dışarı ile cümle
dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Kar, benim dışarı gitmemi engelledi.The snow stopped me going out.
Tom Mary'yi karanlıktan sonra tek başına dışarı çıkmaması için uyardı.Tom warned Mary not to go out by herself after dark.
Tom kamyonetin kapısını açtı ve dışarı atladı.Tom opened the door of the van and jumped out.
Tom, o hâlâ çalışıyorken otobüsten dışarıya atladı.Tom jumped out of the bus while it was still running.
Dan, Linda ile dışarıda bir araya geldi.Dan met Linda outside.
Bir kızla buluşmak için dışarı çıktı.He slipped outside to meet up with a girl.
Tom dışarıda Mary ile karşılaştı.Tom met Mary outside.
Dışarıda oynamaya git. Güzel bir gün.Go play outside. It's a beautiful day.
Dan Linda'nın ne yaptığını görmek için dışarıya çıktı.Dan went outside to see what Linda was doing.
Dan kulüpten dışarı atıldı.Dan was thrown out of the club.
Dan pencereden dışarıya baktı ve Linda'nın geldiğini gördü.Dan looked out the window and saw Linda coming.
Dan öğle yemeğini Linda ile dışarıda yedi.Dan had lunch outside with Linda.
Dışarıda bekleyen bir taksi var?There's a cab outside waiting.
Orada dışarı soğuk oluyor.It's getting cold out there.
Lütfen dışarı gelir misin?Could you come out here, please?
Biz dışarıdayken burada birinin olduğunu düşünüyor musun?Do you think anyone was here while we were out?
Dışarıda bekler misin?Would you mind waiting outside?
Dışarıda bekleyen bir sürü insan var.There are a lot of people waiting outside.
Dışarıda bekleyen bir taksi var.There's a cab waiting outside.
Dışarıda bekleyebilir misin?Can you wait outside?
Dışarıda beklemeyi tercih eder misin?Would you rather wait outside?
O eşyayı dışarı al.Take that stuff outside.
Seni bir saniye dışarıda görebilir miyim?Can I see you a second outside?
Dışarıda hava nasıl?What's the weather like outside?
Tom, Mary'den onu dışarıda karşılamasını isteyen bir not aldı.Tom got a note from Mary asking him to meet her outside.
Polis dışarıda ne yapıyor?What are the police doing outside?
Köpeği dışarıda kim kilitledi?Who locked the dog outside?
Neden tüm ışıklar dışarıda?Why are all the lights out?
Tom dışarı çıktı ve kapıyı açık bıraktı.Tom went out and left the door open.
Dışarıda ön tarafta park edilmiş bir BMW var.There's a BMW parked out front.
Dışarı çık ve biraz daha odun getir.Go out and get some more firewood.
Tom neredeyse her akşam dışarıda yemek yiyor.Tom eats out almost every evening.
Tom Mary'nin ne yaptığını görmek için dışarı gitti.Tom went outside to see what Mary was doing.
O zaman, sen dışarıda idin.At the time, you were outside.
Dan eşyalarını Linda'nın evinden dışarı taşıdı.Dan moved his things out of Linda's house.
Öğlen yemeğini normalden erken yedik ve on iki buçukta dışarı çıktık.We had lunch earlier than usual and went out at twelve thirty.
Tom dışarıda, ama Meryem burada.Tom is out, but Mary is here.
Tom kapıyı açıp, köpeği dışarı saldı.Tom opened the door and let the dog out.
Tom dışarıdaki insanların sesini duyabildi.Tom could hear the sound of people outside.
Tom ve Mary öğle yemeğini dışarıda yediler.Tom and Mary ate lunch outside.
Tom dışarının kesinlikle sıcak olduğunu düşündü.Tom thought that it must be hot outside.
Dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun, odalar bir rahatlık sıcaklığına kadar ısıtılır.No matter how cold it is outside, the rooms are heated to a comfortable temperature.
Orada dışarı çıkacağım ve etrafa bakınacağım.I'll go out there and look around.
Dondurma için dışarı çıkalım.Let's go out for ice cream.
Tom hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmaktan daha iyisini bilir.Tom knows better than to go out alone after dark.
Tom pencereden dışarı baktı ve Mary'nin köpeğiyle oynadığını gördü.Tom looked out the window and saw Mary playing with her dog.
Yağmura rağmen dışarıya çıktık.Despite the rain we went out.
O, yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktı.He came out, even though it rained.
Bugün Tom'un dışarı çıkmasına izin vermeyin.Don't let Tom go outside today.
Dışarıya bakmak için ikisi de pencereye gitti.The two went to the window to look outside.
Tom pencereden dışarıya baktı ve Mary'yi gördü.Tom looked out the window and saw Mary.
Tom yataktan dışarıya fırladı ve pencereye doğru koştu.Tom jumped out of bed and ran to the window.
Tom sabah çok erken saatte Mary'nin dışarıda koştuğunu gördüğüne şaşırmıştı.Tom was surprised to see Mary out jogging so early in the morning.
Tom dışarıda beni bekliyor.Tom has been waiting for me outside.
Mary soğuk bir şekilde pencereden dışarıya baktı.Mary stared distantly out the window.
Kapa çeneni yoksa dışarıya atılacaksın.Shut up or you'll get thrown out.
Dışarıda biraz konuşabilir miyiz?Can we talk outside a little?
Elbette söz meclisten dışarı.Present company excluded, of course.
Dışarısı eksi altı derece ve ısıtma sistemi de sizlere ömür.It's minus six outside and the heating's on the blink.
Bu gece dışarı çıkmayın.Don't go out tonight.