Dimitri Kiçikis, düzenli olarak Yunanistan’daki süreli yayınlarda siyasi makaleler yayımlamaya devam etmiştir.Πέρα από την τηλεόραση, ο Δημήτρης Ανδρέου αρθρογραφούσε τακτικά σε πολιτικές εφημερίδες.
Uzun süre tedavi edilen hastalar (özellikle bir yıldan fazla) düzenli kontrol altında tutulmalıdır.Η νόσος μπορεί να σταθεροποιηθεί σε κάποιους ασθενείς για μεγάλα χρονικά διαστήματα (μακροχρόνια ύφεση).
Dublin Maratonu 1980 yılından beri düzenli olarak koşulmaktadır.Από το 1980 γίνεται ο ετήσιος Μαραθώνιος της Κοπεγχάγης.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.Μέχρι και το 1950, η Γλασκώβη βρισκόταν σε οικονομική ανάπτυξη.
Düzensiz değişenler, parlaklık değişimleri düzenli bir periyot göztermeyen değişen yıldızlardır.Μη περιοδικά μεταβλητοί αστέρες Ανώμαλα μεταβλητοί.
Bir otoparkta düzenli olarak çalışıyordu.Εργάζεται με μερική απασχόληση στο εστιατόριο.
Genel görelilik bu radyo darbelerinin düzenliliğinde belirli sapmaları öngörüyor.Η γενική σχετικότητα προβλέπει συγκεκριμένες αποκλίσεις από την τακτικότητα αυτών των ραδιοφωνικών παλμών.
Endonezya'nın en aktif yanardağıdır ve 1548'den beri düzenli olarak lav püskürtmektedir.Είναι το πιο ενεργό ηφαίστειο στην Ινδονησία και εκρήγνυται τακτικά από το 1548, περίπου κάθε τέσσερα χρόνια.
1967'nin düzenli serisi gelenekten büyük farkla ayrıydı.Η άνοιξη του 1967 ήταν διαφορετική.
Tip 2 diyabetin başlangıcı, doğru beslenme ve düzenli egzersizle önlenebilir veya geciktirilebilir.Udbruddet af type 2-diabetes kan sinkes eller forhindres ved at spise rigtigt og dyrke jævnlig motion.
Kavner,The Tracey Ullman Show'dan beridir kastın düzenli bir parçasıdır.Kavner havde været en del af de regelmæssige stemmer fra The Tracey Ullman Show.
Bazen, düzenli olarak Schengen ülkeleri arasındaki sınır kontrollerinde kullanılır.I Schengensamarbejdet er grænsekontrol mellem landene generelt afskaffet.
İnsülin kullananların düzenli olarak kan şekeri]] seviyelerini kontrol etmesi gerekmektedir.Patienter, der får insulin, skal som regel tjekke blodsukker-niveauet jævnligt.
Yağışlar yıl boyunca düzenlidir.Regnen er fordelt over hele året.
Tip 2 diyabetli tüm kişilerin düzenli olarak göz doktoru muayenesinden geçmesi önerilir.Alle patienter med type 2-diabetes bør regelmæssigt få øjnene undersøgt.
Düzenli olarak her gün yayımlanmaktadır.Man opfordres ydermere til at læse den dagligt.
Oraya düzenli olarak gelirdi.Her optræder han perifert.
Olimpiyat Oyunları'nda basketbol, 1936'dan beri düzenli olarak gerçekleştirilen olimpik spor dalı.Basketball har været fast på OL-programmet siden 1936.
Dini polisde onların düzenli devriyelerini durdurmuşlardı.Det religiøse parti påbegyndte jævnlige patruljer.
Düzenli bir hayat sürmeli.Han førte et ualmindeligt regelbundent liv.
Birçok programlama dili dizgeleri idare etmek için düzenli ifadeleri destekler.Mange programmeringssprog har understøttelse for regulære udtryk til manipulering af tekststrenge.
İçki daha sonra düzenli olarak sipariş edildi.Skibet blev dog senere genbestilt.
Tarımla ilgili çeşitli törenler düzenliyorlardı.Der blev afholdt en række ceremonier på krigskirkegården.
Sonrasında Old Vic Londra tiyatrosunda düzenli olarak görünmeye başlamıştır.Siden 2003 har han været teaterchef på teatret Old Vic i London.
Düzenli içeriği bulunan bir dizil ile kendi kare bulmacasını içerir.Han kan give bolden til sine running backs (handoff), som så skal løbe den frem.
Düzenli olarak rüya günlüğü tutmak rüyaların hatırlanmasını da kolaylaştıracaktır.Man kan også skrive en drømmedagbog, så man kan finde gengående ting i sine drømme.
Beş veya daha fazla boyutlarda sadece üç düzenli politop görülür.Man kan vise at der kun findes fem regulære polyedre.
Düzenli gözlemlerine 2004 yılında başladı.Hans meget offentlige retssag begyndte i 2004.
Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi.Dhimmier havde også ofte forbud mod at arbejde inden for en række forskellige fag.
İlk düzenli çeviri, 1330 yılında Şeyh Ziyâeddin Nahşebî tarafından yapılmıştır.Første udgave af denne oversættelse 1913 Sverres saga.
Forbes dergisi dünyanın en zengin insanları listesini düzenli olarak yayınlar: Dünyanın Milyarderleri.Tidsskriftet Forbes publicerer en liste over verdens milliardærer i dollar hvert år.
Ömür boyu düzenli ilaç kullanmayı gerektirir.Man skal derfor fortsætte med at tage medicinen hele livet.
Her gün düzenli uçak seferleri mevcuttur.Der er daglig hurtigbådsanløb.
Takvim iPhone'da Takvim için yeni düzenli liste görünümün.Et klassisk eksempel her på er Apples iPhone.
Kişi uykuya daldığındaysa beyin dalgaları yavaşlar ve daha az düzenli olur.Når personen sovner blir hjernebølgene langsommere og mindre regelmessige.
Düzenli uçuşlar 1962'de jet uçaklarla başladı.Ruteflygninger med jetfly startet i 1962.
Ancak hiçbir kadın düzenli olarak 28 günde bir âdet görmez.Skuddårsdagene derimot får ingen gjentagende ukedager i løpet av 28 år.
15 yaşında Nanaimo'daki restaurantlarda düzenli olarak çalmaya başladı.Da Krall var femten år begynte hun å spille regelmessig i flere restauranter i Nanaimo.
Heinrici düzenli olarak kiliseye katılan bir din adamıydı.Gotthard Heinrici var en dypt religiøs mann som gikk regelmessig til kirke.
Böylece ilk düzenli ordular ortaya çıkmıştır.Dermed utviklet de første organiserte arméene seg.
Normalde, kişi uyanıkken beyin dalgaları düzenli bir ritim gösterir.Vanligvis når en person er våken vil hjernebølgene på et elektroencefalogram vise et normalt bilde.
Sonra düzenli olarak forma giymeye başladı.Seinere ble formen kjol vanligere.
Sonrasında Old Vic Londra tiyatrosunda düzenli olarak görünmeye başlamıştır.Showet ble filmet i Old Vic Theatre i London.
1933 - İlk düzenli toplama kampı olan Dachau Toplama Kampı kuruldu.1933 – Den første tyske konsentrasjonsleiren, Dachau, blir påbegynt.
Oraya düzenli olarak gelirdi.Han begynte å reise vidstrakt.
Mezarı fanları tarafından halen düzenli olarak ziyaret edilmektedir.Hans grav besøkes fortsatt ofte av pilegrimer.
Hükümete düzenli bir gelir temin etmeyi sağlamak için vergileri artırdı.Özellikle askeriye için.Stattholderen ble særlig brukt til å øke skattene, noe som var nødvendig for å finansiere kriger.
1942 Martında Yahudi ve Çingeneler gaz kamyonları'nda düzenli olarak öldürülüyordu.I slutten av mars 1942 ble det daglig gasset jøder i Kulm.
Yarışma gelenekselleşmiştir ve her yıl düzenli olarak yapılmaktadır. ^ "ultrAslan Türkiye Temsilcilikleri".Mesterskapet arrangeres normalt annethvert år. (ar) Arab Athletics
Düzenli beslenen insanlar genelde potasyum katkısına ihtiyaç duymazlar.Lavprisselskap tilbyr normalt ikke rutesamarbeid.
Bu ifadeler, düzenli çalışmanın temelini oluşturur.Typene danner grunnlaget for det videre systematiske arbeidet.
38 yaşında düzenli orduya geçmek istedi fakat yaşından dolayı bu kabul edilmedi.I 1938, da han var 68 år, ble han utnevnt til general, men aldri innkalt til tjeneste.
Askerliğin düzenli bir şekle sokulması.Under er det faste leirlag.
The Village Voice dergisinde düzenli olarak yazmaktaydı.Opheim skrev regelmessig i bladet.
1 Şubat 2003 tarihinde Nice Antlaşması yürürlüğe girdiğinden bu yana düzenli olarak yayınlanmaktadır.Siden 1. januar 2009 benyttes ikke systemet lenger offisielt.
Ancak farklı nedenlerle düzenli olarak yapılamadı.Av forskjellige grunner ble det aldri utgitt.
Kulaklar düzenli olarak kontrol edilmeli ve tırnaklar kısa tutulmalıdır.Ørene er store og hengende og bør kontrolleres regelmessig.
Kadınların sağlık kontrolü düzenlidir.Kvinners helse på spill.
Aleutlular, parkalarını su geçirmemesi için düzenli olarak balık yağıyla sıvarlardı.De ble regelmessig behandlet med fiskeolje for å holde seg vanntette.
Diğer küçük yerleşkelere daha az sık ama yine düzenli otobüs servisleri bulunur.Blant annet er broene gjenoppbygd og det går regelmessige busser.