dışarı ile cümle
dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Devlet, Kırım Savaşı sırasında ilk kez dışarıdan borç almak zorunda kalmıştı (24 Ağustos 1854).The Ottoman Empire received the first of its foreign loans on 25 August 1854 during the Crimean War.
İçindeki bir şey dışarı çıkmaya çalışıyor, "Castiel.Furthermore, "Everything that is in motion must be moved by something," Aristotle declared.
Geri kalan kısmı dışarıdan karşılanmaktadır.The rest is sold outside the state.
Polisler ise dışarıda Sucreyi beklemekteler.However, the FBI is waiting for them outside.
Dışarıda yapılan aktivitelerden çok hoşlanıyor ve en sevdiği renk mavi.He plays many different instruments, and his favorite color is blue.
Barbekü, genellikle füme et ve etleri odun veya odun kömürü üzerine içerek dışarıda yapılır.Barbecuing is usually done outdoors by smoking the meat over wood or charcoal.
Herkes dışarıda toplansın.Everybody stood together.
Bu durumda en sağdaki en anlamsız bit (least significant bit) dışarıya atılır ve kaybolur.Again, the least significant bit (rightmost in this table) is sent first.
Üç yıl dışarı çıkmadı ve üzüntüsünden öldü.He served for 3 years and died.
Sıvı genelde kontrollü olarak yandan dışarıya bırakılır.This meat is usually rejected after inspection.
“Dışarıda İngilizlere ölüm ve içeride yaşasın yoksullar.”"Tapdrup kirke ude og inde".
Louis'e kızar ve onu dışarı atar.Joan becomes enraged and throws him out.
Bu dışarıda bırakma hareketi Çizelge II ile okunan Bölüm 24 ile verildi.This exemption was granted through Section 24 read with Schedule II of the act.
Herkes dışarıya çıkar ve okul otobüsüne doluşur.He gets himself ready and goes out on his bike to school.
Bowser sonunda Mario'yu camdan dışarı atar.Then, Jacob drops Melissa out the window.
Yani, Aktif cihazın dışarıya harcadığı güç en düşük seviyede olur, ve verimlilik artar.By this means, power dissipation in the active device is minimised, and efficiency increased.
Laurie dışarı kaçar.Ricky runs away.
Dışarıda 2003 yılında Almanya'da 2.06 m'yi geçmiş ve İsveç rekoru kırmıştır.Her personal outdoor record of 2.06 m, set in Germany in 2003, is also a Swedish record.
Dışarı anlamı vardır.It has meaning.
Beslenme açısından dışarıdan alınması zorunlu (esansiyel) olan besin maddelerindendir.They are fed exclusively by the male, who regurgitates food for them.
Kahraman Kolu, uzun Samanyolu çubuğunun merkezden uzak son kısmından dışarıya doğru uzanır.Now the horse is moving down the second long side of the arena.
Fluctus (okunuşu fluktu:s), sıvının dışarı akışıyla kaplanmış bir arazidir.A Fluctus is a terrain covered by outflow of liquid.
Klibin başında Alexander, Moa adlı bir kıza dışarı çıkma teklifi eder.At the start of the music video Alexander asks a girl named Moa to go out with him.
Piştiğinde, gözleme kahverengileşir ve dışarıdaki cipsler içeride yeşil ve çiğneme kalır.When cooked, the waffle browns and crisps on the outside and stays green and chewy on the inside.
İlçe dışarıdan yoğun göç almaktadır.Starting from the most inner integral outside.
Will Montgomery, elleri havada dışarı çıkar.Nehru wrung his hands in horror ...
Karnı aç, yiyecek bir şeyi yok ve dışarıda yağmur yağıyor.It is very hot and there is no rain whatsoever.
Provitamin, vücuda dışarıdan alınan, çeşitli işlemlerden sonra vitamin haline dönüştürülen maddedir.A provitamin is a substance that may be converted within the body to a vitamin.
