Ana içeriğe geç
Sözlük

dışar ile cümle

dışar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Biz dışarıdayken o köpeğimize baktı.He looked after our dog while we were out.
Sadece çok yağmur yağdığından dolayı bu akşam dışarıda yemek yemedik.We didn't eat out this evening only because it was raining hard.
Biz yağmura rağmen dışarı çıktık.We went out in spite of the rain.
Biz haftada bir kez akşam yemeğini dışarıda yeriz.We dine out once a week.
Biz dışarı gittik ve asla geri dönmedik.We went out and never returned.
Biraz temiz hava için dışarı çıktık.We went out for some fresh air.
Onlar dışarı çıkarken görüldü.They were seen to go out.
Akşam yemeğinden sonra yürüyüş için dışarı çıktık.We went out for a walk after dinner.
Ben dışarıdayken günlüğümü okuyan kimdi?Who was it that read my diary while I was out?
Ben dışardayken beni arayan oldu mu?Did anyone call me when I was out?
O, ben dışardayken aradı.She called while I was out.
Ben dışardayken beni herhangi biri aradı mı?Did anyone call me while I was out?
Ben genellikle dışarıda yerim.I usually eat out.
Paul'ün dışarıda olduğunu ancak Mary'nin evde olduğunu söyledim.I said Paul was out, but that Mary was at home.
Saat 10'dan sonra dışarıda kalmam yasak.I am forbidden to stay out after 10 o'clock.
Tek başına dışarı gitmenden hoşlanmıyorum.I don't like your going out alone.
Ben her zaman dışarıda yerim.I always eat out.
Ben geçen Pazar dışarı çıkmadım.I didn't go out last Sunday.
Yağmur yağmaya başladığında, tam dışarı çıkıyordum.I was just going out, when it began to rain.
Ben dışarı çıkma ve evde kalma konusundaki düşüncemi değiştirdim.I changed my mind about going out and stayed home.
Çıkmamamı söylediğin için hiç dışarı çıkmadım.I didn't go out at all because you told me not to.
Ben bir hafta önce bir kazada yaralandığım için dışarıya çıkamam.I can't go out, because I was injured a week ago in an accident.
Yağmur yağmasına rağmen ben dışarı çıktım.I went out although it was raining.
Yağmura rağmen dışarı çıktım.I went out in spite of the rain.
Ben dışarıya itildim.I was crowded out.
Sivrisinekleri dışarıda tutmak için pencereyi kapadım.I shut the window to keep the mosquitoes out.
Dışarı çıkmak için kepimi giydim.I put on my cap to go out.
Dışarı koştum ve bir taksiye bindim.I ran out and caught a taxi.
Dışarı çıkamadım.I could not get out.
Ben dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go out.
Ben dışarı çıkmalıyım.I must go out.
Telefon çaldığında, ben dışarı gidiyordum.I was going out, when the telephone rang.
Ben dışarıya giderken yanımda bir şemsiye alırım.I take an umbrella with me when I go out.
Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.I never go out without buying something.
Dışarı çıkmadan önce onu bitirmeliyim.I must finish it before I go out.
Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.I stayed at home instead of going out.
Şu anda canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out right now.
Bu öğleden sonra dışarı çıkıyorum.I am going out this afternoon.
Ne olursa olsun bu gece dışarı çıkacağım,I'm going out tonight, regardless.
Dün dışarı çıkmak zorunda kaldım.I was obliged to go out yesterday.
Dışarı çıkmayı evde kalmaya tercih ederim.I'd rather go out than stay indoors.
Pencereden dışarı manzaraya baktım.I gazed out of the window at the landscape.
Ben pencereden dışarı baktım.I looked out the window.
Pencereden dışarı baktım.I looked out the window.
Bu sabah dışarı erken çıktım.I went outside early in the morning.
Onun dışarı çıktığını gördüm.I saw him go out.
Onun dışarı çıktığını farketmedim.I didn't notice him go out.
Onu odadan dışarı çıkmaya çalışırken yakaladım.I caught him trying to go out of the room.
Ne zaman onun evine gitsem, o dışarıda.Every time I go to his house, he is out.
Ben onu dışarı yönlendirdim.I conducted him out.
Onu bir yürüyüş için dışarı çıkardım.I took him out for a walk.
Ne yaptığımı bilmeden odadan dışarıya koştum.I ran out of the room without knowing what I was doing.
Gece tek başıma dışarı çıkmayı sevmiyorum.I don't like going out by myself at night.
Beni dışarıda bırakmayın.Don't bar me out.
Bir yabancının dışarıda yürüdüğünü gördük.We saw a stranger walking outside.
Bazen yürüyüş için dışarı çıkarım.I sometimes go out for a walk.
Ben bisikletle dışarı gittim.I went out by bicycle.
Yağmurda bisikleti dışarı bırakma.Don't leave the bicycle out in the rain.
Doğrusunu söylemek gerekirse, dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.To tell the truth, I would rather stay at home than go out.
Başkan şimdi dışarda.The president is out now.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
dışar ile cümle - Sayfa 6 - dışar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App