dışında ile cümle
dışında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Dan ve arkadaşları karakolun dışında toplandılar.Dan and his friends gathered outside the police station.
Teğmen Dan Anderson evin dışında Linda'nın ayakkabılarını buldu.Outside the house, Lieutenant Dan Anderson found Linda's shoes.
Dan'ın arabası bir meyhanenin dışında bulundu.Dan's car was found outside a pub.
Dan Linda'yı evinin dışında bilinmeyen bir adamla konuştuğunu gördü.Dan saw Linda talking to an unknown man outside her home.
Son zamanlarda ülke dışında mıydın?Have you been out of the country recently?
Bütün gece buranın dışında mıydın?Have you been out here all night?
On kitap dışında hiçbir şeyim yok.I don't have anything except for ten books.
Tom, eğitimini gelecek yıl yurt dışında yapmayı planlıyor.Tom is planning to study abroad next year.
Terör örgütü, elçilik dışındaki bomba patlamasından sorumluydu.The terrorist group was responsible for the bomb explosion outside the embassy.
Tom kapının dışında ayak sesleri duydu.Tom heard footsteps outside his door.
Amerikalıların giydikleri giysilerin çoğu Amerika'nın dışında yapılmaktadır.Most of the clothes that Americans wear are made outside of America.
Avrupalıların giydikleri giysilerin çoğu Avrupa'nın dışında yapılmaktadır.Most of the clothes that Europeans wear are made outside of Europe.
Kanadalıların giydikleri giysilerin çoğu Kanada'nın dışında yapılmaktadır.Most of the clothes that Canadians wear are made outside of Canada.
O, güzelin dışında bir şey.That is something other than beautiful.
Tom dün geceden beri su dışında hiçbir şey yiyip içmedi.Tom hasn't had anything but water since last night.
Tom'un ya sabır çekmek dışında bir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to grin and bear it.
Arkadaşlarımdan biri yurt dışında okuyor.One of my friends is studying abroad.
Futbol dışında başka hiçbir hobim yoktur.I don't have any other hobbies besides football.
Bir kase meyvenin dışında mutfak masası bomboştu.The kitchen table was bare except for a bowl of fruit.
Piyano dışında bir enstrüman çalıyor musun?Do you play any instruments other than the piano?
Tom'un yatak odası penceresinin dışında ayak izleri vardı.There were footprints outside Tom's bedroom window.
Tom hâlâ yurt dışında.Tom is still abroad.
Penceremin dışında öten kuşları duyabiliyordum.I could hear birds singing outside my window.
Polis karakolunun dışında 300 tane protestocu vardı.There were 300 protesters outside the police station.
Onun ebeveynleri şehir dışındaydı.Her parents were out of town.
Tom'un ebeveynleri şehir dışında.Tom's parents are out of town.
Ben sık sık yatak odamın penceresinin dışında güvercinlerin öttüğünü duyabiliyorum.I can often hear pigeons cooing outside my bedroom window.
Unutulanlar dışında yeni bir şey yok.There is nothing new except what has been forgotten.
İnsan bünyesi, Dünya dışındaki ortamlara uyum sağlayabilecek kadar esnek mi?Is the human condition flexible enough to adapt to environments beyond Earth?
Buraya benim isteğim dışında getirildim.I was brought here against my will.
O zaten kontrol dışında.It's already out of control.
O senin kontrolün dışında.That's out of your control.
Tom dışında kimse gelmedi.No one except Tom came.
Esperantonun dışında bir dil kullanma!Don't use a language other than Esperanto!
O Esperanto dışında başka dil bilmiyor.He doesn't speak in other languages besides Esperanto!
Beş yuan paralar pirinç, ve on yuan paralar bronz dışında yapılır.The five yuan coins are brass, and the ten yuan coins are made out of bronze.
Karım ben yurt dışında seyahat ediyorken beni sık sık aradı.My wife often called me when I was travelling abroad.
94 yaşındaki bir adam evinin dışındaki karı kürekle temizlerken kalp krizi geçirdi.A 94-year-old man had a heart attack while shoveling snow outside his house.
O zaman yurt dışındaydım.I was overseas at the time.
Şimdiye kadar ülke dışında on şehirden daha fazlasını ziyaret ettim.I've visited more than ten cities outside the country so far.
Sigara içme yasağı bildirimi dün restoranın dışında yayınlandı.Notification of the smoking ban was posted outside the restaurant yesterday.
Bunun dışında kalacaksın. Beni duyuyor musun?You'll stay out of it. You hear me?
Tom sezon dışında formda kalmak için çok çalıştı.Tom put in the hard yards to stay fit during the off season.
Yakında o yurt dışında iş yapacak.Soon he will do business abroad.
Yurt dışından bir kartpostal aldım.I received a postcard from abroad.
Bunun dışında bir kariyer yapmayı düşünüyor musun?Are you thinking of making a career out of it?
Tom dışlanmış insanları halka açık yerlerin dışında tutmak istiyor.Tom wants to keep marginalized people out of public places.
Polis Tom'un ofisinin dışında güvenlik kameraları kurdu.Police officers installed surveillance cameras outside Tom's office.
O bunu görev anlayışı dışında yaptı.He did it out of a sense of duty.
Tom ben şehir dışındayken kedimi beslemeyi önerdi.Tom offered to feed my cat while I was out of town.
Tom üç yıldır yurt dışında yaşadı.Tom lived abroad for three years.
Bunun dışında, onun ekleyecek bir şeyi yoktu.Otherwise he had nothing to add.
Bütün hayvanlar, insanın dışında, yaşamın asıl işinin ondan zevk almak olduğunu biliyor.All animals, except man, know that the principal business of life is to enjoy it.
Rio de Janeiro, tehlikeli alanların dışında kaldığınız sürece tamamen güvenlidir.Rio de Janeiro is perfectly safe as long as you stay out of the dangerous areas.
Bu küçük mahalle kitabevi Amazon tarafından iş dışında kalmak zorunda bırakıldı.This small neighborhood bookstore was forced out of business by Amazon.
Muhtemelen, o onları yurt dışından satın alıyor.Presumably, he buys them abroad.
Onları yurt dışından satın alıyor olmalı.He must be buying them abroad.
O onları muhtemelen yurt dışından satın alıyor.He probably buys them abroad.
Tom dün kent dışındaydı.Tom was out of town yesterday.
Son üç gündür büronun dışındaydım.I've been out of the office for the past three days.