dışarı ile cümle

dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Ben şimdi dışarı gidiyorum.I'm going out now.
Arka kapıdan dışarı çıktım.I went out the back door.
Bu şekilde dışarı çıkamam.I can't go out like this.
Geçen ay kaç kere yemeği dışarıda yedin?How many times did you eat out last month?
Geçen ay kaç kere dışarıda yemek yediniz?How many times did you eat out last month?
Dışarı bu kılıkla çıkamam.I can't go out dressed like this.
Bu kıyafetlerle dışarıya çıkamam.I can't go out dressed like this.
Üstüm başım böyleyken dışarı çıkamam.I can't go out dressed like this.
Yedi gün daha bekledi, sonra güvercini yine dışarı saldı.And having waited yet seven other days, he again sent forth the dove out of the ark.
Bu akşam dışarıda yiyelim. Yemek pişirecek hâlim yok hiç.Let's eat out tonight. I'm too tired to cook.
Arkadaşların dışarıda seni bekliyorlar.Your friends are waiting outside for you.
Köpeğini dışarıda bırak.Leave your dog outside.
Tom dışarıda olmayı seviyor.Tom loves being outside.
Daha yeni dışarı çıktı.He just went out.
Her akşam dışarıda yemek yemeyi bütçem kaldırmaz.I can't afford to eat out every night.
Oturup pencereden dışarı bak.Just sit and look out the window.
Yağmur yağıyor, bu yüzden dışarı çıkmak istemiyorum.It's raining, which is why I don't want to go out.
Dışarı çıkıp bunu görmen gerek.You need to come out and see this.
Neler olduğunu görmek için herkes pencereden dışarı baktı.Everyone looked out the window to see what was happening.
Hafta sonları nadiren dışarı çıkarım.I seldom go out on weekends.
Yazın sık sık dışarıda yemek yeriz.We often eat outdoors in the summer.
Cumartesi gecesi kız arkadaşını dışarı çıkardı.He took his girlfriend out on Saturday night.
Kapıyı açtığında köpek dışarı fırladı.He opened the door and the dog ran out.
Ders çalışmanın dışarıda arkadaşlarıyla takılmaktan daha akıllıca olacağına karar verdi.He decided it would be wiser to study than to go out with friends.
Dışarı çıktığında ne kadar bira içtiğini bilsen şaşarsın.You'd be amazed how much beer he drinks when he goes out.
Dışarı yiyecek bir şeyler bakmaya gitti.He went out to look for something to eat.
Cuma günleri nadiren dışarı çıkar.He seldom goes out on Friday.
Canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.He says that he doesn't feel like going out.
Bu havada dışarı çıkmayı aklından bile geçirmediğini söylüyor.He says that he can't imagine going out in this weather.
Canının dışarı çıkmak istediğini söyledi.He said that he feels like going out.
Çoğu zaman dışarıda yer.He quite often eats out.
Şapkasını takıp dışarı çıktı.He put his cap on and went outside.
Bunu dışarıda konuşalım.Let's discuss this outside.
Beş dakikaya dışarıda ol!Be outside in five minutes!
Köpeği dışarı saldı.He let the dog out.
Dışarısı rüzgârlı.It's windy outside.
Hava dışarı çıkılmayacak kadar soğuk.It's too cold to go outside.
Bu havada dışarı çıkılmaz, çok soğuk.It's too cold to go outside.
Üstünü kalın giy. Bugün dışarısı oldukça soğuk.Dress warmly. It's pretty cold outside today.
Güneş parlıyor, ama dışarısı hâlâ soğuk.The sun is shining, but it's still cold outside.
Gitmek zorundayım; babam dışarıda beni bekliyor.I have to go; my father is waiting for me outside.
O, dışarı çıktı.She's gone out.
Dışarı çıkınca buz saçaklarına dikkat et.Beware of ice dams when you get outside.
Jock dışarı çıkmadan terliklerini giydi.Jock put his slippers on before he went outside.
Dışarısı sıcak.It's hot outside.
Dışarıda hava sıcak.It's hot outside.
Tom epeydir evinden dışarı çıkmadı.Tom hasn't been out of his house in a long time.
Tom uzun zamandır kapıdan dışarı çıkmadı.Tom hasn't been out of his house in a long time.
Tom evde aşırı fazla zaman harcıyor. Daha fazla dışarı çıkmalı.Tom spends too much time at home. He should get out more.
Keşke dışarıda daha fazla vakit geçirebilsem.I wish I could spend more time outdoors.
Neden dışarıda yemiyoruz?Why don't we eat outside?
Dışarıda kal.Stay outside.
Neden değişiklik olsun diye dışarıda yemiyoruz?Why don't we eat out for a change?
Git dışarıda oyna.Go play outside.
Dışarıda seni bekleyen üç tane adam var.There are three men waiting outside for you.
Başka bir planın yoksa bu akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.If you don't have other plans, let's go out for dinner together.
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktı.Even though it was raining, she went out.
Su hasarlı borulardan dışarı çıkıyordu.Water was coming out of the damaged pipes.
Dışarıda her yer beyaza bürünmüş.Everything's white outside.
Çin dışarıdan enerji ithal ediyor.China imports energy from abroad.

İlgili Sayfalar