Değişim toplantıları etkileyen bir hatayı düzeltti.Исправлена ошибка, влиявшая на функциональность собраний Exchange.
Daha sonrasında sözünü geri aldı ve düzeltti.Потом он понял, и исправил свою ошибку.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Чиаурели закрыл глаза.
Tüm bu olanlardan sonra Duff dişlerine bir operasyon daha yaptırdı ve düzelttirdi.بعد كل هذا قامت داف بعملية مرة أخرى، وعدلت أسنانها.
Bu değişiklik boya sorununu düzeltti.وكانت هذه السورة تعدل سورة البقرة.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Lamarca ainda tinha os olhos abertos.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Maar Laynez onttrok zich aan aller ogen.
Sonuç olarak, taşıma ve sürükleme ile ilgili kendilerinden öncekilerin yaptıkları hataları düzelttiler.Tegenstanders beschuldigden haar van een vroegere ontuchtige levenswandel, wat zij zelf ook toegaf.
Direksiyonu düzelttikten hemen sonra aracı kaymaya başladı ve hızla bir duvara çarptı.Wagon zaczął zjeżdżać w dół z nadmierną prędkością i uderzył w ścianę.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Stanisław Patrzykąt uł.
Galen’in 200’den fazla hatasını düzeltti.При цьому він викрив і усунув численні помилки Клавдія Галена (понад 200).
Nash 1994’te Nobel Ödülü’nü kazandıktan sonra aralarını düzelttiler ve 1 Haziran 2001’de tekrar evlendiler.Poté co Nash získal Nobelovu cenu, obnovili svůj vztah a 1. června 2001 se znovu stali manželi.
591 yılında Childebert Lombardlar ve Bavarii ile aralarındaki ilişkiyi düzeltti.În 591, regele Childebert a normalizat relațiile sale cu longobarzii și cu bavarezii.
İki uzay yürüyüşü gerçekleştirerek istasyonu tamir ettiler ve yörüngesini düzelttiler.Satelliitin järjestelmät korjattiin kahdella avaruuskävelyllä ja se palautettiin kiertoradalleen.
Stanley ise son detayları düzeltti.Howard hyväksyi ne pienin korjauksin.
Galen’in 200’den fazla hatasını düzeltti.Κατά τη διάρκεια της σταδιοδρομίας του, διόρθωσε περισσότερα από 200 λάθη του Γαληνού.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Αντίθετα από τον άνω ορθό μυ κινεί το μάτι προς τα κάτω.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Kriton lukkede hans øjne og mund.
Kendimi düzelttim.Jeg rettede mig selv.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Oidipus straffet seg selv ved å stikke ut øynene sine.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Dengan berat Tita membuka matanya.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Thoth đã dùng phép phục hồi con mắt của ông.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.クロちゃんは表情が変わり涙目になっていた。
Ayrıca Wood ile ilişkisini tekrardan düzelttiğini belirtti.また、大和との関係も修復した。
Stanley ise son detayları düzeltti.茲將詳細規則做一番整理。
Harezmi, Batlamyus’un Afrika ve Orta Doğu'yla ilgili verilerini sistematize etti ve düzeltti.花拉子米對托勒密在非洲及中東方面的資料作出整理及修正。
Harezmi, Batlamyus’un Afrika ve Orta Doğu'yla ilgili verilerini sistematize etti ve düzeltti.그는 아프리카와 중동 지역에 관한 프톨레마이오스의 자료를 체계화하고 고쳤다.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.레빈은 이처럼 자신의 시각을 확장한다.
Galen’in 200’den fazla hatasını düzeltti.סך הכול צנח גונורין בחייו כ־200 פעמים.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.לבנון שיקמה את תשתיותיה.
Harezmi, Batlamyus’un Afrika ve Orta Doğu'yla ilgili verilerini sistematize etti ve düzeltti.Ал-Хорезми систематизира и коригира географските сведения на Клавдий Птолемей за Африка и Близкия изток.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Лукан прерязва вените си.
