Öğrenciler, yeni hükümete karşı gösteri düzenlediler.The students demonstrated against the new government.
Kitapları büyüklüklerine göre düzenledik.We arranged the books according to size.
Komite eğitim sorunu üzerine bir tartışma düzenledi.The committee held a discussion on the problem of education.
O toplantıyı kim düzenledi?Who organized that meeting?
Bir seyahat acentesi, gezimiz için her şeyi düzenledi.A travel agent arranged everything for our trip.
1960'larda, Japon üniversite öğrencileri kendi hükümetlerine karşı gösteri düzenlediler.In the 1960's, Japanese college students demonstrated against their government.
Biz bir proje ekibi düzenledik.We organized a project team.
Biz Dr Kawamura onuruna bir veda partisi düzenledik.We held a farewell party in honor of Dr. Kawamura.
25 dolarlık bir çek düzenledim ve onu satış elemanına verdim.I made out a check for $25 and handed it to the salesperson.
Brown ikizleri, son zamanlarda her ikisi de evlendi, bir parti düzenledi.The Brown twins, both of whom got recently married, held a party.
O, o piyano müziğini keman için düzenledi.He arranged that piano music for the violin.
O, odayı düzenledi.He put the room in order.
O, bir yaz rock festivali düzenledi.He organized a summer rock festival.
O, gölün çevresinde bir tur düzenledi.He conducted us on a tour around the lake.
O, odasını düzenledi.He put his room in order.
Onlar burada toplantı düzenledi.They held the meeting here.
Onlar bir toplantı düzenlediler.They arranged a meeting.
Özgürlük için bir protesto yürüyüşü düzenlediler.They held a protest march for freedom.
Onlar bir kutlama ziyafeti düzenledi.They held a congratulatory banquet.
Onlar yeni cumhurbaşkanı için bir akşam yemeği düzenlediler.They held a dinner for the new president.
Onun için bir hoş geldin partisi düzenledik.We had a welcome party for her.
Çiçekleri güzel düzenledi.She arranged the flowers beautifully.
Avukat benim vasiyetimi düzenledi.The lawyer drew up my will.
Yarınki parti için yeme içme işini düzenledim.I arranged catering for tomorrow's party.
Ofis onun için bir anıt düzenledi.The office held a memorial for him.
Polis bazı uyuşturucu satıcılarına karşı saldırı düzenledi.The police conducted an offensive against some drug dealers.
Konuşmacı ders notlarını düzenledi.The speaker organized his lecture notes.
İki pul koleksiyoncusu bir takas düzenledi.The two stamp collectors arranged a trade.
Biz onun için bir veda partisi düzenledik.We organized a farewell party for her.
Tom talimat vermek için toplantı düzenledi.Tom called the meeting to order.
Tom ve Mary oturma odasındaki mobilyaları yeniden düzenlediler.Tom and Mary rearranged the furniture in their living room.
Tom çantalarını düzenledi.Tom packed his bags.
Mary masasını düzenledi.Meg straightened up her desk.
Son dakika anlaşması düzenlediler.They worked out a last minute deal.
Boston'a geri dönmemiz için ulaşımı düzenledim.I've arranged transportation for us back to Boston.
Bir toplantı düzenledim.I've set up a meeting.
Ben sadece dolabımı düzenledim.I just organized my closet.
Sadece masamı düzenledim.I just organized my desk.
Bizim ordu düşmana karşı bir gece baskını düzenledi.Our army staged a night raid against the enemy.
CD'lerini sanatçı adına göre düzenlediler.They organized their CDs by artist.
Melbourne polisi sansür yasalarını ihlal ettiği için kitapçıya baskın düzenledi.The Melbourne police raided the bookstore for violating censorship laws.
Tom bütün ofis için bir piknik düzenledi.Tom arranged a picnic for the whole office.
Onlar zirveye bir saldırı düzenlediler.They made an assault on the summit.
Dün düzenlediğim partide seni görmek isterdim.I'd have loved to see you at the party I organised yesterday.
O bir oturum düzenledi.He held a session.
Biz bir seminer düzenledik.We held a seminar.
Tom bir son dakika toplantısı düzenledi.Tom scheduled a last-minute meeting.
O birkaç saat önce bir basın toplantısı düzenledi.He held a news conference a few hours ago.
Tom odasını düzenledi.Tom put his room in order.
Kalkışımız için bir şeyler düzenledin mi?Have you arranged things for our departure?
Her şeyi düzenledik.We've arranged everything.
Tom'un düzenlediği parti büyük bir başarıydı.The party organized by Tom was a huge success.
Tom düzenlediği bir partiye Mary'yi davet etti.Tom invited Mary to a party he was hosting.
Belediye Başkanı Tom Jackson, bu ay birkaç kampanya gösterisi düzenledi.Mayor Tom Jackson held several campaign appearances this month.
Tom projeyi mahvetmek için bir komplo düzenledi.Tom orchestrated a plot to destroy the project.
Polis soyguncuyu yakalamak için bir pusu düzenledi.The police arranged an ambush to catch the mugger.
Çiçekleri düzenledik.We arranged the flowers.
Avukatımız imzalamamız için bir sözleşme düzenledi.Our lawyer drew up a contract for us to sign.
Tom etkinliği düzenledi.Tom organized the event.
Her şeyi düzenledim.I've arranged everything.