düzelme ile cümle
düzelme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İlişkiler düzelme seviyesine gelmiştir.Ich relacje ulegają poprawie.
Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür.Poprawa następuje u 50–60% osób objętych leczeniem.
Maddi durumun düzelmesi kulübün sonuçlarına da etki gösterdi.Dobrze gospodarując dochodami klasztoru sprawił również, iż poprawiła się jego sytuacja materialna.
Phocas'ın altında bile ılımlı bir düzelme gerçekleşmiş olabilir.Równocześnie w zakładzie kuracyjnym mogło przebywać ok.
Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür.Förbättringar ses hos 50–60 % av de som behandlas.
Yarısında 2 yaş civarında tam düzelme olur.Upplagan mer än halverades på några få år.
İlişkiler düzelme seviyesine gelmiştir.Справа дійшла до реорганізації.
Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür.Ke zlepšení dochází u přibližně 50–60 % léčených osob.
Onun döneminde yoksulluk belirgin oranda düşmüş ve siyahilerin ekonomik durumunda düzelme gözükmüştür.Malíř byl v té době v neutěšené finanční situaci a k černé barvě se dostal za velice výhodných podmínek.
Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür.În cazul a 50–60% dintre pacienții tratați se obțin rezultate îmbunătățite.
Yine de 1994 seçimlerinde, ekonomik düzelme sayesinde az farkla seçimleri kazandı.Spre exemplu, în 1991, India nu a avut altă opțiune decât să implementeze reforme economice.
Maddi durumun düzelmesi kulübün sonuçlarına da etki gösterdi.Reunificarea reușită a statelor a avut consecințe și asupra numelui țării.
Savaş sonrası Almanya’da ekonomi bir türlü düzelmemişti.După război, economia Germaniei s-a prăbușit.
Yarısında 2 yaş civarında tam düzelme olur.Ating dezvoltarea completă abia la 2 ani.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.Nu este deloc mulțumit cu activitatea servitorului său, dar nu îi stă în atribuții să îl concedieze.
Tekararlayan ataklar sonrası düzelme zorlaşır hatta durabilir.Vauriota on vaikeaa korjata jälkikäteen.
İlişkiler düzelme seviyesine gelmiştir.Asioitten on aika alkaa parantua.
Savaş sonrası Almanya’da ekonomi bir türlü düzelmemişti.Ison-Britannian sodan jälkeinen talous oli huonossa kunnossa.
Ateş kendiliğinden düzelme ve sonra bir iki gün için geri dönme eğilimdedir.De starter et bål og venter til om morgenen, hvor de vender om.
1838'deki kısa süreli düzelmeye karşın, durgunluk aşağı yukarı yedi yıl boyunca devam etti.Til tross for en kort opptur i 1838, fortsatte tilbakegangen i omtrent sju år.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.Han er en tøffing med tvilsom bakgrunn, men skyr ingen anstrengelser for å løse sine klienters problemer.
Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür.Hasilnya lebih baik pada 50–60% pasien yang diobati.
Bu bölge iyi bir dinlenmeyle düzelmektedir.Segera kota ini menjadi tempat peristirahatan terkenal.
1838'deki kısa süreli düzelmeye karşın, durgunluk aşağı yukarı yedi yıl boyunca devam etti.1838年に一時回復したとはいえ、景気後退は約7年続いた。
Phocas'ın altında bile ılımlı bir düzelme gerçekleşmiş olabilir.芳醚也可发生类似的重排。
2002'de felç geçirmiş, uzun süre konuşma güçlüğü çekmiş ve durumunun düzelmesi yıllar sürmüştür.그녀는 2002년 가을에 손을 다쳐 현재에도 손을 움직이는 데에 상당한 장애가 남아있다.
Bu bölge iyi bir dinlenmeyle düzelmektedir.בשכונות המבוססות התמודדו יפה עם ההפסקה.
Bu olaydan sonra kariyeri asla düzelmedi ve 1820'lerde Paris'te, aç ve fakir bir şekilde öldü.מונטפורת לא התאושש מהמכה, ולבסוף נפטר בסביבות שנת 1820 בפריז, עני ומורעב.
Tekararlayan ataklar sonrası düzelme zorlaşır hatta durabilir.קשה עד בלתי אפשרי לתקן נזק זה בהמשך החיים.