Tom yatağını düzeltti.Том оправи леглото си.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Poncije je oprao ruke.
Değişim toplantıları etkileyen bir hatayı düzeltti.Užkariavimus lydėjo permaininga sėkmė.
Ama karnınızın içini yeniden düzenleyip kan akışını düzelttim.Men jag ordnade till dina inälvor och förbättrade blodflödet.
Ama karnınızın içini yeniden düzenleyip kan akışını düzelttim.Men jeg rettede din mave til og forbedrede blodomløbet.
Ama karnınızın içini yeniden düzenleyip kan akışını düzelttim.-mutta järjestin mahaasi uudelleen.
Ama karnınızın içini yeniden düzenleyip kan akışını düzelttim.Pero he ordenado el interior del vientre y he mejorado la circulación sanguínea.
Ama karnınızın içini yeniden düzenleyip kan akışını düzelttim.Όμως, άλλαξα τη διαρρύθμιση στην κοιλιά σου και βελτίωσα τη ροή του αίματος.
Bu doğru. Düzelttin.Đúng vậy.
Bu doğru. Düzelttin.맞다
Bu doğru. Düzelttin.Presne!
Bu doğru. Düzelttin.Właśnie tak!
Bu doğru. Düzelttin..זה נכון
Bu doğru. Düzelttin.هـــذا صحيح , محقّ
Bu doğru. Düzelttin.さぁ これプレゼントよ
Bu yüzden, gereksiz olan çok sayıda engebeyi düzelttik.Also haben wir viele unnötige Unebenheiten geglättet.
Bu yüzden, gereksiz olan çok sayıda engebeyi düzelttik.De modo que allanamos muchos de los baches que resultaban innecesarios.
Bu yüzden, gereksiz olan çok sayıda engebeyi düzelttik.Nous avons donc réduit la taille de beaucoup de bosses qui n"étaient pas indispensables.
Bu yüzden, gereksiz olan çok sayıda engebeyi düzelttik.Wygładziliśmy więc sporo wybojów.
Bu yüzden, gereksiz olan çok sayıda engebeyi düzelttik.Zarovnali jsme proto spoustu nerovností, které nebyly potřeba.
Çok ilginç bir mail yazdı ve beni düzeltti.멋진 편지를 받았으며, 그는 매우 흥미로운 이메일로
Çok ilginç bir mail yazdı ve beni düzeltti.Той ми написа много интересен имейл, в който ме поправя.
Çok ilginç bir mail yazdı ve beni düzeltti.د. ستيفن بايلور من جامعة بنسلفانا وكتب لي رسالة بريد الكتروني جيدة
Çünkü, size atmosferik hataları düzelttiğimizi söylerken, aslında yapabildiğimiz sadece yarısını düzeltmekti.왜냐하면 저는 대기의 어른거림을 보정하고 있습니다만, 사실 에러의 절반 정도밖에 보정되어 있지 않습니다.
Çünkü, size atmosferik hataları düzelttiğimizi söylerken, aslında yapabildiğimiz sadece yarısını düzeltmekti.Mówiłam, że potrafimy kompensować szum ziemskiej atmosfery, ale tak naprawdę kompensujemy tylko 50% błędu.
Çünkü, size atmosferik hataları düzelttiğimizi söylerken, aslında yapabildiğimiz sadece yarısını düzeltmekti.لأنه، في الحقيقة، بينما أقول كنا نصحح تأثيرات الغلاف الجوي، فنحن بالحقيقة نصحح فقط نصف الأخطاء الناتجة
Çünkü, size atmosferik hataları düzelttiğimizi söylerken, aslında yapabildiğimiz sadece yarısını düzeltmekti.していますが、実際はエラーの 半分くらいしか補正できていないのです このために大気へ向けてレーザーを投射していますが
Hardware'i kontrol ettim, bir kaç hata buldum, hataları düzelttik, ve devre kartları yapmaya başladık.Eu testei o hardware, encontrei alguns bugs, nós os corrigimos, assim, começamos a fazer as placas...