadt'taki Alman Dışavurumcuları sergisine de katıldı.Také se zúčastnil výstavy německých expresionistů v Darmstadtu téhož roku.
Die Brücke (Türkçe: Köprü), Dresden'de 1905'te kurulan Alman dışavurumcu sanat topluluğu.Die Brücke (Most) byla německá umělecká skupina, která vznikla roku 1905 v Drážďanech.
Oyun 1912 yılında, Amerikan dışavurumculuğunun gelişim döneminde geçmektedir.Vznikla v roce 1912, tedy v období rozvoje behaviorismu v USA.
Ernst Ludwig Kirchner (6 Mayıs 1880 – 15 Haziran 1938), Alman dışavurumcu ressam ve grafiker.Ernst Ludwig Kirchner (6. května 1880 – 15. června 1938) byl německý expresionistický malíř, grafik a sochař.
1908 yılında yerleştiği Berlin'de tarzı daha dışavurumcu hale gelmeye başladı.Poté, co přesídlil v roce 1908 do Berlína se začíná projevovat výrazná tendence k expresionismu.
Özellikle iki tür, dışavurumculuk akımından bariz biçimde etkilenmiştir: Korku sineması ve film noir.Două genuri influențate puternic de expresionism au fost filmele horror și film noir.
Madde 11 Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir.Vapaa ajatusten ja mielipiteiden vaihto on ihmisten kallisarvoisimpia oikeuksia.
Ve resimdeki sorunlar soyut dışavurumcular tarafından dile getirildi.Tässä spesiaalissa näytettiin Myytinmurtajien poistettuja kohtauksia.
Madde 11 Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir.Άρθρο 11 - Η ελεύθερη ανταλλαγή σκέψεων και ιδεών είναι ένα από τα πολυτιμότερα δικαιώματα του ανθρώπου.
Aynı sene Darmstadt'taki Alman Dışavurumcuları sergisine de katıldı.Την ίδια χρονιά συμμετείχε επίσης στην έκθεση των Γερμανών Εξπρεσιονιστών στο Ντάρμσταντ.
Egon Schiele (12 Haziran 1890 – 31 Ekim 1918), Avusturyalı dışavurumcu ressam.Ο Έγκον Σίλε (γερμανικά: Egon Schiele, 12 Ιουνίου 1890 - 31 Οκτωβρίου 1918) ήταν Αυστριακός ζωγράφος.
Sanatçı, dışavurumculuğun ve kübizmin öncüsü olarak kabul edilir.Han regnes som en foregangsmand inden for konkrete objekter og skulptur.
236, note I) Smyrna’da Nemesis’in Artemis’ten çok Afrodite’e benzeyen iki dışavurumu vardı.Ved Smyrna var det to manifestasjoner for Nemesis, mer i slekt med Afrodite enn til Artemis.
Oysa sürü, bir yelem birimidir ve dışavurumları da somuttur.Men den er også en gjeterhund, og trenger å få rikelig med mosjon.