Burada durumu düzelmeyen Effi 29 yaşında ölür.Филип умира бездетен на 29 години.
Ancak klinik düzelmenin derecesi pek çok faktöre bağlıdır.Степента на редукцията зависи от няколко фактора.
Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür.Poboljšanje se bilježi u 50-60 % liječenih osoba.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.On priznaje ovisnost, no govori kako ona ne predstavlja problem jer mu ne remeti posao.
Ancak klinik düzelmenin derecesi pek çok faktöre bağlıdır.Teža klinične slike je odvisna od mnogih dejavnikov.
Yarısında 2 yaş civarında tam düzelme olur.Pilnai subręsta maždaug dvejų metų amžiaus.
Sebebi biliniyorsa ve hasta acilen tedavi edilirse düzelme şansı oldukça yüksektir.Jei liga anksti nustatoma ir skubiai gydoma, įmanomas visiškas pasveikimas.
ABD'deki sağlık sisteminin düzelmesine yardım etmeliler.Aider les États-unis à réparer leur système de santé.
ABD'deki sağlık sisteminin düzelmesine yardım etmeliler.고쳐주는 일이 사업성이 있어 보입니다.
ABD'deki sağlık sisteminin düzelmesine yardım etmeliler.בעזרה לתקן את מערכת הבריאות שבארצות הברית.
ABD'deki sağlık sisteminin düzelmesine yardım etmeliler.بالمساعدة في إصلاح النظام الصحي في الولايات المتحدة.
ABD'deki sağlık sisteminin düzelmesine yardım etmeliler.(笑い)
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Aku bisa melihat sejelas mungkin bahwa semua brainstorm membaik Bobbie keluar pengetahuan.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.나는 이러한 모든 brainstorms 바비을 개선 있다고 노골적으로 최대한 볼 수 지식.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Ik kon zo duidelijk mogelijk te zien dat al deze brainstorms waren het verbeteren van Bobbie uit van kennis.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Jag kunde se så tydligt som möjligt att alla dessa brainstorming var bättre Bobbie ut av kunskap.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Jeg kunne se så tydeligt som muligt, at alle disse brainstorms var forbedre Bobbie ud af viden.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Láttam a világosan lehetséges, hogy mindezek a brainstorms voltak javítása Bobbie ki a tudás.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Saatoin nähdä yhtä selvästi kuin mahdollista, että kaikki nämä aivoriihiä paranivat Bobbie ulos tiedon.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Tôi có thể thấy rõ ràng nhất có thể rằng tất cả những brainstorms được cải thiện Bobbie kiến thức.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Viděl jsem, jak je to možné tak jasně, že všechny tyto skic se zlepšovaly Bobbie se znalostí.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Videl sem, kot očitno je mogoče, da so vsi ti soočanja idej je bilo izboljšanje Bobbie ven znanja.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Videl som, ako jasne je to možné, že všetky tieto skíc sa zlepšovali Bobbie sa znalostí.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Widziałem, jak po prostu, jak to możliwe, że wszystkie te burzy mózgów poprawiają Bobbie się wiedzy.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Θα μπορούσα να δω ως απλά του δυνατού, ότι όλες αυτές οι brainstorms ήταν η βελτίωση Bobbie έξω της γνώσης.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Можех да видя колкото е възможно по-ясно, че всички тези brainstorms са подобряване на Боби на знанието.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Я міг бачити так ясно, як можливо, що всі ці поліпшення мозковий штурм були Боббі з знань.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.Я мог видеть так ясно, как возможно, что все эти улучшения мозговой штурм были Бобби из знаний.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.استطعت أن أرى بوضوح قدر الإمكان أن كل هذه محبين وتحسين بوبي خارج المعرفة.
Ben tüm bu beyin fırtınaları Bobbie düzelmekte olduğunu, mümkün olduğu kadar sade görebiliyordum bilgi.知識の。 それがすべて終わったとき、彼はおそらく一種の再ひとでなしになるが、それかもしれない
Bir daha da düzelmedi. Elinize ne oldu? Bisikletten düştüm.Κάποτε αποφάσισα να περιποιηθώ τον κήπο... να κόψω τα χορτάρια, να τα κάψω, να κλαδέψω...