düzensizlik ile cümle
düzensizlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Azot döngüsünde çeşitli düzensizlikler vardır.There are several irregularities in the nitrogen cycle.
Bazı düzensizlikler mükemmel bir şekilde düzeltilebilr.Some disorders can be corrected perfectly.
Dan'ın yatak odası düzensizlik içindeydi.Dan's bedroom was in disarray.
Bu düzensizlik affedilmez.This disorderliness is inexcusable.
Büyük tuvaletinizi yapmada bir düzensizlik var mı?Do you have regular bowel movements?
İlk olarak, genç kadınların diyetleri nedeniyle adet düzensizlikleri yaşamaları muhtemeldir.First, younger women are likely to experience menstrual irregularities due to their diet.
Bu saldırılar imparatorluğa düzensizlik ve kaos getirdi.These attacks brought instability and chaos to the kingdom.
Bu tip düzensizliklere de genel olarak Kelvin-Helmholtz instabiliteleri adı veriliyordu.In particular, they may exhibit Kelvin–Helmholtz instability.
Sırp tarihçi Vladimir Ćorović bu durumu kargaşa ve düzensizlik olarak görür.Serbian historian Vladimir Ćorović deemed the location unknown.
Ayrıca, kimse düzensizlik kuramındaki düzenin uygulanabilirliğini anlayamamıştır.Moreover, nobody is sure if they could continue to meet his unique dietary requirements.
Böyle bir estetik var, düzensizlikten çok rahatsız oluyoruz.It's a certain type of aesthetic. We're very uncomfortable with untidiness.
Düzensizlik ve yozlaşmanın gerçekliğiThe truth of social entropy.
Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın.Do you see any disproportion in the creations of Ar-Rahman?
Bütün toplumumuz büyük bir düzensizlik içerisinde ve bizi düzene sokabilecek kimse yok.Out entire country is such a mess and there is nobody who would be able to bring about order.
Atina Olimpiyat Oyunları da maalesef bu yeni düzensizlik içinde yapılacak ilk olimpiyat olacak.Unfortunately, the Athens Olympic Games are the first to be held amidst this new disorder.
Arnavutlar enerji arzındaki düzensizliklere ve bazen de hepten kesintilere alışıklar.Albanians are used to irregular supplies and sometimes outright shortages of energy.
Gergin bir ortam yalnızca düzensizlikle ilgilenenlere uyar."The tense situation suits only those who are interested in disorder."
Oylama süreci, bazı "usulsel düzensizliklere" rağmen "genelde iyi yönetildi".The voting process, despite some "procedural irregularities", was "generally well managed".
Azınlıkların seçim çabalarının suya düşmesinin bir nedeni de partilerindeki düzensizlik.One reason the minorities' election efforts failed lies in their parties' disarray.
Hemen hemen tüm empedans düzensizlikleri ve kayıplar UHF dişi konektörden kaynaklanır.Virtually all of the impedance bump and loss is in the UHF female.
Kınevin çerçevesinin etki alanları; merkezdeki karanlık alan düzensizliktir .Domains of the Cynefin framework; the dark domain in the centre is disorder.
Düzensizlik ve yerel temsiliyet, rastgelelik yargılarına etki eder.Irregularity and local representativeness affect judgments of randomness.
Bir ordunun düzenlilik ve düzensizlik arasındaki çizgiyi aşması mümkündür.It is possible for a military to cross the line between regular and irregular.
Yaşanan bu durum karşısında ülkede ortaya çıkan çatışma ve düzensizlik Şubat 1994'e kadar devam etmiştir.Dies führte zu gewalttätigen Unruhen, die bis Februar 1994 anhielten.
Neredeyse hiç düzensizlik yoktur.Sans la moindre incohérence.
Bu saldırılar imparatorluğa düzensizlik ve kaos getirdi.Los ataques hunos trajeron inestabilidad y caos al reino.
Düzensizlik eğilimini anlatırken entropi kelimesini kullanır.Como ya se mencionó, él usó la palabra neurología.
Bu soruna yaklaşım olarak düzensizlik teorisi kullanıldı.È su questo genere di teorie che si sposta il problema.
Ardından, diskte düzensizlikler bulunmuştur ve bu da gezegensel cisimlerin varlığının göstergesidir.Впоследствии в диске были найдены неоднородности, которые могут указывать на присутствия планетных тел.
Günümüze kadar da devam eder bu düzensizlik.Это несоответствие остаётся и по сей день.
Bu tip düzensizliklere de genel olarak Kelvin-Helmholtz instabiliteleri adı veriliyordu.Seu nome é proveniente do fenômeno denominado Instabilidade Kelvin-Helmholtz.
Tahribat nedeniyle üreme düzensizlikleri meydana gelmiş ve popülasyon zayıflamıştır.Sua unanimidade entre os críticos diminuiu, seguida pelo declínio de popularidade entre o público.