Ya da dışarıdan aktif edilir.Either you sweep from the inside out, or the outside in.
İffet, dışarıda kendini iyi hissetmemektedir.Self not feeling at all well.
Jose'nin sesi dışarıdan duyulur ("Halte là!").Alone, she is confronted by the desperate José ("C'est toi !
Göl kapalı havzadır, dışarıya akışı yoktur.The lake itself has no major inflows or outflow.
Su basınçlı bir gazla genellikle basınçlı hava kullanılarak dışarıya doğru atılır.The water is forced out by a pressurized gas, typically compressed air.
Panikle evden dışarı çıkan John, Mia'dan eve geri dönüp ambulans çağırmasını ister.David and Amy take him back to their home and call an ambulance.
Kalabalık kurtulmak için kapılara hücum ettiğinde çıkışların kilitlendiğinden dışarı çıkamadı.He's trapped when the doors close before he can leave.
Dışarıya çıkıp karanlıkta yürümeye başlar.He willingly walks into the darkness.
Işığa düşen kardeş bir duman bulutu olarak dışarı çıktı.The other was smoking slightly as he headed for the clouds.
Hamilton ilk virajda geç fren yaparak Räikkönen'i dışarıya kaymaya zorladı.At the first corner Hamilton braked late, forcing Räikkönen wide.
Onları ateşe verip evden dışarı çıkmalarını sağladım."He then staged the fire and ran out of the house.
Nüfusun ciddi bir bölümü mevsimlik işçi olarak dışarı gitmektedir.A large proportion of the population commutes to work in nearby Stavanger.
"Freaka Dışarı" dediğinde Freakazoid'a dönüşür.To transform into Freakazoid, Dexter says "Freak out!".
Dışarıya doğru çıkıntı yapan sade bir mihrap vardır.There is an escalator leading to the exit.
Dışarıya TARDIS'e giderler.The TARDIS arrives outside the base.
Bütün sistem çok basittir ve dışarıda montajlanabilir.Entire system is fully automated, but can be over-ridden.
Challis ve Ellie dışarı çıkar.Kragel and Elvira leave.
İnsanlar çöplerini dışarı bırakırlar.They're taking out the trash.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Well see how it goes from there.
Bu bölgenin çatlamasıyla, hayvan dışarı çıkar.Upset by this outcome, the creature runs away.
Bu devlete 'Ha ..ktir' diyen kişiler dışarıdalar, ben de beraatimi istiyorum" demiştir.I should like to thank all those in Cabinet and outside who have given me such dedicated support."
Buna ek olarak bu iş dışarıdan kontroller dahilinde devam etmektedir.In part, this was also due to external events beyond his control.
İçeriyle dışarıyı karşılaştırıyordum.Knew it inside out.
İçerdekiler de linç edilme korkusuyla dışarı çıkamadılar.Some insurgents did not manage to slip out of the encirclement.
Onlar dışarıyı gezer tozarlar.Some wicked moves out there.
Uçan balıklar sudan dışarı sıçrayabilmek için kuyruklarını saniyede 70 kereye kadar sallarlar.To glide upward out of the water, a flying fish moves its tail up to 70 times per second.
Evin süprüntüleri, gece dışarı atılmaz.Therefore, sides of the road could not be seen at night.
(REACH OUT) Dışarıya Konuş!Reach Out!.
Sevgili, hastanın dışarıdaki olayları duymamasını sağlamaya çalışır.The patient has an affinity to direct attention to the unaffected side.
Dışarıdan da eleştiriler vardır.They received criticism outside of it.
Hepimiz 7. kattaydık, ama ne birbirimizle ne dışarısıyla ilişkimiz vardı.We were both in the hut, couldn't see what was going on outside.
Mayının Ki.Z.43 fünyesi toprağın üzerinden dışarıya çıkmış vaziyette duruyordu.One cubic metre of the piece was sticking out from the soil.