Dışarıyı kontrol ettim.I checked outside.
Ben dışarıda çalışırım.I work out.
Dışarı çıktım.I've moved out.
Başını pencereden dışarı çıkardı.He put his head out of the window.
Burada dışarıya gelme.Don't come out here.
Sadece dışarıya gitme.Just don't go outside.
Tom tam dışarıda.Tom is right outside.
Tom hâlâ dışarıda.Tom is still out.
Bir koruma dışarıda.A guard is outside.
Bir bekçi dışarıda.A guard is outside.
Dışarıda bir gardiyan var.A guard is outside.
Neredeyse hiç dışarı çıkmam.I hardly ever go out.
Ben dışarıda oturmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to sit outside.
Seni burada dışarıda tek başına gördüm ve konuşacak birini isteyebileceğini düşündüm.I saw you out here by yourself and thought you might like someone to talk to.
Seni dışarıda gördüm.I saw you outside.
Bu konuşmaya dışarıda devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.I think we should continue this conversation outside.
Sanırım bu konuşmaya dışarıda devam etmeliyiz.I think we should continue this conversation outside.
Bence bu konuşmaya dışarıda devam etmeliyiz.I think we should continue this conversation outside.
Bana kalırsa bu konuşmaya dışarıda devam etmeliyiz.I think we should continue this conversation outside.
Tom pancuru açtı ve pencereden dışarı baktı.Tom opened the blinds and looked out the window.
Tom ve Mary dışarı çıkmaya hazırlanıyorlar.Tom and Mary are getting ready to go out.
Bana ihtiyacın olursa hemen dışarıda olacağım.I'll be right outside if you need me.
Tom hızla evden dışarı koştu.Tom ran out of the house quickly.
Tom'a dışarıda kalmasını söyleyeceğim.I'll tell Tom to stay outside.
Hemen dışarıda bekliyor olacağım.I'll be waiting right outside.
Ben bugün dışarı çıkmayacağım.I'm going to stay in today.
Bu gece dışarı çıkmak istiyorum.I want to go out tonight.
Dışarıda Tom'u bekledim.I waited outside for Tom.
Dışarı gitmiyorum.I'm not going outside.
Onu dışarı götüreceğim.I'll take it outside.
Ben dışardaydım.I was outside.
Onlar dışarıdaydılar.They were outside.
Gıda allerjiniz olduğunda dışarıda yemek zordur, değil mi?When you have food allergies, eating out is difficult, isn't it?
Dışarı çıkalım! Yağmur yağmıyor.Let's go out! It's not raining.
Tom dışarıda verendada kaldı.Tom remained outside on the porch.
Tom dışarıda bir şey duydu.Tom heard something outside.
Hemen şimdi dışarı çıkın.Get outside right now.
Bir süreliğine dışarı çıkalım.Let's go out for a while.
Şimdi dışarı çıkalım. Artık yağmur yağmıyor.Let's go out now. It isn't raining any more.
Onlar dışarı gitti.They went out.
Tom masasının üstüne oturdu, pencereden dışarıya baktı.Tom sat on top of his desk, looking out the window.
Sen dışarıdayken Tom telefon etti.Tom phoned while you were out.
Pencereden dışarı bakmayı durdur.Stop staring out the window.
Pencereden dışarı bakmayı kes.Stop staring out the window.
O herhangi birimizden izin almadan dışarı çıktı.He went out without permission from any of us.
O, pencereden dışarı bakarken oraya oturdu.He sat there looking out the window.
Bu kadar soğuk olduğunda canım dışarı çıkmak istemiyor.When it's this cold, I don't like going outside.
Lütfen şişeyi pencereden dışarı atmayın.Please don't throw the bottle out the window.
Tom yatak odası penceresinden dışarı atladı.Tom jumped out of his bedroom window.
Herkes beni bulmak için dışarıdaydı.Everybody was out to get me.
Hiç dışarı çıktın mı?Have you been out at all?
Tom gözlerini açtığında, Mary dışarıdaydı.When Tom opened his eyes, Mary was out.
O neden dışarıda? Onu içeri davet et!Why's he outside? Invite him to come in!
Benimle dışarıya gel.Come outside with me.
Köpeğimin havladığını duydum, bu yüzden perdeleri açtım ve dışarı baktım.I heard my dog barking, so I opened the curtains and looked outside.
Sessiz olun. Sessiz olmazsanız, dışarı atılırsınız.Be quiet. If you aren't quiet, you'll be thrown out.
Kapa çeneni. Eğer kapamazsan, dışarı atılırsın.Shut up. If you don't, you'll be thrown out.
Bu gece dışarı çıkmaya istekli olamam.I can't be bothered to go out tonight.
Yemek yemek için dışarı çıkalım.Let's go out to eat.
Ceket için dışarısı oldukça sıcak.It's pretty warm out for a jacket.