Ancak bu düzensizlikten fırsat elde etme çabası, Fokas'ın onu hapishaneye atması ile engellendi.Być może to właśnie wywołało gniew kalifa, który wtrącił go do więzienia.
Ardından, diskte düzensizlikler bulunmuştur ve bu da gezegensel cisimlerin varlığının göstergesidir.Man har observerat oregelbundenheter i skivan, vilka kan peka på närvaron av planetkroppar.
Bu tip düzensizliklere de genel olarak Kelvin-Helmholtz instabiliteleri adı veriliyordu.Mechanismus jejich vzniku se nazývá Kelvinova–Helmholtzova nestabilita.
Günümüze kadar da devam eder bu düzensizlik.O tomto stroji dodnes panují nesrovnalosti.
Bununla birlikte artan düzensizlik Kars yöresini de etkilemişti.Un incident armat a perturbat totuși liniștea Clujului.
Bu düzensizlik affedilmez.Aceste nereguli sunt de neiertat.
Bu yüzden düzensizlikler genellikle bozulmaya eğilim gösterir.Az ellentmondások végül természetszerűleg robbanáshoz vezetnek.
Son yıllarında Tyndall uyku düzensizlikleri çekiyordu ve bunu tedavi etmek amacıyla kloral hidrat kullanmıştı.Myöhemmällä iällä Tyndall kärsi unettomuudesta, johon hän otti lääkkeenä kloraalihydraattia.
Bu saldırılar imparatorluğa düzensizlik ve kaos getirdi.Οι επιθέσεις αυτές επέφεραν αναρχία και χάος στην αυτοκρατορία.
Son yıllarında Tyndall uyku düzensizlikleri çekiyordu ve bunu tedavi etmek amacıyla kloral hidrat kullanmıştı.I sine siste leveår tok Tyndall ofte kloralhydrat som middel mot søvnløshet.
Bu saldırılar imparatorluğa düzensizlik ve kaos getirdi.Những cuộc tấn công mang lại sự bất ổn và hỗn loạn cho vương quốc.
Düzen düzensizlikten doğar.代表起跑犯規。
Yaşanan bu durum karşısında ülkede ortaya çıkan çatışma ve düzensizlik Şubat 1994'e kadar devam etmiştir.秘鲁政府与恐怖组织之间艰难而漫长的对峙一直持续到1997年4月。
Neredeyse hiç düzensizlik yoktur.기본적으로 반칙은 없다.
Aynı zamanda Evren'deki düzensizlik eğilimini de anlatır.그것만으로도 지구상의 지리적인 차별성이 드러난다.
Bununla birlikte artan düzensizlik Kars yöresini de etkilemişti.그러나 적은 양의 불순물도 큰 영향을 줄 수 있었다.
Neredeyse hiç düzensizlik yoktur.לעיתים אין כלל חריזה.
Benzer olarak, Dönen camlarde manyetik düzensizlik donmuştur.По подобен начин в спиновото стъкло е замразен магнитния безпорядък.
Bununla birlikte artan düzensizlik Kars yöresini de etkilemişti.Jasno, pogodovala su i unutarnja neslaganja.
Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar.No a čím vyššia neusporiadanosť, tým vyššia entropia.
Avrupa Sayıştayı herhangi bir düzensizlik ya da şüphelenilen yolsuzlukları rapor eder.Der Europäische Rechnungshof berichtet über Unregelmäßigkeitenund mutmaßliche Betrugsfällejeder Art.
Avrupa Sayıştayı herhangi bir düzensizlik ya da şüphelenilen yolsuzlukları rapor eder.Evropský účetní dvůr podává zprávy o všech nesrovnalostech a podezřeních na podvody.
Ben de basit bir askerim. Sizin bölüğünüzdeki adamlar... ...düzensizlikle suçlanıyorlar.Οι άντρες στην φάλαγγα σας... ...κατηγορήθηκαν ότι έπεσαν σε παραπτώματα.
Ben de basit bir askerim. Sizin bölüğünüzdeki adamlar... ...düzensizlikle suçlanıyorlar.Мъжете в твоя строй... ...са обвинени, че действат в безпорядък.
Böyle bir estetik var, düzensizlikten çok rahatsız oluyoruz.C'est un certain style d'esthétisme. On n'aime pas trop le désordre.
Böyle bir estetik var, düzensizlikten çok rahatsız oluyoruz.Đó là một loại thẩm mỹ. Chúng ta thấy không thoải mái với sự lộn xộn.
Böyle bir estetik var, düzensizlikten çok rahatsız oluyoruz.Es ist eine bestimmte Art von Ästhetik. Unordnung ist uns wie ein Dorn im Auge.
Böyle bir estetik var, düzensizlikten çok rahatsız oluyoruz.Es un tipo de estética. Estamos muy incómodos con el desorden.