dışın ile cümle
dışın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom belanın dışında kalmak için elinden geleni yapıyor.Tom is doing his best to stay out of trouble.
Tom son üç aydır şehir dışında.Tom has been out of town for the last three months.
Ne kadar zamandır hapishanenin dışındasın?How long have you been out of prison?
Tom ücretsiz ekmeği yedi ve sonra restoranın dışına yürüdü.Tom ate the free bread and then walked out of the restaurant.
Ben yurt dışına gitmek için davet edildim ama gitmek istemedim.I was invited to leave for abroad, but I didn't want to go.
Oda arkadaşlarımın hepsi şehir dışından.All of my roommates are out of town.
Şehrin tam dışında küçük bir otelde kaldık.We stayed at a small hotel just outside of town.
Tom mekanın dışına bakıyor.Tom looks out of place.
Bir süre şehir dışına çıkmanı istiyorum.I want you to get out of town for a while.
Taksimiz Chuck's Bar and Grill denilen bir yerin dışında durdu.Our taxi pulled up outside a place called Chuck's Bar and Grill.
Tom dışında herkes masaya oturmuş.Everyone is seated at the table except Tom.
Ben odanın dışındaydım.I was out of the room.
Tom öfke dışında hiçbir şey hissetmedi.Tom felt nothing except anger.
Onlar evlerimizin dışına bomba yerleştirdiler.They planted bombs outside our homes.
Beni bunun dışında tutun.Keep me out of this.
Tom şimdiye kadar Avustralya'nın dışında bulunmadı.Tom hasn't ever been outside of Australia.
Tom bana yurt dışında okumayı planladığını söyledi.Tom told me that he was planning to study abroad.
Tom yurt dışında okuyacağını söylediğinde şaşırdım.I was surprised when Tom said he was going to study abroad.
Hapishanenin dışında kalmak hapishaneden çıkmaktan daha kolaydır.It's easier to stay out of jail than to get out of jail.
Tom öğrenciyken ders kitaplarının dışında bir şey okuyacak zamanı yoktu.Tom had never had time to read anything other than textbooks when he was a student.
Beklemek dışında yapabileceğimiz bir şey yok.There's nothing we can do except wait.
Dişin ağrıyor mu?Do you have a toothache?
Şimdi dişini fırçalamaya git.Now go brush your teeth.
Tom yurt dışında eğitim görmek istediğini söyledi.Tom said that you wanted to study abroad.
Tom senin yurt dışında okumak istediğini söyledi.Tom said that you wanted to study abroad.
Her zaman yurt dışında yaşamayı hayal ettim.I've always dreamed of living abroad.
Tom şehir dışında olacak.Tom is going to be out of town.
Gömleğinin içi dışına dönmüş.Your shirt's on inside out.
Tom kabinin dışındaki güveyi izledi.Tom followed the moth outside the cabin.
Tom hipnotize edilmiş görünüyordu ve çadırın dışındaki sesi izledi.Tom seemed hypnotized and followed the voice outside the tent.
Onların evimi dışında olmasını istiyorum.I want them out of my house.
Onun evimin dışında olmasını istiyorum.I want him out of my house.
Onları bunun dışında bırak.Leave them out of this.
Onu bunun dışında bırak.Leave him out of this.
Onların dışında herkes terk etti.Everyone left except them.
Onun dışında herkes terk etti.Everyone left except him.
Onun dışında herkes güldü.Everyone laughed except her.
Onun dışındaki herkes güldü.Everybody laughed except him.
Onların bunun dışında kalmasını istedim.I asked them to stay out of it.
Onun bunun dışında kalmasını istedim.I asked him to stay out of it.
Ben ondan bunun dışında kalmasını istedim.I asked her to stay out of it.
Dan hapishanenin dışındaki hayata uyum sağlamak için mücadele etti.Dan struggled to adapt to life outside jail.
Dan ve Matt otobüs dışında dövüşmeye devam etti.Dan and Matt continued to fight outside the bus.
Ben kediyi evin dışında bıraktım.I left the cat outside the house.
Dan ve arkadaşları karakolun dışında toplandılar.Dan and his friends gathered outside the police station.
Teğmen Dan Anderson evin dışında Linda'nın ayakkabılarını buldu.Outside the house, Lieutenant Dan Anderson found Linda's shoes.
Dan'ın arabası bir meyhanenin dışında bulundu.Dan's car was found outside a pub.
Dan Linda'yı evinin dışında bilinmeyen bir adamla konuştuğunu gördü.Dan saw Linda talking to an unknown man outside her home.
Dan alanının dışına taşındı.Dan moved out of the area.
Son zamanlarda ülke dışında mıydın?Have you been out of the country recently?
Bütün gece buranın dışında mıydın?Have you been out here all night?
On kitap dışında hiçbir şeyim yok.I don't have anything except for ten books.
Tom, eğitimini gelecek yıl yurt dışında yapmayı planlıyor.Tom is planning to study abroad next year.
Terör örgütü, elçilik dışındaki bomba patlamasından sorumluydu.The terrorist group was responsible for the bomb explosion outside the embassy.
Tom kapının dışında ayak sesleri duydu.Tom heard footsteps outside his door.
Amerikalıların giydikleri giysilerin çoğu Amerika'nın dışında yapılmaktadır.Most of the clothes that Americans wear are made outside of America.
Avrupalıların giydikleri giysilerin çoğu Avrupa'nın dışında yapılmaktadır.Most of the clothes that Europeans wear are made outside of Europe.
Kanadalıların giydikleri giysilerin çoğu Kanada'nın dışında yapılmaktadır.Most of the clothes that Canadians wear are made outside of Canada.
O, güzelin dışında bir şey.That is something other than beautiful.
Tom dün geceden beri su dışında hiçbir şey yiyip içmedi.Tom hasn't had anything but water since last night.