Her insanda, düzeltecek pek çok kusur vardır.In every man, there are many flaws to correct.
Mary bunu düzeltecek.Mary will fix it.
Bunu nasıl düzelteceksin?How are you going to fix that?
Onu nasıl düzelteceksin?How will you fix it?
Tom yatakları düzeltecek.Tom will make the beds.
Zaman bunu düzeltecek.Time will fix this.
Tezimi düzeltecek birisine ihtiyacım var.I need someone to proofread my thesis.
Yazımı düzeltecek birisine ihtiyacım var.I need someone to proofread my essay.
Kitabımı düzeltecek birisine ihtiyacım var.I need someone to proofread my book.
Tom bunu düzeltecek.Tom is going to fix this.
Tom onu düzeltecek.Tom is going to fix that.
Sami onu düzeltecek.Sami is gonna fix that.
Tom bunu düzeltecek, değil mi?Tom is going to fix that, isn't he?
Mutlaka olacak şeylerden birisi de bunun bizi düzeltecek olması.Another thing that's for sure going to happen is that it will calibrate us.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.But I got some medicine here that just might shake things loose.
Bu bizi düzeltecektir, göreceksin.This makes us even, you see.
Herşeyi düzeltecek."He's going to fix all this."
Onları doğru yola iletecek ve durumlarını düzeltecektir.He will show them the way, and better their state,
Allah onları doğru yola iletecek ve durumlarını düzeltecektir.He will show them the way, and better their state,
Onlara yol gösterecek ve işlerini düzeltecektir.He will show them the way, and better their state,
Eğer bir haksızlık yapıldıysa, bunu düzeltecek daha yüce bir adalet var.If an injustice was done, there is a higher justice that will make it right.
Ancak bu para kısa süreliğine de olsa durumumu düzeltecektir.Das bessert die Lage, allerdings nur kurzfristig.
Ve okuduktan sonra elbette düzeltecek idin.Tras leerlo se lo queda.
Kolların ileriye ve geriye hareketlerindeki çeşitlilik, ayrıca uzun adımların uzunluğunu da düzeltecektir.L'ampiezza del movimento delle braccia in avanti e all'indietro regola l'ampiezza del passo.
Bu nedenle bu yanlışları düzeltecek eğitimli bir gruba ihtiyaç bulunmaktaydı.لذلك، تم تصميم برنامج تجريبي جديد للمساعدة في إصلاح هذا الخطأ.
Fakat NASA bu problemi düzelteceklerinden kendileri emindiler.لذلك قامت ناسا بتعديل البرمجة لتصحيح هذا لخطأ.
Fakat NASA bu problemi düzelteceklerinden kendileri emindiler.Nasa heeft het probleem verholpen.
Ve okuduktan sonra elbette düzeltecek idin.Kto je będzie znał odczytać, temu się otworzy.
İki taraf, Danimarka ve ABD ile olan anlaşmaları nasıl düzeltecekleri konusunda görüşmeye başlamıştır.与比利时和巴伐利亚签署条约,恢复与美国的关系。
Ancak bu para kısa süreliğine de olsa durumumu düzeltecektir.그러나 이러한 현상은 시간이 지나면 개선될 것으로 보인다.
Bu nedenle bu yanlışları düzeltecek eğitimli bir gruba ihtiyaç bulunmaktaydı.Za njihovo popravilo je bil potreben strokovnjak.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Aber ich habe hier ein Medikament, das Dinge loslösen kann.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Ale mam tu dla ciebie lek, który może ulży ci choć trochę.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Am un medicament care ar putea ajuta.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.하지만 저에겐 정신을 몽롱하게 만드는 약이 있죠.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Maar hier heb ik wat medicijn die de dingen wat draaglijker kan maken.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Ma io ho una medicina che potrebbe scuotere le cose.♫
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Mais j'ai quelques médicaments ici qui pourrait secouer ces mauvaises choses.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Nhưng tôi có phương thuốc có thể làm vơi đi phần nào.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Van nekem egy gyógyszerem, ami feloldja a dolgokat,
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Но имам едно лекарство тук, което може просто да разхлаби нещата.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.Я принял кое-какие таблетки, они помогли мне немного забыться.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.אבל יש לי פה תרופה שאולי תנער ותשחרר את הכל.
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.ولكني أستخدمت بعض الادوية في تلك الفترة لكي أُنقذ نفسي من بعض الاشياء التي كانت تحدث لي
Ama ilacın burada işte, durumları düzeltecek.これを聴いたら また明日の朝に電話をくれ
Bence eğer bunu düzelteceksek, yapmamız gereken şeylerden biri제가 보기에 우리가 이 사태를 개선하고자 한다면, 먼저 해야할일 중 하나는
Bence eğer bunu düzelteceksek, yapmamız gereken şeylerden biriTôi nghĩ rằng nếu chúng ta sửa lỗi này, một trong những điều chúng ta phải làm
Bence eğer bunu düzelteceksek, yapmamız gereken şeylerden biriЯ думаю, что если мы собираемся исправить это, одна из вещей которую надо изменить это то, как мы контролируем
Bence eğer bunu düzelteceksek, yapmamız gereken şeylerden biriאנו חושבת שכדי לתקן זאת, אחד הדברים שעלינו לעשות הוא
Bence eğer bunu düzelteceksek, yapmamız gereken şeylerden biriأعتقد أننا اذا ما كنا نعزم على تغيير هذا أحد الأشياء التي يجب علينا عملها
Bence eğer bunu düzelteceksek, yapmamız gereken şeylerden biri解決するには まず国内学校給食プログラムの
Bu bizi düzeltecektir, göreceksin.Ne sommes-nous pas a égalité maintenant ?
Bu bizi düzeltecektir, göreceksin.Сам видишь, это уравнивает нас.
Bu yüzden Kraliyet Vakfı, Kore tarihinin temsilcisi olarak... ...çarpıtılmış tarihimizi düzeltecek.والمؤسسة الملكية بما انها ممثلة تاريخ كوريا فستقوم بتصحيح تاريخنا المحرف(التعبير الاكثر دقة التاريخ المحذوف
Çünkü nihayetinde, Tanrı, mesih olarak dünyaya geldi. Herşeyi düzeltecek."왜냐하면 결국 신께서는 구세주를 통해 모든 것을 해결할 것이기 때문입니다."
Çünkü nihayetinde, Tanrı, mesih olarak dünyaya geldi. Herşeyi düzeltecek."Protože po tom všem, Bůh pracuje přes mesiáše.
Çünkü nihayetinde, Tanrı, mesih olarak dünyaya geldi. Herşeyi düzeltecek."כי אחרי הכל, אלוהים הוא המשיח. הוא יתקן את כל זה."
Çünkü nihayetinde, Tanrı, mesih olarak dünyaya geldi. Herşeyi düzeltecek."لأن بعد كل شئ، الإله يعمل عبر "المسيح". سيقوم بإصلاح كل هذا."
Çünkü nihayetinde, Tanrı, mesih olarak dünyaya geldi. Herşeyi düzeltecek."この思想が絶対のものとなります
Herşeyi düzeltecek."Dialah yang akan memperbaiki semua ini."