Tourbillon düzenek 3 yıldan uzun bir süre boyunca geliştirilmiştir.The Tourbillon movement was developed over a period of three years.
Makaralı düzenekleri bulunan modern lokomotiflerde bu değer daha az kabul edilebilir.Modern locomotives with roller bearings were probably underestimated.
Fiziki olarak anten, bir ya da birkaç kondüktörden oluşan düzenektir.Physically, an antenna is an arrangement of one or more conductors, usually called elements.
Deneysel düzenek deneyden deneye çeşitlilik göstermektedir.The experimental setup varies from experiment to experiment.
Düzenek, ahşaptan yapılmış bir eşkenar üçgen prizmadan oluşur.It consists of a revolving solid equilateral triangular prism made of wood.
Ayrıca motor kısmında sis üreten bir düzenek sürücü tarafından kullanılmaktadır.This is only made possible via a third-party hacked driver.
Güvenli bir çalışma ortamı için böyle düzenekler kullanılabilir.This Division regulates the conditions for a safe workplace.
Paletli veya tekerlekli düzenekleri vardır.Available with handlebar or steering-wheel.
Düzenek termostat olmalıdır.Styrenics are thermoplastics.
Diğer bir devindirici düzenek ailesi parçalara ayrılmış dingileri temel alır.Other bigger families would resort to splitting the family between two flats.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.What they wanted to do was film it to gather evidence to make a case.
Onlar sıranlamaya girerler, düzenekten hızlıca çıkarlar.They enter the queue, they just zip right out.
Geçen yıl TED Long Beach'te, düzenekleri inşa eden bir kurulum yaptık.Last year at TED Long Beach, we built an installation that builds installations.
Bütün ödüllendirme düzenekleri kötü niyetle bozulabilir.Any incentive system can be subverted by bad will.
Bu bir fizik laboratuvarına kurduğum bir düzenek.This is a setup I put in a physics lab.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş. Düzenek öğrencilerin ellerini algılayabiliyor.This is an installation developed with school children, where their hands are tracked.
Düzenek taban boyunca sürülüyor, burada karides yakalamak için.And this just drags over the bottom, in this case to catch shrimp.
Ve bu insanlardan daha fazla insanlara ulaşabilmek için bazıları düzenekler kurdular.And some of those people created structures to get the word out to even more people.
Düzenekte birkaç iplik, makara ve yay da vardı.It had some strings and pulleys and some springs.
Düzenek resmen baş aşağı ve ileri geri yapılmıştı.literally things that are built upside down and back to front.
Bu ikisinin beraber gerçekleşmesi gibi bir düzenek yok.There is no mechanism of which these 2 things would co-occur.
Bilime karşı doğal bir ilgi geliştirdim deney düzenekleri kurdum.You get -- you get, like -- I just had a natural feeling for science and setting up experiments.
Aynı düzenek. Bir avuç oyun ve üç farklı ödül.A bunch of games, three levels of rewards.
Düzenek solda, üzerinde yiyecekler var.The apparatus is on the left, with food on it.
Dış merkezli düzenek ise gezegenleri hafifçe merkezdeki Dünyadan uzaklaştırıyordu.An eccentric deferent is slightly off-center from Earth.
Hazırlanan bu düzenek kuşun boynundan ayarlanabilir bir kavrama parçasına yapıştırılır.The whole setup pivots on an adjustable crosspiece attached to the neck.
Bu düzenek uygunbir kurulum olsa da, bir takım eksiklikleri vardır.While this is a viable setup, it has a number of shortcomings.
Memelilerde ve kuşlarda, hyoid düzenek daha da yalın hale gelmiştir.In mammals and birds, the hyoid is still more simplified.
Düzenek daha sonra bandajlarla sabitlenir.The arrangement is then secured with bandages.
Saf LHIIB düzenekleri nadirdir ve Tiryns, Asine ve Korakou kaynaklıdır.Pure LHIIB assemblages are rare and originate from Tiryns, Asine and Korakou.
Bu düzenekler,The implements,
Zaman ayarlı düzenek: Önceden belirlenmiş bir zaman sürecini takiben patlayan tetikleme düzeneğidir.Zeitzünder lassen eine Sprengladung nach einer bestimmten, vorher festgelegten Zeit explodieren.
Makaralı düzenekleri bulunan modern lokomotiflerde bu değer daha az kabul edilebilir.Durch Verdrängung durch modernere Lokomotiven sinkt diese Leistung.
Bir sonraki aşama haraketlendirilecek olan nesneye düzenek kurulmasıdır.Der nächste Gipfel ist der Fongen, zu dem man Tagestouren machen kann.
Yalitimin sorun olduğu dönemlerde kullanilmaya başlana bir duzenektir.Zu Beginn von A Question of Time gibt es eine Wiederholung des Intros.
Tourbillon düzenek 3 yıldan uzun bir süre boyunca geliştirilmiştir.Polygon wurde innerhalb von zehn Monaten entwickelt.
Aynı yıl içerisinde Wheatstone iki düzenek daha tanıttı.Wie auch im Vorjahr setzte Toyota zwei Fahrzeuge ein.
Örneğin öyküdeki işkence düzenekleri filmin sadece son 10 dakikasında yer alıyordu.En effet, la scène de torture dont parle la nouvelle n'apparait que dans les dix dernières minutes du film.
Aynı yıl içerisinde Wheatstone iki düzenek daha tanıttı.Cette même année, Tourniquet fait paraître deux DVD.
Tourbillon düzenek 3 yıldan uzun bir süre boyunca geliştirilmiştir.L’affaire Rohan remonte à plus de trois ans.
Bu düzeneklere Van de Graaff hızlandırıcısı veya jeneratörü denir.Ce gradateur est appelé accelerator ou contrôleur.
Motorda çevrim sonrasında oluşan atık gaz bu düzenekle dışarı atılır.Le moteur de l'étage suivant est alors allumé.
2006 yılında, otomatik kurmalı yeni nesil mekanik düzenekler piyasaya sürülmüştür.En 2006 se lanza una nueva generación de movimientos mecánicos de remontaje automático.
Askeri düzenekte ama sivil otoriteye bağlı.La autoridad militar estará siempre subordinada a la autoridad civil.
Bu düzenek vinç ile benzerlik taşımaktadır.Esta característica la comparte con el eólico.
Bu düzenek tüp tarayıcılarda görülen bozulmaları da ortadan kaldırır.Este desenlace también elimina la escena donde se dispara a los velociraptores.
Tourbillon düzenek 3 yıldan uzun bir süre boyunca geliştirilmiştir.El desarrollo del movimiento Tourbillon llevó más de 3 años.
Bu tip düzenekleri sıklıkla şov programlarında ve reklamlarda görülür.Suelen aparecer en talk shows y programas parecidos.
Diğer bir devindirici düzenek ailesi parçalara ayrılmış dingileri temel alır.Ordenó que lo que quedaba de las posesiones familiares fuese dividido entre sus hijos.
2006 yılında, otomatik kurmalı yeni nesil mekanik düzenekler piyasaya sürülmüştür.Nel 2006, viene lanciata una nuova generazione di movimenti meccanici a carica automatica.
1976’da, neslinin en küçüğu olan, kuvars düzenek 7P Kalibre çıkar.Nel 1976, viene lanciato il Calibro 7P, il più piccolo movimento al quarzo della sua generazione.
Yıllar boyunca birçok değişik alet ve deneysel düzenek test edilmiştir.In passato sono state utilizzate e testate diverse preparazioni vaccinali.
Fakat Andrei daha önceden hazırladığı düzenek sayesinde oradan kurtulmayı başarmıştır.Conrad riesce però a liberarle come aveva promesso.
Tourbillon düzenek 3 yıldan uzun bir süre boyunca geliştirilmiştir.Pottermore разрабатывался в течение двух лет.
Askeri düzenekte ama cephe gerisi destek birimleri.أي كل الطاقم ما عدا قسم الإنقاذ.
Tourbillon düzenek 3 yıldan uzun bir süre boyunca geliştirilmiştir.تم تجاهل قرارات بابينو لمدة تقارب ثلاث سنوات.
Atwood düzeneği, klasik mekanik prensiplerini göstermek adına kullanılan yaygın bir düzenektir.وتُعد آلة أتوود وسيلةً تعليميةً شائعة في الفصول الدراسية وتُستخدم لشرح مبادئ الميكانيكا الكلاسيكية.
Düzenek şöyleydi: Sunak taşının (A) altındaki boru su dolu bir kabın (B) içine giriyor.و ذات السّليم: ماء لبنى صخر بن ضمرة قرب الجار.
Bir sonraki aşama haraketlendirilecek olan nesneye düzenek kurulmasıdır.والسؤال في المسيرة هو أي نوع من الحركات التنظيمية ستكون موجودة أيضًا.
2006 yılında, otomatik kurmalı yeni nesil mekanik düzenekler piyasaya sürülmüştür.Em 2006, foi lançada uma nova geração de movimentos mecânicos de corda automática.